Halkımızın yüzü neden gülmüyor?

Çarşı-pazar dolaşmayı seviyorum...

Fiyatlara bakıyorum. İnsanların yüzlerini inceliyorum.

İnanın ki, mutlu görünen, gözlerinin içi gülen insana rastlamak çok zor...

Rastladığım hemen herkesin yüzü asık, birçok kişinin boynu bükük...

İnsanlar düşünceli, dar gelirliler kederli, emekliler mahzun...

21’inci Yüzyıl’da, Türkiye’nin fotoğrafı böyle mi olmalıydı?

★★★

Hani tarım ürünlerinde dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik? Hani hayvancılıkta güçlüydük, dünyaya canlı hayvan satıyorduk, ne oldu?

Neden bu hale geldik?

Şimdi 126 ülkeden tarım ürünü satın alıyoruz... Güney Amerika’dan canlı hayvan ithal ediyoruz...

Hemen her alanda geriliyoruz...

Hukukumuz eleştiri konusu... Hukuk olmayınca adalet de olmuyor?

Polisiye olaylarda (hırsızlık, soygun, vurgun, kadına şiddet, cinayet, vs.) korku verici bir artış var...

Birçok tanıdığım, can güvenliğinden endişe ettiği için geceleri sokağa çıkmıyor.

Sonra da iktidar kalkmış “Türkiye Yüzyılı’nı inşa ediyoruz!” diyor.

Tüm bunlar kulağımıza ninni gibi geliyor ama artık uyuyacak, uyutulacak halimiz kalmadı!

Millet erken veya zamanında yapılacak seçimi dört gözle bekliyor!

★★★

“İtibardan tasarruf olmaz” diyen devlet kurumları tasarrufa yanaşmıyor.

Mehmet Şimşek’in “Tasarruf genelgelerine” aldırış eden yok!

Her fedakârlık, zaten çok zor durumda olan halkımızdan bekleniyor.

Devletteki savurganlık âdeta gözle görünür hâle gelmiş durumda...

Sayıştay’ın açıkladığı 2025 yılına ait “Denetim raporu” devlet kurumlarının hazin halini bir kez daha gözler önüne serdi.

Tüm kamu idarelerinde toplam 10 bin 783 adet “mevzuat ihlalleri” tespit edildi. Başka ülkelerde bu kadar çok “İhlal” var mıdır bilmiyorum ama açıklanan rakam herhalde dünya rekorudur!

Her geçen yıl durumun daha da kötüye gittiğini belirten siyasi yorumcular 2026 yılı için hazırlanacak denetim raporunun daha da hüzün verici olacağı kanısında!

Maalesef görünen o ki, “Kamuda işin çivisi çıkmış!”

Başta tüm kamu kurumlarında tasarrufa önem verilip bütçe açığı kapatılmalı, sonra da boş lâfları bırakıp akılcı çözümler bulmalı!

“İnönü’nün asker kaçağı olduğuna bile inanıyorlardı!”

Ne yazık ki, her şeye kolay inanan saf bir halkımız var...

Siyasilerin her vaatlerine inanıyor, bu vaatler gerçekleşmeyince hüsrana uğruyorlar ama yine de oylarını aynı şekilde kullanıyorlar!

Bu durum 70 yıldan beri devam ediyor!

Ülke olarak içine düştüğümüz sorunların temelinde bu vardır.

Bir süre önce kaybettiğimiz Hüsamettin Cindoruk 1950’lerde Demokrat Parti’nin gençlik kollarındaydı.

Seçim çalışmasında CHP lideri İsmet İnönü için “asker kaçağı” dediklerini ve halkın önemli bir kesiminin buna inandığını anlatarak şöyle demişti:

“Biz gençtik, gıcık olsun diye İsmet İnönü’nün asker kaçağı olduğunu söylerdik ve insanlar da buna inanırdı. Düşünebiliyor musunuz? Adam hem general, hem Batı Cephesi Komutanı, hem savaş kahramanı, hem de asker kaçağı! İnanılır mı buna? Birçok kişi inanıyordu işte!”

Tebessüm

Evlenme zamanı!

Temel, sevgilisi Fadime ile uzun süredir birlikte yaşadığı halde evlilikten hiç söz etmemektedir.

Fadime düşünür-taşınır, konuyu Temel’e açmaya karar vererek:

“Uy Temel’ciğum” der “Artık evlenme zamanımız gelmedi mi?”

Fadime umutla beklerken Temel düşünceli bir halde cevap verir:

“Haklısın Fadime ama bizi kim alır ki?”

GÜNÜN SÖZÜ

Duygusal insanlar çok zeki olsalar da fahiş hatalar yaparlar

Yazarın Diğer Yazıları