Maçlar, kupalar, turnuvalar kazanılır kaybedilir, bunlar sporun doğasında olan şeyler ancak kültür zor kazanılır, kaybedilirse de bir daha geri kazanmak bazı durumlarda mümkün bile değildir. Güne derbi heyecanı ile başlamak isteyen milyonlarca Fenerbahçe taraftarı, Divan Toplantısı'nda yapılan açıklamalar nedeniyle bambaşka bir gündem için kendini paralamaya başladı.
Gündem bir anda derbiden stadyuma kaydı. İlk olarak bu meseleyi ele alacağım ama 'derbi motivasyonu' konusuna da değinmeden konuya girmek istemiyorum. Bir kulüp başkanı, takımı sezonun en kritik virajlarından birine girerken teknik direktörünü ve oyuncularını değersizleştirecek, kamuoyunun önüne atacak açıklamalar yapıyorsa, burada stadyum gündemi değil, bu konular takımı motivasyon kaybına sürükler.
3 Temmuz'u yaşatan, kulüp kasasında 15 yıllık gedik açanlara yol veren Lütfi Arıboğan hakkında ve skandalların göbeğindeki Ferhat Gündoğdu hakkında tek kelime etmeyen Sayın Aziz Yıldırım, derbi öncesi Kante, Guendouzi ve Asensio’yu hedef tahtasına koydu. Yetmedi takımın teknik direktörü İsmail Kartal’ı 'istemiyorum' diyerek yalnızlaştırdı.
TAŞ YERİNDE AĞIRDIR
Şimdi gelelim Kadıköy meselesine. Hani görüşmeler son aşamaya gelmişti de stadyum yerinde büyütülüyordu? Meğer görüşmelerin perde arkası bambaşka bir manzaraya açılıyormuş da kimsenin haberi yokmuş. 3 Temmuz 2011'den sonra zemini hazırlanan ve dönem kalemşörlerinin dillendirdiği 'Fenerbahçe'yi Kadıköy'den çıkarma' meselesi bu kez bambaşka bir profille ilk nefesini verdi.
Papazın Çayırı'nda bulunan bu stadyumun mazisi Türk futbolunun temel direklerindendir. Birkaç beceriksiz şehir planlamacısı ve idari yönetimlerin çarpık eserleri nedeniyle bir semtin problemi gibi gösterilemez. İlk Türk futbol takımının maçı burada oynanmıştı, Fenerbahçe-Galatasaray arasındaki ilk derbi maçı yine bu sahada oynandı. İstanbul Futbol Ligi'nin ilk resmi sahası burasıydı. Yani demem o ki, şehri iyi planlamadıysanız bu Fenerbahçe Stadı'nın sorunu değil, şehri yönetenlerin sorunudur.
Kadıköy, Fenerbahçe için bir kültürdür. Sarı lacivertli kulübün temelleri burada atılmış, Milli Mücadele döneminde, işgal altındayken de, ülkeyi bölmek isteyenlere 'sarı lacivert duvar' olurken de Fenerbahçe, Kadıköy'de mücadelesini vermiş bir kültürün temel taşlarını atarak inşa etmişti.
Yeni stadyumun şampiyonluk getireceğine inananlara da ayrı hayret ediyorum. Futbolda şampiyonluk, doğru yönetim anlayışı, doğru kadro mühendisliği ve süreci iyi yönetebilen yönetici becerisinden geçiyor. Verilecek arazi karşılığında şampiyonluklar geleceğine ve sistemin böyle ilerlediğine inanıyorsanız, sportif gerçekliği olmayan bir futbol iklimine fazla anlam yüklemişsiniz demektir. Mesele ranta karşılık başarı sarmalı ise, hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmediğini tekrar hatırlayın.
'Stadyum küçük, yeni bir hava lazım' diyen kesime de şunu söylemek istiyorum. Kadıköy yerinde büyürse 65 bin, taşınırsa 75 bin olacak. Fenerbahçe Stadı yanındaki Kenan Evren arazisi ile birleştirilerek yeniden yapılırsa o zaman da 75 bini bulur. Ama %66 Fenerbahçe Stadı'nın doluluk oranı. Stat dolmadıktan, loca satılmadıktan sonra büyümesinin bir mantığı da yok. Vaad edilecek hiçbir gelir Fenerbahçe’nin varlığından büyük değildir. Taş yerinde ağırdır. Yazıyı bitirirken, stadyumda yazan o meşhur sözü bu kez konuya uygun şekilde anlam yükleyerek yazıyorum: 'Burası Kadıköy, buradan çıkış yok!'