Yemen’de atılan bir bomba İstanbul’u nasıl vurur?
Mazot üzerinden.
Çünkü mazot sadece otomobilin deposuna koyduğumuz bir yakıt değil. Küresel ekonominin kan dolaşımıdır. Kamyon, traktör, biçerdöver, iş makinesi, tren, gemi, jeneratör… Dünya hâlâ dizelle taşınıyor. Küresel ticaretin yüzde 80’ini taşıyan konteyner gemileri dizel türevlerine bağımlı. Ağır yük kamyonları gelişmiş ekonomilerde malların yüzde 70’ini taşıyor.
Maden ocaklarındaki iki katlı bina büyüklüğündeki Caterpillar kamyonlarının deposu 5 bin litre mazot alıyor. Saatte 300-400 litre dizel içiyorlar.
Yani dizel durursa yalnız kamyon durmaz. Hammadde durur. Sanayi durur.
★★★
Bizde etkisi daha da hızlı.
Antalya’dan 20 ton domatesi İstanbul Bayrampaşa Hali’ne getiren bir TIR’ın gidiş-dönüş maliyeti 45 bin lirayı buluyor. Bunun 24 bin lirası mazot.
Üstelik Avrupa’daki gibi uzun vadeli nakliye sözleşmelerimiz yok. Türkiye’de piyasa büyük ölçüde günlük (spot) çalışıyor. Gece yarısı mazota zam geliyor, ertesi sabah kamyoncu navlunu değiştiriyor.
Mazot zammı pompada başlıyor, birkaç gün sonra pazar tezgâhına geliyor.
★★★
Peki neden şimdi mazotu konuşuyoruz? Çünkü dünyanın dizel sistemi iki savaş tarafından sıkıştırılıyor.
Rusya’nın dizel ihracatı yılbaşından bu yana yüzde 90 düştü. Orta Doğu’nun dizel ihracatı ise yüzde 75 geriledi.
Dünya ilk darbeyi şaşırtıcı biçimde atlattı. ABD, Kanada, Brezilya ve Guyana üretimi artırdı. Çin petrol tüketimini kıstı, stoklarını kullandı. Devletler stratejik rezervleri açtı.
Bir de Hürmüz’ün çevresinden dolaşılmaya başlandı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri alternatif boru hatlarını kullandı.
Ama şimdi problem burada.
Dünya petrolünün iki kritik kapısı var. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz-Babül Mendep hattı.
Hürmüz zaten savaş nedeniyle risk altında. Husiler Kızıldeniz ve Babül Mendep’te akışı tehdit ediyor. Üstelik Suudilerin Hürmüz’e alternatif olarak kullandığı Doğu-Batı petrol boru hattı da vuruldu.
Bir kapı kapanınca diğerine gittiler.
Şimdi diğer kapının önünde de savaş var. Hürmüz, Babül Mendep ve Suudi alternatif hattı aynı anda ciddi biçimde aksarsa, petrol için 150-200 dolarlık senaryoların konuşulmasının nedeni bu.
★★★
Fakat üçüncü bir kapı daha var. Amerika.
Trump, yükselen mazot fiyatlarını düşürmek için dizel ihracatını kısıtlamayı düşünüyor. İlk bakışta mantıklı.
“Amerikan mazotu Amerika’da kalsın, fiyat düşsün.”
Ama ABD dünya deniz ticaretindeki dizelin yaklaşık yüzde 20’sini sağlıyor. Günde 1.2-1.5 milyon varil ürün ihraç ediyor. Bu musluk kapanırsa Meksika’dan Brezilya’ya, İngiltere’den Avrupa’ya kadar büyük bir tedarik şoku yaşanır.
Üstelik işin daha tuhaf bir tarafı var.Rafineride benzin, dizel ve jet yakıtı birbirinden bağımsız üç musluk değil. Dizel ihracatı yasaklanır, Amerikan depoları dolarsa rafineriler üretimi kısmak zorunda kalabilir.
Dizel azalırken benzin ve jet yakıtı üretimi de düşer. Yani Amerikan tüketicisini korumak için alınan karar dönüp Amerikan tüketicisini de vurabilir.
Asıl tehlike ise domino etkisi. Rusya ve Çin zaten dizel ihracatını kısıtlıyor. Hindistan gibi büyük rafineri merkezleri de benzer önlemlere yönelirse, artık mesele mazotun kaç dolar olmasından çıkar. Mesele mazotu bulup bulamadığınız olur.
Türkiye günde yaklaşık 560 bin varil motorin tüketiyor. Kabaca her gün büyük bir akaryakıt tankerinin taşıdığı kadar. TÜPRAŞ ve STAR gibi çok güçlü rafinerilerimiz var. Rus ham petrolüne erişimimiz de fiziki yokluk riskini azaltıyor.
Ama sorun bitmiyor. Türkiye tükettiği motorinin üçte birini hazır ürün olarak dışarıdan almak zorunda. Küresel piyasada serbest dizel azalırsa ilk darbe fiyatlardan gelir. Sonra nakliyeye. Sonra tarıma. Sonra markete.
Motorin 150 lira olduğunda bugün Antalya-İstanbul arasında 40-50 bin lira olan TIR’ın mazot faturası 60-70 bin liraya çıkar.
Yani Yemen’de atılan bombanın şok dalgası denizleri aşar, Hürmüz’den geçer, Babül Mendep’e uğrar ve İstanbul’daki benzin istasyonunun dijital tabelasına çarpar.
Yeni bir dünya savaşının siperleri sadece cephelerde kazılmıyor. Hürmüz’de, Kızıldeniz’de, Rus rafinerilerinde ve Amerikan limanlarında da kazılıyor.
Faturası ise cephede olmayanlara geliyor. Bizim cüzdanımıza. Bizim soframıza.