Fon maskeli kibar soygun!

Şair Can Yücel, “ne kadar rezil olursak o kadar iyi...” diye şiir yazmıştı. Her rezil oluşun içinden bir ibret dersi çıkacağını ve toplumun “rezillikten öğrenip utanılacak durumları azaltacağını” umuyordu. Can Yücel, umudunu kesti; “Ne haliniz varsa görün” diyerek hayata pencerelerini kapayıp son nefesini verdi, bırakıp gitti.

★★★

Fon Faciası:

Rezilliğin tavan yapmış halidir. Dün bu köşede yazmıştım. Fon faciasının başsorumlusu Cumhurbaşkanıdır. Doğan kişisel zarar, devletin parasıyla (yani vergi veren halkın) değil Cumhurbaşkanı’nın mal varlığından alınarak kapatılmadır. Çünkü 514 bin yatırımcının 817 milyar lira (17 milyar dolar) büyüklükteki parası, bu iktidar döneminde korunan, kollanan, kayrılan türeme 300-400 zenginin yani 131 fonun kurucusu eliyle, göstere göstere çalındı. Bu fon maskeli kibar soygun, Cumhurbaşkanı’nın 25 yıllık kesintisiz yönetimi sonunda oturttuğu; “tutan geçiriyor ekonomik modelinin” ürünüdür.

★★★

Tut ve geçir!

Zihniyet oldu.

Vergilere geçir.

Benzine geçir.

Mazota geçir.

Sabuna geçir.

Üniversite ücretine.

Deftere, kaleme.

Oto alımına.

Emlak vergisine.

İki kez geçir.

Sanayiciysen, tüccarsan, esnafsan; ne üretiyor ne satıyorsan durma fiyatlara, etiketlere, tarifelere geçir.

★★★

İşte yaşanan “Fon Faciası” bu “Tut ve geçir ekonomik modelinin” peydahladığı zihniyetin fon maskeli kibar soygunudur. Borsa terimleriyle yazılıp anlatılıyor. Ben sizin için anlaşılır kılayım. Model şöyle işledi: Fonlarda al-sat yaparak balon yaratıp, kendini çok zeki sanan hırslı küçük para sahibi 517 bin insanı, 131 fona 817 milyar TL para yatırmaya çektiler; “Banka yüzde 40-50 faiz veriyor, sen gel benim fonda yüzde 200-300 kazan” dediler. Açgözlü, gözü doymaz, küçük para sahipleri de gönül rızasıyla koşarak gittiler.

Tut ve geçir ortamı!

Böyle hazırlandı.

★★★

Sonra şunlar oldu:

2025 yılının kasım ayında Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Fonlarda borsa manipülasyonlarına karşı (yani tut ve geçir ortamına karşı) tedbir alacağız” dedi. Finansal İstikrar Komitesi’ni topladı. Bu komitenin başkanı Maliye Bakanı (kendisi) ve ayrıca TCMB, BDDK, SPK, SDDK (Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu) TMSF başkanları ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı’ndan oluşuyor. Bu başkanların hepsini Cumhurbaşkanı atıyor.

★★★

Toplandılar.

3 Aralık’ da SPK’ya; “Bir çalışma gurubu kur. Fonlardaki borsa manipülasyonlarını incele, ne önlem gerektiği konusunda bize görüş bildir” dediler. SPK, aynı gün çalışma grubunu kurdu. 15 Aralık’ta Borsa İstanbul’dan, Takas ve İşleme Bankası’ndan değerlendirme talep etti. Rapor; “131 fonda manipülasyon var” tespiti yapılarak yazıldı. 10 ay önce 131 fona küçük yatırımcının yatırdığı para 297 milyar TL idi. 10 ay sonra Fon Faciası patlayıp 131 fona el konulduğunda “tut ve geçir yapılmış para 817 milyar TL”ye çıkmıştı.

★★★

Yani Fon Kurucu ve yönetiminde görev almış zenginlerin, orta sınıf küçük yatırımcıdan para toplamasına 10 ay boyunca göz yumuldu.

Fon zenginleri korundu.

Fon zenginini koruyan ve maskeli soyguna zemin hazırlayan kurumların başındakileri atayan Cumhurbaşkanı. Bu açıdan; 517 bin insanın 817 milyar lirasının buharlaşmasının sorumlusu da Cumhurbaşkanı. Mağdur olan insanların 817 milyar lirası ödenecekse; devlet kasasından (vergi veren halkın cebinden) değil Cumhurbaşkanı mal varlığından ödemelidir.

PORTAKAL SANDIĞI ÜSTÜNDEN

Soruşturmanın sonu ne oldu?

İsmini saklı tutacağım. Çok dikkatli ve vicdanlı bir Ankaralı okurum; “soruşturmanın sonu ne oldu” diye meraklanıp şunları yazdı: “Melih Gökçek’in satıp parasını oğluna gönderdiği villanın alınışı üzerine neden hiç gidilmedi, gidildiyse ne çıktı? Gökçek’e satılan villanın bulunduğu Funda Beyaz Evler Sitesi’nin müteahhidi Şahin ailesidir. Gökçek’e villayı satan Mahir Şahin de bu ailenin bireyi, şirketin ortağıdır. Bu villa, “satılmış gibi gösterilip” aslında yapı ve iskan ruhsatlarında sağlanan kolaylıkların karşılığı olarak mı verilmiştir?

Bu nokta niçin aydınlanmadı? Aslında bu şüphenin aydınlanmasını Gökçek’in bizzat kendisinin istemesi gerekirdi. Funda Grup Ankara’nın Çankaya İlçesi’nde yapımına teşebbüs edilen “ROMA” adlı büyük rezidans ve AVM inşaatının da yapımcısıdır. Bu inşaat imar durumu, proje ve yapı ruhsatları Belediye tarafından onaylandıktan sonra kaba inşaatı halinde en az 10 yılıdır bir çivi çakılmadan hayalet gibi durmaktadır. Ankara’nın göbeğinde bu enkaz görüntü Ankara halkını cezalandırmak değilse nedir?”

Yazarın Diğer Yazıları