Herhalde son 10 yıldır şu cümleyi duymaktan gına gelmiştir: "Ne olacak bu Fener'in hali?" Böyle bir yönetim anlayışıyla, aynı cümleyi daha çok işitiriz.

Sayın Aziz Yıldırım, seçimde "Baba çocukların üşüyor, gel’ diyorlar. Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak için geliyorum” demişti. Üzerine bir de Kadıköy'de stadı yerinde yenileme sözü vermişti. Ama gelin görün, ne şampiyonluk sözü ne de stadyum sözü tutulacak gibi durmuyor.

Başkan Fenerbahçe'yi çok da umursamıyor. Ne derbiye gidiyor, ne iç sahada Göztepe maçına, ne de sezonun kaderini çizecek olağanüstü toplantıya gidiyor... Fenerbahçe'nin düştüğü durumu bir yönetici bile çıkıp izah edemiyor. Muhalefetken diyar diyar toplantı yapanlar, ekranlardan inmeyenler şimdi ortada yoklar. İş sorumluluksa eğer, seçim kaybeden Hakan Safi kadar sorumluluk alan bir yönetici yok. En azından Kasımpaşa-Beşiktaş maçı sonrasında birlik ve destek mesajı verebilecek cesareti vardı.

"Beni seçmezseniz 3 ay içinde seçime gideriz, sonra da beni bulamazsınız" cümlesinin üzerinden 4 ay geçmişken Fenerbahçe teknik direktörsüz kaldı. Roma maçı sonrası İsmail Kartal'ın istifası kabul edilse belki de sezonun kalanı için hala iddialı cümleler kurulabilirdi. 45 günlük süreç onlarca puanlık kaybı beraberinde getirdi. Egolar kulüp menfaatinden ağır basınca Fenerbahçe taraftarı bir sezon daha dikenli salkımı yutmak zorunda kaldı. Yöneticiler, taraftara ve yayıncılara laf yetiştirmek yerine, profesyoneller eşliğinde kadro planlaması yapmaya mesai harcasa Fenerbahçe için bambaşka bir sezon olabilirdi.

Başarısızlığı bitirme sözü ile başlanan bir yönetim süreci, nasıl oldu da saha içi değil saha dışının ana aktör olduğu bir döneme dönüştü? Para var dendi, U-21 oyuncuları pahalı iddiasıyla transfer yapılmadı. Büyük umutlarla transfer edilen Greenwood yönetilemedi, hastalık bahanesi ile maç saatinde kadrodan çıktı. Herkes saha içindeki tablo ile cebelleşirken bir anda Maltepe gündemi derbi öncesi camiayı bölmeye yetti. Merak ediyorum nasıl oldu da stadyum yerinde büyüyecekken, iş döndü dolaştı "Maltepe'ye taşınalım"a geldi. Derdiniz kulübü yönetmek değil de bir kesimle barışıp geminizi yürütmekse doğru yoldasınız. Ancak mesele kulüp menfaati ise bu yolun sonu çıkmazdır.

Kaynak olarak ekle

Fenerbahçe Tüzüğü'nü açıp bir kez daha kulübün özünü hatırlamanızı öneririm. 1. maddeyi aynen aktarıyorum: "Kulübün adı “Fenerbahçe Spor Kulübü”dür. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün merkezi, Kadıköy/İstanbul olup bu Tüzükte “Kulüp” olarak anılacaktır."