Meğer Soylu, ne demokrat adammış!

Bir gün Süleyman Soylu’yu arayacağımızı, arkasından “Meğer ne demokrat adammış” diyeceğimi hiç düşünmezdim.

Yaşadıklarımız bana bu sözleri söyletiyor.

Yakın Türkiye tarihini unuttuğumu ve hafıza kaybı yaşadığımı sanmayın.

Müsade edin, anlatayım.

Soylu’nun yakın tarihi

Soylu, 2016 yılından 2023’e kadar İçişleri Bakanıydı.

AK Parti iktidarının kudretli ismiydi.

Erdoğan’dan sonraki lider diye işaret ediliyordu.

Ona destek veren trol ağları vardı.

Güç zehirlenmesi içerisindeydi.

Muhalif siyasetçilere ve gazetecilere tehditler savuruyor, hakaretler yağdırıyordu.

Kanun dışı yöntemler önerebiliyordu.

Halka “CHP’lileri şehit cenazelere sokmayın” diyordu mesela.

Polisleri uyuşturucu satıcılarının kolunu bacağını kırmaya davet ediyordu.

Kaymakamlara “Siz yapın kanun geriden gelir” tavsiyesinde bulunuyordu.

Gün geldi, duvara çarptı.

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’la karşı karşıya geldi.

Sedat Peker, Soylu’ya savaş açtı.

Her akşam TV kanallarında Soylu tartışıldı.

Sert bir irtifa kaybı yaşadı.

15 Temmuz gecesi sivillere silah dağıttırdığından, Ayhan Bora Kaplan ve adamlarını TRT’ye çağırdığından söz edildi.

Ailesi suçla ilişkilendirildi.

Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın Soylu’ya yakın isimleri gözaltına aldığı için Ankara’dan gelen telefonla intihara sürüklendiği ileri sürüldü.

Hiçbir gazeteci tutuklanmadı

Soylu, ne yaptı?

Tuttu, canlı yayına çıktı.

Aralarında ben ve Merdan Yanardağ’ın da olduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hakkındaki her iddiayı Soylu’ya sorduk. Cevap alamadık, o ayrı.

Erdoğan, sahip çıkmadı Soylu’ya.

Bahçeli olmasaydı, Peker karşısında yapayalnız
kalacaktı.

Soylu, aleyhinde en çok yazı yazanlardan biri olmama rağmen suç duyurusunda bulunmadı.

Hiçbir gazeteci, Soylu’nun şikayetiyle gözaltına alınmadı ve tutuklanmadı.

Ne internet siteleri kapandı...

Ne X hesapları.

Soylu bakanken, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan tarafından aleyhinde SS adlı bir kitap yayınlandı.

Soylu, dava açmadı.

SS’in toplatılmasını istemedi.

Bugün bakanların aleyhinde kitap yazabilmek mümkün müdür?

KAYA dışarı, biz içeri

Geçtim kitabı...

Haber yazılamıyor, fotoğraf paylaşılamıyor.

Ben ve Murat Ağırel üç gündür ev hapsindeyiz, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı ise cezaevinde.

Suçumuz ne?

Ağırel ve ben cürüm ortağıyız.

Sözcü TV’de Gazeteci Masası adlı programda Ağırel, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın fon krizinden önce parasını alıp sistemden ayrıldığını iddia etti.

Ben de yayında Ağırel’e sorular yönelttim.

Vukuatımız bundan ibaret.

Bolat, yaptığı açıklamada, Hedef Portföy’ün kira sertifikalarını içeren Sukuk hesabına yatırım yaptığını kabul ederken, krizden önce çıktığı iddiasını reddetti.

Bolat hakkındaki iddianın doğrulanmamış ve teyide muhtaç olduğunu anlıyoruz.

Demokratik bir ülkede, olması gereken nedir?

Bolat gibi anında açıklama yapmak, yanıltıcı bilgi varsa yargı yoluna başvurmak.

Bu, Bolat’ın yasal hakkı.

Bir de toplumun bilgilenme hakkı var.

Gazeteciler toplum adına yöneticileri sorgular ve eleştirirler.

Devletin gücünü elinde tutan yöneticiler gazetecilerin eleştiri ve sorgulayıcı tutumlarına karşı toleranslı olmalıdır.

Gazetecilerin hata ve yanılgılarının yöneticilere vereceği bireysel hasar, bir yöneticinin işlem ve kararlarının toplumda yol açacağı hasardan daha ağır değildir ve olamaz.

Hal böyleyken...

Fondan 2.2 milyar TL indiren Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas hayırsever vatandaş muamelesi görürken, bizler vurguncu gibi ev hapsine tıkılıverdik, iyi mi.

Türkiye’ye yakışıyor mu?

Sevinç ve Balcı ise AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in bürokrat Osman Arıkan Nacar ile Bodrum’da konserde çekildiği iddia edilen fotoğrafını paylaştıkları için cezaevinde.

Fotoğraf sahte mi?

Çelik’in arkasında oturan kişi Nacar mı, değil mi?

Çelik, ne doğruluyor ne yalanlıyor.

Cumhurbaşkanına soru soramamaya alıştık. Artık Cumhurbaşkanının sözcüsüne de soru yöneltemiyoruz. Çelik de cevap vermeye gerek görmüyor zaten.

Bir gazeteci fotoğraf yayınladığı için, diğeri de fotoğrafın paylaşıldığı X mesajını alıntıladığı için tutuklandı.

Bu fotoğraf Türkiye’ye yakışıyor mu?

Bırakın, medeni dünyada benzer bir örnek aramayı, Türkiye’nin kendi geçmişinde bile böyle bir cezalandırmayla karşılaşamazsınız.

Soylu’nun hakkı Soylu’ya

Bolat ve Çelik AK Partili de Soylu CHP’li mi?

Soylu, halen AK Parti İstanbul Milletvekili değil mi?

Türkiye, Soylu devrini mumla aratacak bir hukuk tanımazlığın ve adaletsizliğin içinde debeleniyor.

Günaşırı belediye başkanları, siyasetçiler ve gazeteciler tutuklanıyor.

Üç yıl önceki Türkiye, Avrupa Birliği kadar uzak bize sanki.

Kıymetini bilememiş, hakkını yemişiz Soylu’nun.

Meğer Soylu ne demokrat adammış!

Yazarın Diğer Yazıları