25 yıl önce kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ülkedeki yokluğu, yasakları ve yolsuzlukları önlemek vaadi ile iktidara gelmişti.
Aradan geçen “Çeyrek Yüzyıl”dan sonra geldiğimiz nokta ne?
Her yandan yolsuzluk fışkırıyor.
Merkez Bankası’nda Başkan Yardımcılığı yapmış 3 kişi... Erkan Kilimci, Emrah Şener ve Taha Çakmak...
Bunların üçünün de cebimizde taşıdığımız paralarda imzaları var. 50 liraların üzerinde Taha Çakmak’ın, 200 liraların üzerinde ise Emrah Şener ve Erkan Kilimci’nin imzaları bulunuyor. Devletin en muteber kurumlarından biri olan Merkez Bankası’nın güvenilir kişileriydi bunlar... Yani öyle sanılıyordu! Meğerse ülkedeki çürüme onlara da bulaşmış...
1) Emrah Şener: Dolandırıcılıktan tutuklandı, bir süre yattıktan sonra yurt dışına çıkış yasağı konularak elektronik kelepçe ile ev hapsine alındı.
2) Erkan Kilimci: Milyarlık fon vurgununda ilk tutuklananlardan biri oldu.
3) Taha Çakmak: Fon Vurgunu Soruşturması kapsamında “Şüpheli” olarak dosyada yer aldı. Bütün mal varlığı donduruldu. Yurt dışı yasağı verildi. Türkiye Sigorta Genel Müdürlüğü görevinden istifa etmek zorunda kaldı.
Merkez Bankası Başkan yardımcısı olabilmek için liyakat ve becerinin yanı sıra güvenilir, muteber kişi olmak gerekir.
Ülkenin muteber sanılan kişileri böyleyse, gerisini artık siz düşünün.
“Çürümek”, “Kokuşmak” kelimeleri bile durumu ifade etmeye yeterli olmuyor.
İYİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Turhan Çömez, “Gökten 3 çürük elma düştü, üçü de Merkez Bankası’na düştü. Her üçünün de cebimizdeki parada imzası var” diye ironi yaptı.
Tabii ki, çürük elmalar gökten düşmüyor.
“Vurgunların siyasi ayağı” ortaya çıkartılmadıkça çürük elmaların tepemize nereden düştüğünü öğrenemeyeceğiz:
★★★
Bu üç bankacıyla vurgun olayı kapanacak mı?
Soygunun siyasi ayağı ortaya çıkartılmayacak mı?
Fon vurgununun patlak verdiği günden bu yana bir aydan fazla zaman geçti.
İktidar önceleri kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağını açıkladı ama sorumlu Borsa İstanbul yönetiminden de, Sermaye Piyasası Kurulu’ndan istifa eden ya da gözaltına alınan tek kişi olmadı.
“Benim yoğurdum ekşi” diyen yok, hepsi de “Biz görevimizi yaptık” iddiasında...
Herkes işini lâyıkıyla yapmış olsa, Türkiye’ye çok büyük darbe indiren bu olay meydana gelebilir miydi? Korkunç vurgun kendi kendine oluşmadı ya...
Denetlemesi gereken makamların buharlaşan paralarda sorumluluğu var!
Eğer ülkede yapılan her yolsuzluk, siyasi nedenlerle yapanın yanında kâr kalırsa, inanın ki ülkemiz hiçbir zaman belini doğrultamaz.
Kurtuluşumuzun tek yolu GÜVEN sağlamak!
Uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI (Morgan Stanley Capital Intrnational) diye bir kuruluş var.
Dünya çapında çok önemli bir kurum bu...
Yeryüzündeki büyük şirketler dahil tüm yatırımcılar, hangi ülkeye yatırım yapacaklarına karar verirken MSCI endekslerine ölçü alırlar.
İşte bu kurum Türkiye’ye ait belirli endeks değişikliklerini ikinci bir uyarıya kadar dondurduğunu açıkladı. MSCI, piyasa düzenleme ve denetiminde Haziran 2027’ye kadar düzelme sağlanmaması halinde Türkiye’nin “Emerging Markets” “Gelişmekte olan piyasa” statüsünden çıkartılıp, alt kademeye düşürüleceği uyarısında bulundu.
Böyle bir durum ekonomimiz için çok büyük bir darbe olur.
Uluslararası piyasalarda GÜVEN KAYBI felakettir!
O güveni sağlamak için ne gerekiyorsa yapmalıyız!
İçine düştüğümüz ıstırap girdabından başka türlü çıkamayız.
Kurtuluşumuzun tek yolu en başta hukuk ve özgürlükler olmak üzere her alanda GÜVEN sağlamaktır!
GÜNÜN SÖZÜ
İlk aldatışta kabahat aldatanın, ikincisinde ise kabahat senindir!