36’ncı NATO Liderler Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenecek.
Ankara’da, adeta bir seferberlik...
NATO zirveleri, dünyanın en geniş güvenlik önlemlerinin alındığı toplantılardır.
Çünkü, aynı masada dünyanın en güçlü liderleri oturur.
ABD Başkanı...
İngiltere Başbakanı...
Fransa Cumhurbaşkanı...
Almanya Şansölyesi...
★★★
Dolayısıyla...
Keskin nişancılar olur.
Savaş helikopterleri olur.
Hava savunma sistemleri olur.
Binlerce polis görev yapar.
Kimsenin buna itirazı olmaz.
Çünkü ev sahibi ülke, konuk ettiği liderleri korumak zorundadır.
★★★
Ama...
2026 Ankara Zirvesi’ni farklı kılan güvenlik önlemleri değildir.
Farklı olan...
Güvenliğin sınır tanımamasıdır.
Ve güvenliğin, özgürlüğün önüne geçmesidir.
★★★
Geçmişe bakalım...
2022 İspanya’da Madrid Zirvesi...
Yaklaşık, 10 bin güvenlik görevlisi görev yaptı.
Elbette gazetecilere akreditasyon vardı.
Ama...
Muhalif medya, topluca kapının dışında bırakılmadı.
Muhalifler konuştu.
NATO karşıtları yürüdü.
Devlet yine güvenliği sağladı.
Ve demokrasi de nefes aldı.
★★★
2023 Litvanya’da Vilnius Zirvesi...
Litvanya, tarihinin en büyük güvenlik önlemlerini aldı.
Yaklaşık, 12 bin polis ve asker görev aldı.
Alman Patriot hava savunma sistemleri konuşlandırıldı.
Basına, dikkati çekmeyecek düzeyde akreditasyon vardı.
Ama muhaliflerin tümünü kapsayan bir sınırlama yoktu.
Protesto gösterileri, yürüyüşler yapıldı
Kimse, bunları önemli bir tartışmanın konusu yapmadı.
★★★
2024 ABD’nin Washington Zirvesi...
NATO İttifakı’nın doğduğu şehir...
NATO’nun 75’inci yılı...
ABD, başkentini günler öncesinden zirveye hazırladı.
Gizli Servis...
FBI...
Washington Polisi...
Binlerce güvenlik personeli...
Yollar kapatıldı.
Güvenlik koridorları oluşturuldu.
Hava sahası sıkı biçimde kontrol edildi.
Ama...
Protestolar yapıldı.
Yasaklar, zirvenin önüne geçmedi.
Muhalif gazetecilerin akreditasyonunun reddedildiği konuşulmadı.
Konuşulan...
Washington Bildirgesi oldu.
Ukrayna oldu.
NATO’nun geleceği oldu.
★★★
2025 Hollanda’da Lahey Zirvesi...
Hollanda, tarihinin en büyük güvenlik önlemlerini aldı.
Yaklaşık, 27 bin polis, 10 bin asker...
F-35’ler...
Savaş helikopterleri...
Ama...
Muhalif basına toplu bir akreditasyon hiç uygulanmadı.
NATO karşıtları için gösteri alanları oluşturuldu.
NATO Zirvesi’ne karşı, alternatif “Barış ve Adalet Zirvesi” düzenlendi.
Protesto ve barış yürüyüşleri yapıldı.
Devlet güvenliği sağladı; demokrasi de nefes almaya devam etti.
★★★
Ve 2026 Ankara Zirvesi...
Henüz zirve başlamadan...
Geniş kapsamlı toplantı ve gösteri yasakları...
Sıkı güvenlik çemberleri...
Ve...
Çok sayıda muhalif gazetecinin akreditasyon başvurusunun reddedilmesi...
★★★
İşte, Ankara’yı diğer NATO zirvelerinden ayıran temel fark budur.
NATO’nun açıklaması ise ibretlik:
“Ev sahibi ülkenin değerlendirmesini esas aldık...”
Peki, bu açıklama doğru mu?
★★★
NATO’nun kurucu belgesi Washington Antlaşması 14 maddeliktir.
Başlangıç bölümünde, demokrasiye, bireysel özgürlüklere ve hukukun üstünlüğüne bağlılık açıkça ilan edilir.
2’nci maddesi ise, üye devletlere, özgür kurumlarını güçlendirme, barışı, istikrarı ve demokratik iş birliğini geliştirme sorumluluğu yükler.
Yani NATO yalnızca tankların, savaş uçaklarının ve füzelerin bir araya geldiği askerî bir ittifak değildir.
Demokrasi vardır.
Hukukun üstünlüğü vardır.
Temel hak ve özgürlükler vardır.
★★★
O hâlde şu soru kaçınılmazdır:
Eğer NATO...
Kendi zirvesini izleyecek gazetecilerin akreditasyonunun reddedilmesi karşısında tek cümle edemeyecekse...
Savunduğunu söylediği demokratik değerleri, dünyaya hangi yüzle anlatacaktır?
Hangi yüzle, 14 maddelik kuruluş antlaşmasına sarılacaktır?
★★★
Bir başka dikkat çekici nokta da şu...
Madrid...
Vilnius...
Washington...
Lahey...
Bugün bu zirveler...
Alınan kararlarla...
İmzalanan bildirgelerle...
Ve NATO’nun geleceğine ilişkin tartışmalarla anılıyor.
★★★
2026 Ankara Zirvesi ise...
Daha zirve başlamadan...
Yasaklarla...
Akreditasyon tartışmalarıyla...
Zirve için harcanan paralarla...
Kentin boya badanasıyla...
Zirveye katılacak liderlerin karşılanması için uygun duruma getirilen havalimanıyla...
Ve olağanüstü güvenlik önlemleriyle konuşuluyor.
Oysa konuşulması gereken...
Zirve’nin gündemi ve etkileri olmalıydı.
★★★
İspanya, Madrid Zirvesi için yaklaşık 50 milyon Euro...
Litvanya, Vilnius Zirvesi için 30-38 milyon Euro...
ABD, Washington Zirvesi için yaklaşık 57 milyon dolar harcadı.
Hollanda 2025 Lahey Zirvesi için, 184 milyon Euro’yla NATO tarihinin en pahalı zirvelerinden birini düzenledi.
★★★
Ankara Zirvesi’nin resmî maliyeti henüz açıklanmadı.
Ancak basına yansıyan bilgilere göre, bugüne kadar zirve için yapılan harcamalar 11 milyar 579 milyon 319 bin TL’ye ulaştı.
Bu da yaklaşık 248 milyon dolar, yani 218 milyon Euro demek.
Ankara, en pahalı zirvelerden biri olan 2025 Lahey Zirvesi’nin maliyetini şimdiden geçmiş durumda.
Ankara Zirvesi, ev sahibi ülkeye en pahalıya mal olan NATO zirvesi olarak mı tarihe geçecek?
Zirve sonrası, hep birlikte göreceğiz...
★★★
Elbette, devlet güvenliği sağlayacaktır.
Ama güvenlik...
Özgürlüğün yerine geçtiğinde...
Kaybeden demokrasidir.
Ve unutulmamalıdır ki...
Bir ülkenin gerçek gücünü gösteren, alınan güvenlik önlemleri değil...
Demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve özgürlüklere gösterdiği saygıdır.
Ve galiba, en ağır bedel de...
Türkiye’nin, Avrupa’nın demokrasi liginde değil; Orta Doğu’nun ikliminde anılmasının artık kimseyi şaşırtmadığıdır...