A Milli Takım'da büyük hayaller ile gidilen ama hayal kırıklığı daha büyük olan 2026 Dünya Kupası macerası, EURO 2024'teki krediyi sıfırlamıştı. Vincenzo Montella, çok tartışılan santrforsuz sistemine rağmen dokunulmaz hale gelirken şimdilerde ise durum tersine döndü.
İstikrar için Montella'nın takımın başında yer almaya devam etmesi, projeye olan güvenin sürdürülmesi güzel. Ancak liyakat kriterleri projeyi karşılamadığı sürece durum farklı bir yöne evriliyor. UEFA Uluslar A Ligi'nde ciddi test maçlarımız var. Fransa, İtalya ve Belçika, Dünya Kupası hüsranını unutturmak ve güç kanıtlamak için oldukça büyük fırsat maçları.
Bu maçların ilkini evimizde Fransa ile oynadık. Doğruyu söylemek gerekirse beklentimin ötesinde iyi bir oyun oynadık. Kazanma fırsatları da yakaladık ancak kadro seçiminin sonuca olan etkisini de net bir şekilde hissettik. Aday kadro ilk açıklandığında 'neden var?' dediğimiz oyuncuların tamamı saha içindeki yetersiz görüntüsü ile dikkat çekti. Bu kez Montella'dan tam olmasa da hedef golcüsü olan bir diziliş gördük. Ancak sorun şu ki, orijinal pozisyonu kanat olan oyuncudan santrfor meziyeti sergilemesini beklerseniz, bir çuval inciri berbat edersiniz. Nitekim Fransa maçında tam da bu oldu. 10 numara Arda Güler kanatta, kanat Barış Alper ileri uçta oynarken diğer isimlerin de yeri değişirse dizilimin pek de bir anlamı kalmıyor.
Kadroya çağrılmayan Enes Ünal bir yana, çağrılan Deniz Gül de ileri uçta tercih edilmeyecekse sistemi değiştirmenin ne faydası var. Liyakat işte tam bu zamanlarda yeniden kendini hatırlatıyor. Bu milli pencerede oynayacağımız iki İtalya ve bir Belçika maçımız var. Bir inat uğruna gözden çıkarılan Berke Özer'i Uğurcan'ın kırmızı kartı sonrası yeniden anımsayacağız. Geniş ve kaliteli oyuncu havuzu olan rakiplerinize karşı kenarda hamle yapacağınız isimler kendi takımlarında bile forma şansı bulmakta zorlanıyor. Bazı isimlerse oynadığı her dakika eleştirilerin ana odağı oluyor.
Milli Takım haftanın karması değildir, doğru. Ancak istikrarlı ve uzun soluklu performansları da göz ardı etmenin yeri de değildir. 'Abi' kontenjanı uzun süreli turnuvalarda bir ihtimal etkili olabilir, bu bir tercih meselesi ama kısa süreli milli pencerelerde etki edecek isimlerin 'abilik' görevinden daha değerli olduğu da bilinen bir gerçek.
Hüsran dolu Dünya Kupası'nın ardından UEFA Uluslar A Ligi'ndeki performans birçok şeyi netleştirecek. Kim gelir, kim gider, kim dokunulmaz kalır, alınacak sonuçlar belirler. Sonuçta kazanan her zaman haklıdır ama madalyonun diğer yüzünü de düşünmek gerek.