Her şey şeffaf olsun, adalette ”çifte standart” olmasın, başta siyasiler olmak üzere herkes için “hesap verilebilirlik” ilkesi ülkeye hâkim olsun istiyoruz.
Tabii bunlar sadece temenniden ibaret kalıyor! Ülkede değişen bir şey yok!
Bir ayı aşkın süredir FON VURGUNUNU tartışıyoruz ama sanki akıntıya karşı kürek çekiyor gibiyiz. Şeffaflık yok. Ülkenin milyarları gitmiş ama kim ne kadar götürmüş bilinmiyor!
“100 milyon liranın üstünde haksız kazanç sağlayan 214 kişi ve şirketin listesinin hazır olduğu” açıklandı fakat isimler saklı tutuluyor.
Aralarında eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşinin, bakan yardımcılarının, damatların ve oğulların bulunduğu yüzlerce kişi milyarları götürmüşler ama... Bunların “Lekelenmeme hakkı” varmış.
“Çifte standart” dediğimiz bu işte...
O isimler iktidara yakın olmayıp da muhalefet partilerine mensup olsalardı şimdi hepsi Silivri Cezaevi’nde olurdu.
★★★
Dünkü gazetelerde fon vurgununa ilişkin iki haber dikkatimi çekti.
Bu haberlerin ilki DEVA Partisi lideri Ali Babacan’a aitti.
Ali Babacan, AKP’nin ilk yıllarında (2002-2007) Türkiye ekonomisini yöneten, Türk lirasından “6 sıfır atmak” becerisini gösteren Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı idi.
Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulunarak şöyle diyordu:
“Fon yolsuzluğu iddialarının bütün yönleriyle araştırılması şart. Skandala karışanların isim listesi sayın Cumhurbaşkanı’nın önündeymiş. ‘Ucu kime dokunursa dokunsun’ deyip de listeyi yayımlamıyorsa, demek ki, ucu birilerine dokunuyor. Ben öyle anlarım. Eğer öyle değilse açıklansın. Eğer gerçekten kimsenin gözünün yaşına bakılmayacaksa Meclis’te ‘Araştırma Komisyonu’nun kurulması talimatı da versin. Çünkü o talimat verdi mi yarın kurulur bu komisyon.”
★★★
Dünün dikkatimi çeken ikinci haberi ise eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın açıklamasıydı.
Tayyar, sosyal medyadan paylaştığı mesajında (özetle) şöyle diyordu:
“GENAR’ın sahibi İhsan Aktaş, Ak Parti’nin oy kaybını yüzde 3 olarak belirtiyor. Ekleme yapmak isterim. Ak Parti’nin oy kaybını yüzde 6 civarında gösteren çok özel bir anketin külliyeye sunulduğunu biliyorum. Sonuçta oran tartışılabilir ama fon krizinin Ak Parti’de oy kaybına yol açtığı ortada. Toplum umudunu kaybederse facia kapıda!”
★★★
AKP’nin oy kaybı yüzde 3 ya da yüzde 6... Rakam ne olurda olsun önemli.
Anketler bir kısım AKP seçmeninin skandaldan iktidarı sorumlu tuttuğunu gösteriyor.
Bu durum kamuoyunda “Vurguncuların listesi belki de, daha fazla oy kaybı olmasın diye açıklanmıyor” yorumlarına yol açıyor.
Kılıçdaroğlu’na suçlamalar!
Son dönemde hemen her kesimin ağır suçlamalarına hedef olan CHP’nin “Butlan Başkanı” Kılıçdaroğlu iki önemli ismin daha sert eleştirilerine maruz kaldı.
1) Gazetecilerin sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun yargılanmasının “Siyasi bir dava olmadığını” iddia ederek onu suçlayıcı bir ifade kullanmıştı.
İmamoğlu mahkemede yaptığı savunma sırasında Kılıçdaroğlu’nu kastederek “Bu dava siyasi değilmiş! İster kayyum ol, istersen ne olursan ol. Alnını karışlarım senin... O şahıs yargıyı kullanarak ana muhalefet partisine çökmüş bir işbirlikçidir!” dedi.
2) Kılıçdaroğlu KRT’de Halk TV’yi “Bunlar 24 saat hep yalan haber yapıyor” diye suçlamıştı. Aradan birkaç gün geçmeden Halk TV’ye el konulup kayyum atandı. Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu da, Kılıçdaroğlu’nu “muhbirlikle” suçlayarak “Kanalın kapatılması için işaret fişeğini o ateşledi. Tarih sizi ve sinsiliğinizi unutmayacak” diye tepki gösterdi.
Peki, bu ağır suçlamalar karşısında Kılıçdaroğlu ne yaptı? Duymadı, görmedi, aldırış etmedi. Doğrusu dayanıklı bir sinir sistemi var!
GÜNÜN SÖZÜ
Dünyada bedava bir şey yoktur, nefes almanın bile bir bedeli vardır.