Burdur’un hanım valisi Tülay Baydar Bilgihan, Burdur’un iktidar partisi AKP milletvekili Prof. Dr. Adem Korkmaz beyefendiyi argo bir cümleyle sıvadı. Vali Hanım, milletvekiline; “Seni götürürüm” demiş. (Başak Kaya’nın haberi) Neler oluyor hayatta! ★★★ Vali Hanım, “Seni götürürüm” derken baloya, dansa, camiye, duaya, açılışa, Cumhurbaşkanı toplantısına götürürüm anlamında söylemiyor. Seni yok ederim. Seni hallederim. Haddini bildirim. Burdur, argo zengini bir kentimizdir. Şu örneği vereyim: Edebiyat tarihimize “köylüyü en iyi anlatan” ve köy romancılığında silinmez iz bırakan büyük romancımız Fakir Baykurt da doğma büyüme Burdurludur. Vakit bulur da onun “Irazca’nın Dirliği” adlı romanını okuyabilirseniz ayrı ayrı 39 Burdur argosu kaba söz ve küfrü, romanındaki kahramanlarının ağzından söyleniş biçimiyle öğrenebilirsiniz: Seni götürürüm, dübürüne gazık çakarım. Seni götürürüm “ağzının ortasına bin gazan” doldururum. ★★★ Belli ki Vali Hanım, resmi iletişimi Burdur’un argo dilinin zenginliği ile güçlendiriyor! Bu zenginleşmenin yarattığı korku ile Burdur Milletvekili Prof. Dr. Adem Korkmaz, “Açıkça tehdit edildim. Canım tehlikede” diyerek “yakın koruma” istedi. Sonra bu talebinden, nedense, vazgeçti. (Saygı Öztürk’ün haberi) Ne kadar ilginç! Arşiv kayıtlarına göre; Vali Hanım, Burdur’a vali koltuğuna oturduğu gün; “Beni bu şerefli göreve layık gören Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sayın İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya...” diye başlayan minnet konuşması yapmış. Aynı şekilde eski Rektör Burdur Milletvekili Prof. Dr. Adem Korkmaz da adaylığının listenin ilk sırasında açıklandığı gün; “Bize fırsat veren başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm AK Parti teşkilatlarımıza teşekkür ederim” diye başlayan konuşması arşivlerde duruyor. ★★★ Lafı şuraya vidalayacağım: Hem Vali Hanım hem Milletvekili Bey, iktidar partisinin başkanı sayesinde bu koltuklara geldiler. Vali Hanım! Gücünü Reis’ten aldı! Milletvekili Bey! Onun da gücü Reis’ten! Ankara’da bir güç kayması mı oldu? Ya da güç kapışması kavgası mı var? Aralarına ne girdi de biri öbürüne; “Seni götürürüm” diye argo iletişim yoluna başvurdu? Haberde var. Milletvekili, “Burdur’un gariban köylüsünden bir su sayacı için 65 bin lira istiyorlar” diyor. Araya “su sayacı” girmiş. ★★★ Su sayacı: Bir borudan geçen suyun hacmini ölçer ve bunu metre küp olarak kaydeder. Burdur’da köylülere satılan su sayacı altından mı, gümüşten mi? Nasıl 65 bin TL olur? Milletvekiline göre Valinin gücüyle oluyormuş! Vali de gücünü Ankara’dan alıyormuş. 65 bin TL su sayacı! Bu paranın ne kadarı sayaç, ne kadarı montaj, ne kadarı vergi, ne kadarı yazılım, ne kadarı hizmet? Valinin payı ne? ★★★ Türkiye’nin kendisi de su sayacı üreten bir ülke; tek hüzmeli- çok hüzmeli, mekanik tip, ultrasonik, dijital, uzaktan okunabilir su sayaçlarının hepsini piyasada bulmak mümkün. Çiftçilerin sulama ihtiyacı için kullanmak zorunda oldukları su sayaçlarının teknik şartnamelerini Tarım ve Orman Bakanlığı yayımlıyor. Benim bulabildiğim bilgilere göre; su sayaçlarının piyasada fiyatı yaklaşık 1.500 TL ile 3.500 TL arasında. ★★★ İktidara gelmeden önce çiftçilere, “Köylüyü, çiftçiyi mağdur etmeyeceklerini” sulama suyunu bedava vereceklerini söylemişlerdi. Dünyada ilk su sayacı kullanma kentleşme ile başladı. O günden bugüne 226 yıl geçti. 226 yıl sonra ülkemizde bu iktidar döneminde “köylüyü su sayacı ile soyma modeli de” peydahlandı. Vali, “seni götürürüm” demiş, milletvekili can telaşında! Burdur’un köylüsü çiftçi oldu, soyuluyor. Fakir Baykurt yaşasaydı, yazardı. Kayıp Başsavcı bilmecesi! Nasıl becerdi, kim yardımcı oldu da yurt dışına kaçtı; anlaşılmayan ve pek de üzerine gidilmeyen FETÖ’cü Başsavcı Zekeriya Öz, zaman aşımından ötürü yargılanmaktan kurtulacak. Bunun için hukukun labirentlerde çözüm aranıyor. Almanya’da yaşıyor diye yazılıp söyleniyordu. Alman yetkililer de “Bizim ülkemizde bu isimde birinin yaşadığı konusunda doğrulanmış bir bilgiye sahip değiliz” diyorlardı ve demeye devam ediyorlar. FETÖ’cü Başsavcı acaba nerede gizleniyordur?