Dağ havasını taklit eden 2 ilaç Parkinson belirtilerini hafifletti
Bilim insanları, dağ havasındaki düşük oksijen seviyesini taklit eden 2 ilacı Parkinson belirtileri gösteren farelerde denedi. Hareket sorunları başladıktan sonra uygulanan tedavi, farelerin hareket becerilerinde iyileşme sağladı.
Dağ havasındaki düşük oksijen seviyesini taklit eden deneysel bir ilaç kombinasyonu, Parkinson benzeri belirtiler gösteren farelerde hareket becerilerini iyileştirdi. Bilim insanları, hastalığın neden olduğu sorunları hafifletmek amacıyla dokulara oksijen iletimini azaltan 2 bileşiği birlikte kullandı.
Tedaviye hareket sorunları başladıktan sonra geçilmesi de araştırmanın dikkat çeken sonuçları arasında yer aldı, ancak yöntemin insanlarda işe yarayıp yaramadığı henüz bilinmiyor.
İlaçlar düşük oksijenli ortamın etkisini taklit ediyor
Beyin, görevlerini yerine getirebilmek için sürekli oksijene ihtiyaç duyar, ancak hücrelere ulaşan oksijenin gerektiği gibi kullanılamaması, çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bilim insanları, bu dengeyi araştırırken dağ havasındaki düşük oksijen koşullarının bazı etkilerini ilaçlarla taklit etmeyi denedi.
Araştırmacılar, bu yaklaşımı “hap şeklinde hipoksi” olarak tanımlıyor. Hipoksi, dokuların yeterli oksijen alamaması anlamına geliyor. Yöntemin amacı, düşük oksijenli hava solumanın bazı etkilerini ilaçlar aracılığıyla ortaya çıkarmak.
Parkinson hastalığı, hareketlerin kontrolünde rol oynayan dopamin adlı kimyasalı üreten beyin hücrelerine zarar veriyor. Hastalıkta ayrıca alfa-sinüklein adı verilen bir protein beyinde birikiyor. Bu birikim, hücrelerin enerji üretiminden sorumlu mitokondrilere zarar verebiliyor.
Mitokondriler enerji üretmek için oksijen kullanıyor. Ancak bu yapıların işlevi bozulduğunda hücrelere ulaşan oksijen ile hücrelerin tükettiği oksijen arasındaki denge de değişebiliyor.
Harvard Tıp Fakültesi'nden doktor ve bilim insanı Vamsi K. Mootha, ScienceAlert'e yaptığı açıklamada, mitokondriler düzgün çalışmadığında oksijenin yeterince tüketilemeyebileceğini belirtti. Bu durum, dokulara sağlanan oksijen ile hücrelerin kullandığı oksijen arasında uyumsuzluğa yol açabiliyor.
Ekip, oksijen iletimini azaltarak bu uyumsuzluğu ve buna bağlı hücresel hasarı sınırlamayı hedefliyor.
2 ilaç birlikte kullanıldı
Araştırmacılar, 2025 yılında yayımlanan bir çalışmada Parkinson benzeri belirtiler gösteren farelerin düşük oksijenli hava solumaktan fayda gördüğünü ortaya koymuştu. Deneyde, normal havadaki yaklaşık yüzde 21'lik oksijen oranı yerine yüzde 11 oksijen içeren hava kullanılmıştı.
Yeni araştırmada ise benzer bir etkinin ilaçlarla elde edilip edilemeyeceği incelendi.
Hong Wang ve meslektaşları, birbirini tamamlayan iki bileşiği birlikte kullandı. GBT601 adlı ilk bileşik, hemoglobinin dokulara oksijen bırakmasını azaltıyor. Vücut bu durumu daha fazla kırmızı kan hücresi üreterek telafi edebildiği için araştırmacılar tedaviye PT2399 adlı ikinci bileşiği de ekledi. Bu bileşik, vücudun söz konusu telafi mekanizmasını sınırlandırmayı amaçlıyor.
Tedavi, hareket sorunları başladıktan sonra uygulandı
Deneyde bilim insanları, farelerin beyinlerine alfa-sinüklein fibrilleri enjekte ederek protein birikimini ve hareket güçlüklerini tetikledi. Altı hafta sonra, farelerde hareket sorunları ortaya çıktığında ilaç tedavisine başlandı.
İlaç kombinasyonu altı hafta boyunca her gün ağızdan verildi. Bu süreçte tedavi edilen farelerin direk üzerinde hareket etme ve kafes kapağına tutunma testlerindeki performansı iyileşti. Yalnızca sıvı enjeksiyonu yapılan kontrol grubundaki farelerde ise hareket sorunları ilerlemeye devam etti.
Araştırmacılar ayrıca tedavinin beyindeki oksijen fazlalığını azalttığını ve beyin dokusundaki yağ hasarının bir göstergesini düşürdüğünü belirledi. Bununla birlikte, kaygı benzeri davranışları ölçen testte herhangi bir iyileşme görülmedi.
Mootha, hem düşük oksijenli hava soluma hem de ilaç tedavisiyle elde edilen iyileşmelerin, uygulamanın başlamasından sonraki bir ila iki hafta içinde görülebildiğini ifade etti.
Sinir hücrelerinin korunup korunmadığı henüz bilinmiyor
Hareket becerilerindeki iyileşme, sinir hücrelerinin onarıldığı anlamına gelmiyor.
Mootha, 2025 yılında yapılan deneyde tedaviye başlandığında farelerin hareket sorunları yaşadığını ancak henüz tespit edilebilir bir sinir hücresi kaybı bulunmadığını açıkladı. Farelerin hareket yetenekleri, beyindeki alfa-sinüklein birikimi değişmeden iyileşti. Ayrıca sonraki süreçte sinir hücresi kaybının önüne geçildiği bildirildi.
Ancak yeni araştırmanın ana makalesinde dopamin üreten nöronların sayısına ilişkin ölçümler yer almadı. Bu nedenle ilaç kombinasyonunun söz konusu hücreleri koruyup korumadığı henüz belirlenemedi.
2 farklı hastalık modelinde de denendi
Araştırmacılar, ilaç kombinasyonunu Parkinson modeli dışında iki farklı hastalık modelinde de test etti.
Hücresel enerji üretimini etkileyen nadir bir hastalık olan Leigh sendromunu modelleyen farelerde, tedavi ortalama yaşam süresini 62 günden 158 güne çıkardı.
Hareket ve koordinasyon sorunlarına neden olan Friedreich ataksisi modelinde ise tedavi, mevcut belirtileri ortadan kaldırmadı ancak hastalığın daha fazla ilerlemesini önledi.
Ekip, kontrol grubu farelerde altı haftalık tedavinin ardından pulmoner hipertansiyonla ilişkili kalp ölçümlerinde artış tespit etmedi. Pulmoner hipertansiyon, akciğer damarlarındaki kan basıncının yükselmesiyle ortaya çıkan bir durum. Bu bulgu, uzun süreli düşük oksijenin olası riskleri açısından araştırmacılar için önemli bir gözlem oldu.
İnsanlarda kullanılabilmesi için daha fazla araştırma gerekiyor
Mootha, oksijen seviyesini düşürmenin tehlikeli olabileceğine dikkat çekerek güvenli ve etkili bir tedavi geliştirmenin önemli bir zorluk olduğunu vurguladı.
Araştırmacılar, şimdiye kadar elde edilen tüm sonuçların fareler üzerinde yürütülen klinik öncesi çalışmalara dayandığını belirtiyor. Bu nedenle ilaç kombinasyonunun insanlarda güvenli ve etkili olup olmadığını söylemek için henüz erken.
Çalışma, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlandı.