Masadaki hain kim?

Milano’da Santa Maria delle Grazie Kilisesi'nin yemekhanesinin duvarında Leonardo da Vinci’nin 1495 yılında çizmeye başlayıp dört yılda tamamladığı dünyanın en büyük ve en muhteşem ‘Son Akşam Yemeği’ tablosu yer alır. Bu resim, İncil’in Yuhanna bölümünde anlatıldığı üzere Hazreti İsa’nın on iki havarisi ile birlikte yediği son akşam yemeğini betimler ve Hz. İsa’nın masadaki havarilerinden birinin ona ihanet edeceğini açıkladığı anı konu alır.

Anlatıya göre bu son akşam yemeği esnasında Hz. İsa sofrada tek bir cümle kurar: ‘Biriniz bana ihanet edecek.’ İşte Da Vinci, tablosunda Hz. İsa’nın bu cümlesinin hemen sonrasındaki anı çizmiş.

Masada yemek yiyen Hz. İsa hariç on iki kişi üçerli dört grup hâlinde resmedilmiş.

Bartalmay ayağa fırlamış,

Andreas ellerini kaldırmış.

Petrus öfkeyle Yuhanna’ya eğilip hainin kim olduğunu sormasını istiyor. Arkasında tuttuğu bıçakla birkaç saat sonra bir askerin kulağını kesecek.

Tomas parmağını kaldırmış; aynı parmakla ileride Hz. İsa’nın yarasına dokunacak.

Filipus elini göğsüne koymuş: ‘Ben miyim?’

Yahuda ise yüzü gölgede kalan tek kişi. Elinde bir kese tutuyor, dirseği tuzluğu devirmiş. Eli Hz. İsa’nın eliyle aynı ekmeğe uzanıyor.

Hz. İsa haini biliyor ve yine de onunla aynı ekmeği bölüşüyor. Çünkü hain çoğu zaman karşısında değil, yanında oturuyor.

Bu tablo masadaki havarilerin yüzlerindeki şok, inkâr, öfke ve korku tepkilerini tek bir sahnede topluyor.

Geçtiğimiz çarşamba gecesi Şampiyonlar Ligi’nde bu sezon oynadığı dördüncü maçında Ali Sami Yen'de Stuttgart karşısında Galatasaray, mükemmel bir mücadele sonucunda hak ettiği üç puanı alarak gruplara kalma yolunda önemli bir virajı daha başarıyla geçti.

Batrakov’un dinamik, akıllı, basit ama hızlı oyunu Galatasaray’ı da olumlu etkiliyor. Bunun yanında attığı gollerle Batrakov takımını rahatlatırken rakibin umutlarını da söndürüyor. Orta sahada yükü azalan Torreira başta olmak üzere Davinson ve diğer oyuncular da performanslarını böylece daha yukarı taşımaya başladılar. Galatasaray’ı bu hâliyle rakiplerin sahada durdurması kolay değil. Yarın oynanacak Amedspor maçından da sarı-kırmızılıların üç puanla ayrılacağını tahmin ediyorum.

Beni yarın oynanacak maç özelinde endişelendiren tek husus sahanın durumu. Galatasaray yönetimi tüm yaz dönemini boşa geçirip kış gelince sahayı yenilemeye karar verdi. Millî arada yapılan yenileme sonrasında saha gereken bekleme ve çimin toprağa kök salma süresini gerektiği gibi tamamlayamadı. Üstüne bir de son yılların en çok yağmur yağan sonbahar ayları denk gelince zemin adeta patates tarlasına döndü.

Son zamanlarda hemen her konuda Galatasaray’da kararlar geç alınıyor, önceden planlama yapılmıyor. İşin daha kötü tarafı ise Dursun Özbek her defasında bu gecikmeleri planlı yaptığına koca bir camiayı inandırmaya çalışıyor, komik duruma düşüyor. Galatasaray transferde gecikiyor ama başkan kürsüye çıkıp ‘Transferi bilerek geç yaptık, böylece 50 milyon avro kâr ettik.’ diyor. Hâlbuki rakamlar ortada, yok öyle bir kâr. Keza aynı şekilde Ali Sami Yen’in çimlerini yenilemek için üç aylık yaz dönemini Galatasaray maliyet hesabı yaparak pas geçiyor. Zeminin durumu sezon başladığında alarm verip kamuoyundan tepkiler gelince mecburen sahanın çimleri yenileniyor ama bu sefer de yeterli bekleme süresi geçmediği için yapılan iş ve verilen paralar boşa gitmiş görünüyor. Kısacası Galatasaray yönetimi son yıllarda ülkemizde hâkim olan ‘Olsun, bakarız; ölsün, gömeriz.’ yaklaşımı ile yönetiliyor. Birçok konuda bir planlama, öngörüye dayalı bir icraat yapılmıyor.

Üstelik kulüpte ortalık toz duman, yönetimde kaos çıkmış ama Dursun Özbek Ankara’da Kayak Federasyonu başkanı ile Galatasaray’da kayak şubesi açmak yönünde görüşmeler yapıyor. Oysa Galatasaray Müzesi’nin Beyoğlu’ndaki binası ile alakalı uzun zaman önceden beri Ankara’da yapılması gereken temaslar ve daha bir sürü önemli iş hâlâ sırasını bekliyor. Bir öncelik sıralaması yapılmadığı için başkan olanca gayretiyle sağa sola koştursa da efektif olamadığı için birçok şey öteleniyor, işler aksıyor.

Şu anda Galatasaray Spor Kulübü yönetiminde iki üye istifa ettiği ve bir yedek üye de tutuklu olduğu için başkan hariç yönetim masasında on iki kişi kaldı. Bunların zaten yarısı fotografik yöneticiler, diğer birkaç tanesi özel veya sağlık sebepleriyle yeterli mesaisini kulüp işlerine ayıramıyor. Kulübün tüm yükü başkan ve iyi niyetli birkaç yöneticinin üzerine kalmış görünüyor. Diğer yandan Sportif A.Ş. dersen, neredeyse yirmi ay oldu, toplantı yapmıyor. Hoş, yönetim kurulu toplantısı yapılsa dahi yönetim kurulu üyelerinin yarısı kulüp yönetimiyle aynı kişiler zaten. Diğerleri de ya tutuklu ya istifa etmiş ama şeklen adı orada şimdilik. Anlayacağınız, tarihin en büyük bütçesi ile yönetilen Galatasaray’da tarihin belkide en zayıf yönetimi var görevde. Üstelik ülkede yaşanan son ekonomik gelişmeler, yakın zamanda belki de son yılların en sıkıntılı dönemlerini yaşama ihtimalimiz olduğunu işaret ediyor. Kimin umrunda?

Birlik olup büyük yatırımlarla kurulmuş istim üstünde oturmuş bir kadro ile futbolda 5. Kez şampiyon olmak için çaba göstermek varken, konjonktür sebebiyle hasbelkader oturduğu makamın rüzgarına kapılıp maraza çıkartan mı ararsın, tahriklere kapılıp yaptığı fevri davranış yüzünden onca yararlı hizmetine karşılık oyun dışına itilen mi ararsın? hepsi Brezilya dizisi tadında, otuziki kısım tekmili birden Galatasaray’da.

Kulüp işlerinde bir planlama olmasa da ayak kaydırma, adam yeme, itibar suikastı gibi konularda tüm bu yaşananlar maalesef bir kısım yönetici tarafından nakış gibi işlenen ince bir stratejinin bir planlamanın neticesinde hayata geçiriliyor. Aynı Pompei’nin son günlerindeki gibi ahlaki-etik erezyonun tavan yaptığı ilginç bir sürecin içindeyiz.

Yazının başındaki ‘Son akşam yemeği’ tablosunun hikayesini neden mi yazdım? Yok canım, düşündüğünüz gibi değil. Galatasaray yönetim masasında başkan hariç oniki kişi kalması dışında incilin Yuhanna kısmında bahsedilen olaylar ve kahramanlar ile bir benzerlik-bağlantı kurmaya çalışmıyorum.. Masadaki haini de aramıyorum. Birçoğunuz gibi ben de baştan beri hain kim biliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları