20 Eylül Pazar sabahı Moskova’da insanlar oy vermek için evlerinden çıktı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra yapılan ilk parlamento seçiminin son günüydü. Tam o sırada gökyüzü karardı. Rus makamlarına göre ülkeye 1600 drone girdi. Bunların 450’si doğrudan Moskova’ya yöneldi. Gökyüzünde çelikten bir kuş sürüsü belirdi. Biri 21 katlı apartmana çarptı. Aralarında 70 çocuğun da bulunduğu 400 kişi tahliye edildi. İnsanlar öldü. Bir diğeri Moskova’nın en büyük petrol rafinerilerinden birini vurdu. Bu bir savaş filmi değil. Bunların tamamı geçen hafta sonu yaşandı. Moskova, Ukrayna sınırına 500 kilometre uzakta. İstanbul ile Konya arasındaki mesafe. Binlerce drone o mesafeyi kuşlar gibi uçup bir sabah kapınızı çalıyor düşünsenize... Fakat Avrupa’da daha tuhaf şeyler yaşanıyordu. Almanya’da telefonlar, radyolar ve dijital panolar aynı anda saldırı alarmı verdi. İnsanlar sığınaklar koştu. Meğer tatbikatmış. Askeri hastaneler büyük savaş öncesi günde 1000 yaralıya hazırlık yaptığını duyurdu. Beş askeri hastane yetmeyeceği için sivil cerrahlara savaş yaralanmaları eğitimi veriliyor. Fransa’da Macron, parti liderlerini Elysee Sarayı’nın altındaki bomba geçirmeyen VEGA kriz merkezinde topladı. Rus tehdidi anlatıldı. Litvanya, başkent Vilnius’tan siviller için üç tahliye yolu çizdi. Estonya sınıra hendek ve tank engelleri kuruyor. Finlandiya yedek askerlik yaşını 65’e yükseltti. 1 milyon kişi yedek eğitime başlıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın üzerinden 80 yıl geçti. Avrupa yeniden sığınağa iniyor. ★★★ Peki ama neden? Ukrayna’yı dört buçuk yılda yenemeyen Putin, NATO’ya saldıracaksa neyine güveniyor? Putin, NATO’yu savaş meydanında yenebileceğine değil, karar veremeyeceğine güveniyor. Polonya’ya tek bir drone düşmesi, Litvanya’da bir üssün vurulması ya da Baltık’ta bir geminin batması yeterli. Moskova ardından çıkar ve “Biz yapmadık” der. NATO’nun 32 başkenti aynı soruya cevap arar. Bu bir saldırı mı, kaza mı, yoksa dünya savaşını başlatmak için kurulmuş bir tuzak mı? Putin’in aradığı şey tam olarak bu tereddüt. Rusya yaklaşık 100 bin dolara jet motorlu kamikaze drone üretiyor. Avrupa kaç füze alınacağına ve faturayı kimin ödeyeceğine karar veriyor. Bir tarafta savaş ekonomisine geçmiş tek merkezli devlet, diğer tarafta 32 ülkenin uzlaşması gereken ittifak var. Arkada da Rusya’nın nükleer silahları duruyor. Fakat savaşın gerçek kalbi cephede değil. Rafinerilerde ve boğazlarda atıyor. Ukrayna, Rus petrol rafinerilerini vuruyor. Temmuzda Rusya’nın petrol işleme kapasitesinin yarısından fazlası devre dışı kaldı, dizel ihracatı neredeyse durdu. Rusya’nın altında petrol denizi olabilir ama ham petrolü kamyonun deposuna dolduramazsınız. Önce rafineride yakıta çevirmek gerekir. İran savaşı Hürmüz Boğazı’nı sıkıştırıyor. Suudi Arabistan Kızıldeniz’e yöneliyor, fakat orada Husiler bekliyor. Basra Körfezi’nin ön kapısında İran, arka kapısında Husiler duruyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre Körfez’de eksilen dizel, Rusya’dakinin üç katı. ★★★ Karadeniz de yanıyor. Rusya Ukrayna’nın tahıl limanlarını, Ukrayna Rus tankerlerini ve Novorossiysk Limanı’nı vuruyor. Biri ekmek, diğeri yakıt yolunu hedef alıyor. Aynı denizde hem buğday hem petrol yanıyor. Çin ise Rus savaş makinesinin elektronik deposu gibi çalışıyor. Rusya gövdeyi üretiyor; Çin motoru, gözü, kulağı ve sinir sistemini veriyor. Batı’nın mühimmatı Ukrayna ile Ortadoğu’ya harcanırken; Pekin’in önünde Tayvan için fırsat penceresi açılıyor. Tayvan’a asker çıkarması bile gerekmeyebilir. Pekin tatbikat ilan eder, deniz ve hava sahasını kapatır, gemileri “gümrük denetimi” gerekçesiyle durdurur. Buna abluka değil, “egemenlik denetimi” der. Ancak dünyanın gelişmiş çip damarı kesilir. Şimdi zinciri tamamlayın. Rusya, Ukrayna’ya silah tedarik eden NATO ülkelerinden birini drone’larla vurur. NATO sınırlı karşılık verir. Rusya elektrik, hastane, liman ve internet hatlarıyla misilleme yapar. Karadeniz taşımacılığı durur. İran ile Husiler kritik iki ‘dar’ boğazdaki petrol yollarını hedef alır. Boğazlar yanan gemilerle tıkanır. Amerika kuvvetlerini böler. Çin’in beklediği an da budur. Tayvan’a harekât için düğmeye basılır. Dikkat edin, henüz hiçbir Rus tankı Berlin’e girmedi. Çin askeri, Tayvan sahiline çıkmadı. ABD İran’a savaş dahi açmadı. Kimse resmen dünya savaşı ilan etmedi. Fakat petrol, gıda, sigorta ve navlun fiyatları fırlar; uçuşlar iptal edilir, fabrikalar yavaşlar, market rafları boşalır. Üçüncü Dünya Savaşı başladığında telefonumuza “Dünya savaşı çıktı” bildirimi gelmeyebilir. Onu önce kesilen internette, iptal edilen uçuşta, fırlayan dolarda ve benzin pompasındaki rakamda görürüz. Çünkü üç cephenin tek komuta altında birleşmesi gerekmiyor. Her hamlenin diğerine saldırı fırsatı yaratması yeterli. Üçüncü Dünya Savaşı’nın ilk büyük patlaması cephede değil, benzin pompasında duyulabilir.