Cumhurbaşkanı tarafından yıl sonuna kadar emekli aylıklarına yönelik yeni bir mali düzenleme yapılacağının duyurulmasının ardından, gazete manşetlerinde ve Ankara kulislerinde baş döndürücü zam senaryoları dolaşmaya başladı.
Televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında %10 ile %20 arasında değişen refah payları, taban aylığın 30 bin liraya çekilmesi ve kök maaş düzenlemeleri gibi senaryolar havada uçuşuyor.
Emeklinin maaşında çok büyük iyileşme yapılacak havası yaratılmış durumda.
Böyle bir hava yaratılması televizyonda izlenme reytingini, gazetelerde satışları, internet sayfalarında tıklanmaları artırıyor.
Ama asıl sağladığı ise fon krizi nedeniyle bütün dikkatlerin bu alana yoğunlaştığı bir ortamda toplumun devasa bir kesiminin dikkatini farklı bir alana çekmeye hizmet etmesidir.
Anlayacağınız, farklı saiklerle emeklilerin duygularıyla, umutlarıyla, beklentileriyle oynanıyor.
Yapmayın!!!
Faiz ödemek zorundalar ama emekliye hak ettiğini vermek zorunda değiller
Emeklilerin toplam milli gelirden aldıkları pay son dönemde düştü. Hem de EYT ile artan emekli sayısına rağmen. Pastadan pay alan sayısı artmasına rağmen pasta küçüldü. Dilimler ise daha fazla küçüldü.
Yirmi dört çeyrektir büyüyen bir ekonomiden bahsediliyor. Ama emeklinin bu büyümeden alacağı refah payı pek fazla gündeme gelmiyor.
Anlayacağınız emekliler, zaten mevcut maaşlarından fazlasını hak ediyorlar. İstedikleri sadaka veya sosyal yardım değil.
Ama bir sorun var: Bütçe imkanları.
Faize, kur korumalı mevduata, garanti ödemelerine, görev zararlarına gelince hiç akla gelmeyen ama iş memur ve emekli maaşına gelince kuyumcu hassasiyeti ile gündeme gelen bütçe imkanları.
Önümüzdeki yıl 4 trilyona yakın faiz ödemesi var. İktidarın faiz ödemelerini yapmama şansı yok. Çünkü borç ve faiz zamanında ve tam olarak ödenmezse tekrar borç alamazlar.
Emekli maaş zammında aynı derecede tehlike görmüyorlar. Çünkü, TÜİK’in açıkladığı enflasyonu esas alır, üzerine bir iki puan koyarak zam yapar ve sonra TRT dahil neredeyse tüm medya imkanlarıyla; “Enflasyon üzeri zam verdik, bütün bütçe imkanlarını kullandık” propagandasını yapar biraz da sabır tavsiye ederek günü kurtaracaklarını düşünüyorlar. Ancak, bu eskimiş taktikler işe yaramayabilir. İnsanlar yoksulluğu iliklerine kadar hissediyorlar.
Peki emekli maaş zammı ne kadar olabilir?
Okurlarımız bilir, rakamlar ve gerçeklerle yorum yaparım. Görevimiz geçici bir süre için umut dağıtmak değil, gerçekleri söylemek.
Önümde 2027 yılı bütçesi, OVP ve SGK mali verileri var. Ben bu verilere bakarak konuşurum. Sosyal güvenlik alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Aziz Çelik de aynı yaklaşımı benimsemiş. Ulaştığımız sonuçlar benzer. Bu yüzden sayın Hocamızın bulgularını paylaşıyorum.
Sosyal güvenlik programı ödeneği 2026 yılındaki 1 trilyon 872 milyar lira seviyesinden, 2027 yılında 2 trilyon 887 milyar liraya yükselmektedir. İki yıl arasındaki yaklaşık 1 trilyon 15 milyar liralık artış büyük bir kaynak gibi sunulmaktadır. Oysa bu artışın içerisinde sağlık harcamaları, ilaç ödemeleri ve rutin enflasyon zamları bulunmaktadır. 1 trilyon 15 milyar liralık ilave artışın tamamı sağlık giderleri göz ardı edilerek 16.5 milyon emekli dosyasına doğrudan dağıtılsa bile, aylık kişi başı artış tutarı yalnızca 5 bin 100 lira ile sınırlı kalmaktadır.
Buna göre; bütçe sınırları dahilinde verilebilecek gerçekçi ilave iyileştirme en fazla aylık 2 bin ile 3 bin lira bandında bir seyyanen zam veya %3 ile %5 puanlık kısıtlı bir refah payından ibaret kalacaktır.
Emekli maaşı sosyal yardıma dönüştürülemez
Ancak burada hayati bir ilkesel çizgiye dikkat çekmek zorundayız. Emekli aylığı, prim esasına dayanan sosyal güvenlik sisteminin sunduğu kazanılmış bir haktır. Kamuoyunda senaryolar arasında yer aldığı belirtilen “hane geliri kriteri”, “bölgesel kira yardımı” veya “vatandaşlık maaşı” adı altında yürütülen sosyal yardım yaklaşımları son derece tehlikelidir. Emekli maaşını hak temelli bir sistemden uzaklaştırıp hane halkı muhtaçlık kriterlerine bağlamak, sosyal güvenlik sistemini kademeli olarak bir sosyal yardım ve sadaka mekanizmasına dönüştürür.
Yapılması gereken açık
Emekliye yapılacak iyileştirme, bütçenin elverdiği ölçüde birkaç bin liralık geçici bir destekle sınırlı kalmamalı. Emekli aylıklarının hesaplanma sistemi, prim-maaş ilişkisi ve yıllar içinde oluşan aylık farklılıkları da yeniden ele alınmalı.
Sonuç olarak emekliye zam yapılacaksa bunun adı, kapsamı ve kaynağı açıkça ortaya konulmalıdır. Bütçenin gerçekleri saklanmadan, karşılığı olmayan beklentiler yaratılmadan konuşulmalıdır.
Emekliler seçim dönemlerinde hatırlanacak, sonrasında unutulacak bir kesim değildir. Onlar bu ülkenin yıllarca çalışmış, üretmiş, prim ödemiş insanlarıdır.
Emeklilerin duygularıyla oynamayın. Onlara sosyal yardım değil, emeklerinin karşılığı olan insanca bir emeklilik geliri sağlayın.
Emekliler dahil tüm vatandaşlara da naçizane bir tavsiyem: Siyasetçiler bütçe tercihlerinde sizi kaçıncı sıraya koyuyorlarsa oy tercihinizde siz de onları o sıraya koyun. Bakın neler değişiyor.