Fabrikaya bilet bulmak

Müze gezmek denince akla tablolarıyla galeriler, tarihiyle saraylar gelir. Oysa bugün binlerce insan kapısında uzun kuyruklar oluşturmak için başka bir yere koşuyor... Fabrikalara.

Çin teknoloji devi Xiaomi’nin Pekin’deki elektrikli araç tesisinde otomasyon bandını izlemek için her ay 100 bin kişi kura çekimine katılıyor. Japonya’da Toyota’nın Almanya’da BMW’nin, ABD’de Boeing ve Ford’un tesisleri biletli ziyaretçilerle dolup taşıyor. Çünkü insanlar artık üretilen otomobili değil, o otomobili üreten geleceği izlemeye gidiyor. Işıkların kapalı olduğu, mola saatlerinin, sendikaların veya insan yorgunluğunun bulunmadığı “Karanlık Fabrikalar” çağındayız.

Sanayide yarım asırdır robotlar var.

Ancak dün ile bugün arasında devasa bir zihniyet farkı bulunuyor. Eski robotlar sadece ezberletilen daha doğrusu kodlanan hareketi tekrarlayan, parça sağa iki santim kaydığında üretimi tümden kilitleyen hantal kollardı. Bugün ise bacaklara, kollara ve sensörlere kavuştu.

ChatGPT’deki ‘T’ harfinin temsil ettiği, temellerini 2017’de Google’ın attığı Transformer mimarisi artık sadece metin yazmıyor. Bu teknoloji, kelimeler arasında kurduğu o devasa mantığı şimdi robotik dünyasına taşıyor.

Yapay zekâ; kameradan gördüğü görüntü, kulağıyla duyduğu komut ve robotik kolun yapacağı hareket arasında doğrudan ilişki kuruyor. Yani uzun zamandır cep telefonlarımızın ekranında ‘bir sonraki kelimeyi’ tahmin eden yapay zekâ, artık fabrikada ‘bir sonraki fiziksel hareketi’ tahmin ederek robota yaptırıyor.

‘Fiziksel Yapay Zekâ’ çağı da tam olarak böyle başladı.

Eski robotlara işi satır satır kodluyordunuz, yeni robota ise işi sadece gösteriyorsunuz. Öğrendiği bilgiyi, daha önce hiç görmediği farklı bir kutuyu taşımaya ya da farklı bir gömleği katlamaya uyarlayabilen, yani “genelleme” yapabilen robotlardan bahsediyoruz.

Çip devi Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın “trilyon dolarlık endüstri” dediği, Elon Musk’ın Tesla’nın geleceğini otomobillere değil tamamen kendisine teslim ettiği insansı robotlar işte bu yüzden hızla yükseliyor.

Çünkü içinde yaşadığımız dünya; kapısıyla, merdiveniyle ve aletleriyle insan bedenine göre tasarlandı. Ve insansı robot, fabrikayı değiştirmeden üretim alanına uyum sağlıyor.

★★★

Bu devasa dönüşümün merkezinde ise açık ara Çin var.

Dünyada üretilen ve devreye alınan her 100 yeni endüstriyel robotun 54’ü tek başına Çin fabrikalarına giriyor.

2024 verilerine göre Çin tek bir yılda 295 bin yeni robotu üretim hatlarına yerleştirirken; bu sayı ABD’de 34 bin, Almanya’da ise 27 binde kaldı. Çin’de her 10 bin imalat işçisine 567 robot düşüyor.

Üstelik Çin sadece robotu kullanmıyor; kendi fabrikalarında kurduğu robotların yüzde 60’ını yerli imkanlarla üretiyor.

Daha çok robot daha çok çalışma verisi; daha çok veri ise daha hızlı öğrenen algoritmalar anlamına geliyor. Çin bu kendi kendini besleyen çarkla küresel üretimi domine ederken, Batı dünyası sadece gümrük duvarları örmeye çalışıyor.

★★★

Peki dünya “Transformers” çağına girerken, “Terminatör” robotlarla sanayisini yeniden kurgularken biz neredeyiz?

Ne yazık ki biz yerli robotlarımızı çoğunlukla fuar salonlarında şebeklik yaparken ya da “çak” yaparken izliyoruz.

Yerli yapay zekâmız BİLGE’ye, iki buçuk dakikalık tanıtım konuşmasında bakana 8 kez “Sayın Bakanım” dedirten bir bürokratik zihniyetle avunuyoruz.

Rakamlar acı gerçeği yüzümüze çarpıyor. Çin’de her 18 işçiye bir robot düşerken, Türkiye’de bir robota 233 işçi düşüyor. Türkiye’de her 10 bin imalat işçisine düşen robot sayısı yalnızca 43. Dünya ortalaması bile 177.

Dahası, biz bırakın karanlık fabrikalara geçmeyi, mevcut “ışığı yanan” geleneksel fabrikalarımızı bile koruyamıyoruz. Uygulanan ekonomik programlar ve yüksek maliyetler yüzünden üretim hatlarımız teker teker duruyor.

Türkiye’de geçen yıl 33 bin 270 işyerinin kapısına kilit vururken, esnaf dükkanını kapatıyor. Ucuz iş gücüyle rekabet etme illüzyonu çoktan çöktü. Üretim maliyetini sıfıra indiren otonom sistemler karşısında kas gücüyle direnmek imkânsız.

Şimdilerde üniversite tercihi yapan, geleceğini şekillendirmeye çalışan gençlerin bu tabloyu çok iyi okuması gerekiyor.

Eski dünyanın rutin, tekrara dayalı meslek kalıplarını bir kenara bırakın. Geleceğin dünyasında mühendislikte Mekatronik, Kontrol ve Otomasyon, Fiziksel Yapay Zekâ, Sensör Füzyonu, Otonom Sistemler ve Gömülü Yazılım alanlarında derinleşenler ayakta kalacak.

Ve bu gelecek sadece mühendislerin değil; robot kurulum teknisyenlerinin, PLC programcılarının, sensör teknikerlerinin ve robotik bakım uzmanlarının olacak. Robotlar fabrikaya yalnız gelmiyor; devasa bir ekosistemle geliyor.

O robotları bu topraklarda tasarlayan, kodlayan ve yöneten gençlere çok ihtiyaç var.

Yazarın Diğer Yazıları