İnsan hayatında önemli birçok özel gün vardır. Bayramlar, yıldönümleri, mezuniyetler, düğünler, başarılar... Ancak benim için bunların arasında en önemlisi her zaman doğum günüm olmuştur.

Çünkü diğer kutlamalar hayatın içinde sonradan var olur.

Doğum günü ise her şeyin başladığı günü temsil eder. Dünyaya gözlerimizi açtığımız, hikâyemizin başladığı, bu hayatta bir yer edindiğimiz o ilk günü…

Belki de bu yüzden doğum günleri insanın kendisiyle ilgili en özel kutlamadır.

***

Aslında doğum günü kutlamaları sandığımızdan çok daha eskiye dayanıyor. Tarihçiler ilk doğum günü kutlamalarının Antik Mısır döneminde ortaya çıktığını düşünüyor.

Ancak bugünkü kutlamalara benzeyen geleneklerin kökeni Antik Yunan'a uzanıyor.

Yunanlar ay tanrıçası Artemis için yuvarlak kekler hazırlıyor ve üzerlerine mumlar yerleştiriyordu.

Mumların ışığı ayı temsil ediyor, yükselen dumanın ise dilekleri gökyüzüne taşıdığına inanılıyordu.

Aradan binlerce yıl geçti ama insanlar hâlâ doğum günü pastalarının üzerindeki mumları üfleyip dilek tutmaya devam ediyor.

***

Çocukken benim için doğum günlerinin anlamı çok farklıydı. Doğum günü partisi vardı. Büyük bir sofra vardı, pasta vardı, arkadaşlar vardı. Giyeceğim kıyafet ve gelecek hediyeler için heyecanlanırdım.

Kaynak olarak ekle

Bir an önce büyümek isterdim. Kaç yaşına girdiğimi gururla söylerdim. O yıllarda doğum günü biraz eğlence, biraz da büyümenin heyecanıydı.

Yaş ilerledikçe benim için de doğum günlerinin anlamı değişti.

Artık yaşımı büyütmek için sabırsızlanmıyorum. Aslında zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark edip biraz hüzünleniyorum. Artık yaşımı da hesaplamıyorum. Daha çok geçen zamanın muhasebesini yapıyorum.

Bir yıl önceki hâlimle bugünkü hâlim arasındaki farkı ölçüyorum. Hayatıma giren insanları, hayatımdan çıkanları düşünüyorum. Bu yaşımın, gelecek yaşlarımdan daha iyi olduğunu düşünüp biraz da kendimi teselli ediyorum.

***

Aslında doğum günleri sadece yaş almakla ilgili değildir.

Aynı zamanda hatırlanmakla ilgilidir.

Çünkü insanın en temel ihtiyaçlarından biri sevilmek ve değerli olduğunu hissetmektir. Bir telefon, bir mesaj ya da içten söylenmiş bir "iyi ki doğdun" cümlesi bazen düşündüğümüzden çok daha fazla anlam taşıyor.

Çünkü bu aslında "benim için önemlisin" demektir.

Günlük hayatın koşuşturması içinde bunu birbirimize ne çok söyleyebiliyoruz ne de yeterince hissettirebiliyoruz. Doğum günleri ise bize bunun için güzel bir fırsat sunuyor.

İnsanlara onların hayatımızdaki yerlerini hatırlatıyor. Birlikte geçirilen zamanın değerini vurguluyor.

***

Bir de işin burç kısmı var elbette. Ben bir İkizler burcuyum.

İkizler burcu hakkında en yaygın yorumlardan biri, "çift karakterli" olmalarıdır.

Fikirlerini hızlı değiştirmeleri, olaylara farklı açılardan bakabilmeleri ve yeni bilgilere göre düşüncelerini güncelleyebilmeleri de "değişken" olarak algılanmalarına neden olur.

Hatta bu nedenle bazı insanlar onları kararsız veya güvenilmez olmakla eleştirir.

Oysa bu çift karakterlilikten çok, aynı konuya birden fazla açıdan bakabilme ve değişen koşullara hızlı uyum sağlama yeteneğidir.

Bunun yanı sıra tam bir uyum burcudur. Yeni ortamlara, yeni insanlara ve yeni şartlara kolayca uyum sağlayabilir.

Aynı anda birçok konuya ilgi duyar. Sürekli araştırmak, soru sormak ve öğrenmek ister. Neşeli ve konuşkandır. Tam ben.

***

İkizler burcu olmasanız da insan yaş aldıkça içinde birden fazla kişiyi taşıdığını fark ediyor.

Çocukluğundaki kendisini, gençliğindeki kendisini ve bugünkü hâlini…

Sanırım doğum günleri de biraz bunun için var. Geçmişteki o insanlarla yeniden karşılaşmak ve ne kadar yol geldiğimizi görmek için.

***

Bugün bir yaş daha aldım.

Mumları üflerken tutmak istediğim dileği söylemeyeceğim. Ama yeni yaşımın ilk gününü en sevdiklerimle birlikte geçireceğim. Ve sanırım insanın kendisine verebileceği en güzel hediye de bu.