Ülkeye, millete, fakire, fukaraya, emekliye, işçiye hayırlı olsun...
Bir Varlık Barışımız daha oldu.
Bayram yeni bitti. Malum, bayramda dargınlık, küslük olmaz. Gelin öpüşelim, barışalım...
Maliye diyor ki:
"Yurt dışındaki paranı, altınını getir Türkiye'ye..."
Pekâlâ...
"Senden yüzde 5 vergi alacağım ve bundan dolayı da seni incelemeyeceğim."
Güzel...
Zaten ilk defa karşılaştığımız bir düzenleme değil. Alıştık sayılır.
Öncelikle maliyenin inceleme yapabilmesi için vergi kanunlarına aykırı bir işlem olması gerekir. Kayıt dışı satış gibi...
Aksi durumlar vergi incelemesinin konusuna girmez.
Peki maliye neden "Varlık Barışı kapsamındaki parayı incelemeyeceğim" diyor?
Çünkü ortada Türkiye'deki vergi mevzuatına aykırı bir işlemden elde edilmiş bir kazanç var.
Bir nevi değil, buz gibi vergi affı bu.
Lafı eğip bükmeye gerek yok.
O nedenle yapılan tanımlama da yanlış. Devletin affettiği kişiyle "barışması" size de tuhaf gelmiyor mu?
Hapisteki bir uyuşturucu satıcısını düşünün. Af çıkıyor, sonra devlet dönüp "Gel bir sarılayım" diyor.
Şaka mısınız?
Yahu, bu adam vergi kaçırmış. Yetmemiş, parasını da yurt dışına götürmüş.
Şimdi ise "Hadi naz yapma, gel aslanım, gel yiğidim... Öpeyim alnından, barışalım" deniliyor.
Çıkan parayı kontrol edemiyorsun. Sonra da özel yasa çıkarıyorsun. Hem de dokunulmazlık zırhıyla...
Bu kadar mı?
Hayır.
Başkaca bir konuda inceleme yaparsam ve kayıt dışı bir tutar bulursam, Varlık Barışı kapsamında getirdiğin tutarı mahsup edeceğim diyor.
Hemen itiraz gelmesin...
"Arada illiyet bağı kurulursa mahsup edilir" diyor kanun.
16 yıl bu işi yaptım. Varlık Barışı varsa mahsup ediliyor işte. Lafı uzatmaya gerek yok.
Adı üzerinde kayıt dışı. Kaynağını nereden bileceksin?
Geçmişteki kayıt dışı işleme af getirdiğin yetmiyormuş gibi, sonraki kayıt dışı işlemi de affediyorsun.
Oldu mu size duble vergi affı...
Pekâlâ, ne için?
Bu soruyu net soralım, net cevap verelim.
Ülkenin döviz ihtiyacı var.
Kuru tutabilmek için gerektiğinde cayır cayır döviz yakan bir Merkez Bankası var.
Son üç ayda 60 milyar doların üzerinde rezerv eridi.
Brüt rezervler, İran meselesi öncesindeki dönemde 220 milyar dolar seviyelerine kadar çıkmıştı. Dün açıklanan veriyle 159 milyar dolara kadar geriledi.
O hâlde başka bir soru soralım:
Türkiye'de gelirin konusuna giren, kayıt dışı çalışan ve parasını da yurt dışına çıkaran kişilerle barışacağımıza, vergi incelemesi yapsak daha iyi olmaz mı?
Buradan çıkacak vergi ve cezayı tahsil ederiz. Devlet dediğiniz aygıt isterse gider, alır.
Amaaaann...
Şimdi kim uğraşacak, değil mi?
"Versin yüzde 5'i, ben okeyim" moduna bağladık.
Yine buna da şükretmek lazım aslında.
Geçmişte yüzde sıfır vergiyle çıkarılan Varlık Barışlarını da gördük.
Maliye açısından aslında kimin suçlu olduğu, kimin vergi kaçırdığı, paranın nerede olduğu çoğu zaman bilinir.
Devletin yetki ve gücünü gerçekten tahmin edemezsiniz.
Ancak buna rağmen arayacağı yeri fantastik hâle getirmeyi de çok seviyor.
Hani bir fıkra vardır...
Nasreddin Hoca bir gece yüzüğünü evde kaybeder. Ancak dışarıdaki sokak lambasının altında aramaya başlar.
Komşuları sorar:
"Hocam, yüzüğü burada mı düşürdün?"
Hoca cevap verir:
"Hayır, evde düşürdüm."
"Peki neden burada arıyorsun?"
"Çünkü ışık burada."
İşte maliye de yüzüğün nerede olduğunu biliyor.
Ama aramak istediği yerde aramayı tercih ediyor.
Belki bulur...