Karar vermemek de bir karar

Astrolojiye körü körüne inanan ya da hayatını burçlara göre düzenleyen biri değilim. İnsan karakterini birkaç gezegen konumuna indirgemek bana hep fazla basit gelmiştir.

Yine de burçların bazı temel özelliklerinin ilginç bir biçimde insanlarda karşılık bulduğunun farkındayım. Ya da şöyle açıklayayım: En azından burçlar, belirli karakter özelliklerini tarif etmekte bazen şaşırtıcı derecede isabetli olabiliyor.

Ben bir İkizler burcu kadını olarak burcumun çoğu özelliğini taşıyorum. Örneğin zihnim genelde tek bir düşünceye takılı kalmaz. Aynı anda birkaç ihtimali tartar, farklı konular arasında bağlantılar kurarım. Yeni bilgiler öğrenmek, insan davranışlarını anlamaya çalışmak ve toplumsal çelişkileri gözlemlemek en sevdiğim hobilerden biridir.

Sohbet etmeyi, fikir alışverişi yapmayı ve düşüncelerimi yazıyla ya da konuşarak ifade etmeyi severim.

Ama zihnim aynı anda birkaç seçeneği tartıp her ihtimali düşünmeden rahat edemediğinden bu hareketlilik çoğu zaman karar vermemi zorlaştırıyor. Çünkü her seçeneğin artılarını ve eksilerini tartmaya çalışıyorum. Bir şeyi seçtiğimde diğer ihtimallerden vazgeçmiş olma düşüncesi hep aklımı kurcalıyor. Bu mu, değil mi? Pişman olur muyum? En kötü ne olur?

Yani İkizler burcunun başına ne geliyorsa hep zekâsından.

Ama hayat böyle işlemiyor. Ne kadar plan yaparsan yap, ne kadar seçenek tartarsan tart, hayat çoğu zaman karşına hesabını yapmadığın bir ihtimali çıkarıveriyor.

***

Falkland Yasası, “Eğer bir şey hakkında karar vermek zorunda değilseniz, karar vermeyin” der.

Düşünce kuralı ya da düşünce ilkesi denilen bu tür yasalar insanların karar verirken veya bir durumu değerlendirirken kullanabilecekleri pratik zihinsel rehberler. Murphy Yasası, Pareto İlkesi, Goodhart Yasası gibi.

Bunlar hukukta olduğu gibi bağlayıcı kurallar değil. Daha çok insanların karmaşık durumları anlamasına yardımcı olan fikirler. Bu tür kurallar genellikle günlük hayatta gözlemlenen davranışlar ve sonuçlarından doğar.

Falkland Yasası da bu tür bir düşünce ilkesidir. İnsanların özellikle karmaşık veya belirsiz durumlarda hemen karar verme baskısı hissetmesini eleştiren bir düşünceyi ifade etmek için “yasa” kelimesi sembolik olarak kullanılmıştır.

Falkland Yasası temel olarak, bir konuda yeterli bilgi yoksa veya karar vermek için henüz doğru zaman değilse, kararı hemen vermek yerine beklemenin ve karar almamayı da bir seçenek olarak görmenin daha doğru olabileceğini ifade eden bir ilkedir. Çünkü karar almamak da bir karardır.

***

Şimdi bu yasayı günlük hayata uyguladığımızı hayal edelim. Örneğin tatil planı yapıyorsunuz ama deniz mi, dağ mı, yurtdışı mı karar veremiyorsunuz. Falkland Yasası’na göre bir şey hakkında karar vermek zorunda değilseniz, vermeyin! O yüzden uçak biletini almaya geç kalın. Fiyatlar ikiye katlanınca da “Evde oturmak en iyi seçenekmiş zaten” diyerek hem tasarruf edip hem de dışarıda oluşabilecek bütün riskleri bertaraf edeceksiniz.

Sabah alarm mı çaldı? Uyanmalı mıyım, biraz daha uyusam mı? Falkland Yasası diyor ki, ‘Karar vermeyin!’ O yüzden alarmı erteleyin, erteleyin, erteleyin… Derken bir bakmışsınız, işe ya da okula geç kalmışsınız! Sonra da “En başta hiç karar vermeseydim zaten uyanmazdım” diyerek kendinizi filozof ilan edin.

Kilo mu vermek istiyorsunuz? Spor mu yapacaksınız, yoksa kalorili yemek yemekten mi kaçınacaksınız? Hiç karar vermeyin. Spor yapmayın ama yemek de yemeyin. Açlıktan sinirleriniz bozulunca da “Bana bu yasayı kim öğrettiyse hakkımı helal etmiyorum” diye bağırın.

Kararsızsanız, karar vermemeye devam edin! Ama sonra başınıza gelenler için Falkland Yasası’nı suçlayıp sıyrılamazsınız!



Yazarın Diğer Yazıları