Hadi canım sen de!

Futbola teknoloji girdi, her şey allak bullak oldu. Neden? Teknoloji ile bir yere kadar işi götürüyorsun. O da teknolojiyi namuslu kullanırsan, ahlaksızca kullanmazsan. Aslında ağır iki cümle ama maalesef doğru iki cümle.

Çünkü teknoloji dediğin olay bilgisayarla oynamak gibi bir şey. Bilgisayar tamam da kullanan kim? Bunu bir kenara koyalım. Yıllar önce ‘Top çizgiyi geçti mi geçmedi mi, ceza alanı içinde mi dışında mı?’, konuştuk. Hatta ben bunu çok basite indirgedim, kıçımızı sildiğimiz tuvalet kağıdına. Bayağı da iş yaptı. Şimdi artık bunlar yok.

Yani ne yok? Çok basit: Gol mü değil mi? Ceza alanı içinde mi değil mi? Ofsayt mı değil mi? Taç mı değil mi? Peki bu noktadan geriye dönelim; bunların çoğunluğunda kim var? Yardımcı hakemler.

Artık bunların işi bitti. Çok net. Peki, pekiii, geriye ne kaldı? Esas ana fikir kaldı: Futbolu nasıl oynatacaksın? Futbolu nasıl oynattığında faulü nasıl vereceksin?

Devamında penaltıyı nasıl vereceksin? Pasif mi aktif mi ofsayta nasıl karar vereceksin?

Futbolun ana fikrine geldik. Diğerlerini bilgisayarla çözdük. Peki bunları kim çözecek? Kim mi çözecek? Hakem. Peki bunları çözecek hakemi nasıl bulacaksın, nasıl yetiştireceksin? Ana fikir bu. Şunu net söyleyeyim: Yardımcı hakemler artık kalkacak. Köşe gönderine, ceza alanı paralellerine ışıklar konacak, ofsaytsa, autsa, ceza alanı içinde-dışındaysa kırmızı-yeşil yanacak, iş bitecek.

Sahada bir tane hakem olacak; tribünde televizyonun başında iki tane papaz hakem olacak. Penaltı mı değil mi, pasif ofsayt mı aktif ofsayt mı tartışmalarını yapacaklar, ikisi ne karar verirse orada iş bitecek. Ben size gelecekten bahsediyorum. Şimdi dönelim hakemlere... Demişler ki “Sert oynatın!” Daha sert yazacağım ama “Hadi canım sen de” diyebilirim” ancak yumuşatarak.

Zaten o kalite hakemleri bulursan iş bitmiş demektir. Tabii buradaki olayın önemli faktörü şu: Özellikle üç büyük takımın maçlarında bu takımlara gösterilecek veya gösterilmeyecek sarı kartlar-kırmızı kartlar, daha sonra Disiplin’den verilecek cezalar, daha da sonrasında Tahkim Kurulu’ndan çıkacak neticeler. Bunları halledebilecek misiniz? Şu ana kadar hallediyorsanız eğer ben de derim ki “Hadi ya siz de!” Önemli olan o. Aynı hatayı yapıp, yani erkeklik organını gösteren büyük takımların oyuncusuna göstermelik bir maç ceza verirsen, diğer küçük takımda oynayanlara beş maç verirsen futbolu bir yere götüremezsin. Peki bunları değerlendirecek kimler? Tarafsız basın. Var mı? Veya yüzde kaç var? Ben size söyleyeyim: Yüzde 5.

NASIL SAHTEKÂRLAR!

Size başka bir şey daha söyleyeyim: FIFA diyor ki “Golü attıralım. Kuralları ona göre yapalım.” Vay anasını ya, nasıl sahtekârlar! Eğer bunu yapacaksan şu andaki ofsayt kuralını değiştir. Ben 42 numara ayakkabı giyiyorum, sen 45 numara ayakkabı giyiyorsun veya benim boyum 1.80, senin boyun 1.85, vücutlar aynı ama her pozisyonda sen ofsaytsın. Önce FIFA bunu değiştirsin.

REZİLLİKLER PERDESİ

FIFA derken de aklıma geldi: Bu Dünya Kupası tam bir rezillikler perdesi olarak sahneden geldi geçti. Kırmızı kart gören Amerikalı oyuncunun kartı silindi. Mısır takımına yapılan iğrenç muameleye kimse ‘Hayır’ demedi. Futbol basketbola döndürüldü; 4 devre yapıldı, birileri daha fazla para götürsün diye. Ama o su molaları futbolun temposunu inanılmaz düşürdü. Tempoyu düşünen kim? Her şey para. Ama aferin İngiltere ve Almanya’ya! O 3 dakika su molalarında reklam girmediler. Yani futbolu satmadılar.

ÇOK KAN AKAR

Aziz Yıldırım, Divan’da çok önemli bir konuşma yaptı. Kızına yapılan hakaretlerden bahsetti. Buna futbolcuların eşlerine yapılan hakaretleri koyabilirsiniz veya futbolcuların-yöneticilerin annelerine, eşlerine kızlarına yapılanları da ilave edersiniz. Eğer Adalet Bakanlığı bu işin önünü kesmezse, bunu yapanları yakalayıp ceza vermezse önümüzdeki yıl Türk futbolunda çok kan akar. Biraz ağır oluyor ama maalesef gerçek. Aziz Yıldırım sonuna kadar haklı.

SALAH’A O PARAYI VERMEM

Başakşehir 85 milyon Euro, rakibi 5 milyon, eleniyor. Daha çok eleniriz. 45-46 yaşında futbolcu alırsanız ve bunu basın olarak manşetlere taşırsanız, sanki başarılı olacakmış gibi gösterirseniz, Türk futbolunun içine edersiniz. İşte Fener’in aldığı Kante. Ne demiş alan yönetici? “Ben bu fiyata satarım.” Aziz Yıldırım, “Sana izin, hadi o fiyata sat!” diyor o idareciye. Bence Aziz Yıldırım hata yapıyor. Yarı fiyatına satsın, razıyım. Peki, şimdi buradan çıkarak söylüyorum: Salah’a o parayı verir miyim? Kesin vermem! Arkadaşlar artık birbirinizi yemeyin, doğru işler yapın. Onun için de artık sistem değişti. Eskiden Avrupa - Türkiye - Arabistan’dı, Şimdi Avrupa – Arabistan – Türkiye olduk.

Yazarın Diğer Yazıları