Nazik-kibar-çok bilmiş anlatıma getirip adına “Fon Krizi” diyorlar. 25 yıl önceki “Banker Faciası” neyse bugünkü de aynı.
Bunun adı:
“Fon Faciası”
Sorumlusu olmalı.
Sorumlu ayağa kalk!
★★★
Banker faciası sırasında da aynısı olmuştu. O dönemde de bugünün “fon kurucuları” gibi yerden bitme bankerler türemişti. Onlara da göz yumulmuştu. En köklü bankalardan bile “daha yüksek faiz nasıl verebiliyorsunuz” diye sorulduğunda bankerler şunu anlatıyorlardı: Nakit zengini (eroin-esrar işi yapan) işadamını buldum. Ondan parayı yüzde 58 faizle alıyorum. İhtiyacı olana yüzde 70 ile (tefeci faizi) satıyorum. Ardaki yüzde 12 farkın yarısını ben alıyor diğer yarısını, evini tarlasını satıp, parasını bana yatırmaya gelene veriyorum. Banka bürüt yüzde 40 faiz verirken ben yüzde 60 net verebiliyorum. Kendini çok zeki sanan aslında tamahkarlığını gemleyemeyenler; “ bankerin yüksek faiz yem tuzağına” böyle düşüyorlardı.
Yıl: 1982’di.
★★★
Banker faciasında:
Akışkan paranın sahipleri, oltadaki “yüksek faiz tadıyla” ile yemlendi.
Bile bile.
Göre göre.
Banker faciası patladı.
O dönemde banker faciasından sorumlu olanlar da kendilerini “ekonomiyi en iyi biz biliyoruz” diye anlatıyorlardı. Bankerler batınca; “saadet zinciri koptu” diyerek çok bilmiş açıklamalarla sıyrılmaya çalıştılar. Sonunda kurup iktidara geldikleri partiyi halk sandığa gömdü. Şimdi o parti tabela partisi oldu.
★★★
2026 yılına geldik.
Bu kez 517 bin kişinin parasını avlayan oltaya “fon yemi” konulmuştu. Fonun içinde göstermelik altın-döviz-devlet tahvili fakat ağırlıklı olarak da uyduruk bir şirketin hisse senedi bulunuyordu. “Gel bana ortak ol, sana bankanın verdiğinin dört-beş misli kazandırayım” yemlemesi yapıldı.
Bile bile!
Göstere göstere!
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün ilgili kurumları: SPK, BDDK, TCMB, MİT İstihbaratı, MASAK, Borsa İstanbul ve diğerlerinin gözü önünde fonun içindeki hisse senetleri, dışardan ve içerinden al-sat yaparak (manipülasyon diyorlar) ve işlemler yanıltıcı yapay bir görünümle şişirilerek (balon yapma diyorlar) hızlandırıldı.
★★★
60 yılık süt şirketinin hisse senedinin değer yüzde 1 artmazken fonun sonradan türeme süt şirketinin hisse senedi yüzde 1000’den fazla şişirildi, balon oldu.
Patlayacaktı balon!
Fon dolandırıcıları en yüksekten çıktılar, muhtemelen paralarını da dolara çevirip dışarı götürdüler.
Ve patladı balon.
Dolandırıldı insanlar!
Yoksullaştı Türkiye!
★★★
SPK, BDDK, TCMB, MİT, MASAK, BORSA İSTANBUL hepsi Cumhurbaşkanı’nın atadığı yüksek bürokratların gözü önünde, bilgisi dahilinde “Fon Faciası” hazırlandı. Küçük bir azınlık yüksek servet yapsın diye bu dolandırıcılığa bilinçli olarak göz yumuldu. Fon Faciasına gidildiğini 2 yıldan beri çok sayıda kişi gördüğü halde, görmesi ve önlem alması gerekenler görmedi.
Sorumlu Cumhurbaşkanıdır!
★★★
“Ekonomiyi en iyi ben bilirim” demişti, kendi döneminde çok yüksek yapışkan bir ekonomik krizin içinde bir de “Fon Faciası” patladı. Fon tuzağına düşürülen 514 bin yatırımcının 817 milyar lira (17 milyar dolar) büyüklükteki parasının büyük bölümü sayısı 131 fonun kurucu oyuncusu 200-300 kişiye transfer edildi. Ve facianın yıkıntısını temizlesin diye devlet bankası, batmış fon şirketine ortak edildi. Ortaya çıkan zararı devlet (vergi veren halk) değil Cumhurbaşkanı kişisel mal varlığından ödemelidir. El konulan 131 Fonun yönetim kurullarında iktidara çok yakın üniversite rektörleri, büyükelçiler, onların eşleri, Kültür Bakanlığı yardımcısı, onun eşi, iktidar yanlısı gazetenin ekonomi yazarı profesörler bulunuyor.
Sorumlu Cumhurbaşkanıdır!
PORTAKAL SANDIĞI ÜSTÜNDEN
Cumhurbaşkanı danışmanı fon şirketinden niçin ayrıldığını rapor etti mi?
Fon faciası sonrası hesaplarına el konulanlardan en büyüğü TERA Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı’na yurt dışına çıkış yasağı kondu. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin Hanım, TERA Yatırım Menkul Değerler’in bağımsız yönetim kurulu üyeliğini 2 ay yaptıktan sonra istifa edip ayrılmıştı. Bağımsız Yönetim Kurulu üyesi Fecir Alptekin, 2 ay içinde bu şirkette hangi göz yumulamaz pisliği gördü de ayrıldı. Gördüklerini rapor etti mi, ettiyse nerde o rapor? Etmediyse niçin etmedi? Bağımsız Yönetim Kurulu üyeliği şirket sahiplerinin ve büyük hissedarların hakkını gözemek için değil küçük hissedarların (yani bugün paralarını kaybetmiş olanların) hakkını-hukukunu savunmak için verilir. Cumhurbaşkanı danışmanı hangi yanlışlığı gördü de istifa etti? Bu pisliği ilgili kurumla paylaştı mı? Paylaştıysa sonucunu takip etti mi?