107 yıl önce, 14 Mayıs 1919 saat 09.00...
İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Sir Arthur Calthorpe, İzmir’in işgal edileceğini valiye ve kolordu komutanına bildirdi.
★★★
15 Mayıs 1919 sabahı saat 7.00...
Averoff ve Limnos adlı iki Yunan savaş gemisi, çok sayıda nakliye gemisiyle birlikte İzmir limanına yanaştı.
Ve Yunan birlikleri, karaya çıkmaya başladı.
Vali ve Kolordu Komutanı, hiçbir direnç göstermediler.
İzmirli Rumlar, ellerinde Yunan bayrakları, sevinç gösterilerinde bulunuyordu.
★★★
Yunanlar, acımasızca katliama ve kıyıma başladılar.
İzmirli Türkler de, evlerine kapanmış, sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlardı.
Çaresiz kurbanlar gibi...
★★★
Aynı gün Fransızlar Foça ve Urla’yı; İngilizler Kos adasını işgal ettiler.
İtalyanlar da, 13 Mayıs 1919’da Kuşadası’na asker çıkarmışlardı.
İlk günde, İzmir’de 400 Türk öldürülür.
Bir-iki gün içerisinde, 5 bin Türk katledilir.
★★★
İzmir Metropoliti Hrisostomos, kilisede İzmir’in işgalini coşkuyla anlatır:
“Bugün sizleri, muhteşem ve ilahi bir törene davet ettik. Bu öyle bir törendir ki, milletler uzun yüzyıllar boyunca, ancak bir kez gerçekleştirme şansına sahip olabilirler. Huşu ve saygıyla eğiliniz, ama başlarınızı dik tutunuz.
Kardeşler, beklenen an gelmiştir. Yüzyıllık arzular yerine gelmektedir. Olağanüstü yıllar yaklaşmıştır...
Bugünden sonra, büyük vatanımız Yunanistan’ın ayrılmaz bir parçası oluyoruz. Yunan tümenleri, Küçük Asya sahillerine çıkmaya başlamıştır. Yaşasın Helenizm.”
Bu konuşma, daha sonra bir bildiri olarak yayımlanır.
★★★
Padişah Vahdettin de işbirliği yapar.
13 Mayıs 1919’da, İzmir’e bir Saray Kurulu gönderir.
Kurul, İzmir halkına, yakında başlayacak olan Yunan işgalinin geçici olacağını, bu nedenle “her ne olursa olsun kan dökülmesine yol açacak” hareketlerden kaçınılmasını söyler.
★★★
İçişleri Bakanlığı, işgalden birkaç gün önce İzmir Valiliği’ne bir yazı gönderir.
Yazıda, silahlı direnişe izin verilmemesini ve işgal güçlerine Türk misafirperverliğinin gösterilmesini istemişti.
★★★
İşgale zemin hazırlayan ve direnişi engelleyen biri daha vardı.
İzmir Valisi Kambur Ahmet İzzet Bey.
Hükümet toplantılarında, olup bitenleri İngilizlere yetiştirdiği söylenir.
Millî Mücadele karşıtı olan Hürriyet ve İtilaf Partisi yanlısıdır.
İzzet Bey’in ataması, işgal devletleri tarafından uygun görülür.
Ve 11 Mart 1919’da, İzmir Valiliğine atanır.
★★★
Kambur İzzet Bey, Türk düşmanı Nemrut Mustafa Paşa’nın kayınbiraderidir.
Saraya biat eden, silik bir adamdır.
Göreve başlar başlamaz, İzmir’de Türk aydınlarının örgütlenme girişimlerini engelledi.
İzmir’in işgali sırasında, Yunanlarla işbirliği yaptı.
Bu yüzden, Yunan Hükümeti tarafından “Anoteron Taksiarhis” nişanıyla ödüllendirildi.
5 Ocak 1920’de kalp krizinden öldü.
Yunanlar, İzzet Bey için üst düzey bir cenaze töreni düzenledi.
Öldüğünde, cebinden Yunan madalyası çıktı.
İzmir’i Yunanlara teslim etmenin ödülüydü...
★★★
Kambur İzzet Bey yalnız değildi.
Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa da, işgale karşı direnç göstermez.
Sadrazam Damat Ferit, işgale karşı koyacak eski kolordu komutanı Nurettin Paşa’yı önceden görevden almış, yerine işe yaramaz diye emekli edilmiş, yaşlı Ali Nadir Paşa’yı getirmişti.
★★★
17’nci Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa, işgal günü askerlerini kışlaya toplar ve işgale sessiz kalır.
Tek kurşun atmadan, Selanik’i Yunanlara teslim eden Hasan Tahsin Paşa gibi...
Bununla da yetinmez...
Silahların Yunanlara teslim edilmesi, karşı konulmaması ve işgal birliklerine gereken kolaylığın gösterilmesi yönünde emir verir.
★★★
Teslim olurken, kışladan elinde beyaz bayrakla ilk çıkan Ali Nadir Paşa’dır.
Bir Yunan teğmen, Ali Nadir Paşa’ya birkaç tokat atar.
Yunan komutanlar, başta Ali Nadir olmak üzere, Türk askerlerini Kordon boyundan yürüterek, “Zito Venizelos” (Yaşasın Venizelos) diye bağırtırlar.
★★★
Vali İzzet Bey de, Yunan gemisi ambarına doğru götürülürken, yanındaki oğlunu sıkıştırır:
“Seyfi oğlum, Zito bağır, Zito bağır.”
Bağırmayı reddeden kahramanlar da vardır.
Kurmay Albay Süleyman Fethi Bey, dipçik ve süngüyle şehit edilir.
Hasan Tahsin adında bir Türk ateş açar, fakat anında şehit edilir.
★★★
İşte, böyle...
620 yıllık Osmanlı Devleti’nin Ordusu, tek kurşun atmadan İzmir’i işgalcilere teslim eder.
Çünkü...
Askerlik şerefi bir kenara atılmış, Damat Ferit ve Padişah Vahdettin’e biat daha kutsal bir duruma gelmişti.
Hainliğin zirvesi yoktur, çünkü...
★★★
İzmir’in işgali, ulusal uyanışın kıvılcımı olur.
Mustafa Kemal, şöyle diyecektir:
“Ahmak düşman İzmir’e gelmeseydi, belki de bütün ülke gerçekleri göremez halde kalırdı.”
★★★
Yunan Ordusu, Ankara’nın 50 kilometre yakınına Polatlı ve Haymana’ya kadar gelir.
İngilizlerin onayı ve desteğiyle...
Yabancı subayları bile rahatsız edecek derecede, katliamlar gerçekleştirirler.
Hesaplamadıkları bir kahraman çıkacaktı.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa...
Ve kağnı kamyonu yenecekti...
İşbirlikçilere ve hainlere rağmen...