O şimdi devletin zirvesinde!

Terörsüz Türkiye’ye geçilince savaşa ayrılan kaynaklar, kalkınmaya, eğitime, ormanları yanmadan önce koruyabilecek sistemleri kurmaya akacak. Terörsüz Türkiye istemeyen ya gafil ya şaşkın ya şartlanmış ya da akıl fukarasıdır.

Fakat!

Kimse yalan atmasın.

Terör zaten bitmişti.

★★★

Yine de “Terörsüz Türkiye başarılsın” isterim. CB ve AKP Başkanı Tayyip Erdoğan, MHP Başkanı Devlet Bahçeli, PKK Başkanı Abdullah Öcalan, Terörsüz Türkiye mimarları olarak tarihe geçsinler.

Şanı onlara yazılsın.

Şerefi onların olsun.

★★★

Statü (sıfat) isteniyordu.

İşte statü de yasa çıkmadan dayata dürte verildi. DEM Partili Milletvekili Cengiz Çandar, önceki gün “Şu an itibariyle yasa taslağının içeriğini ve kelimelerini henüz görmüş değiliz. Ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tabii ki görmüş durumda. Muhtemelen MİT Başkanı İbrahim Kalın biliyor ve tabii ki Abdullah Öcalan bundan haberdar” dedi.

3 kişi haberdar!

Biri Öcalan.

O, şimdi zirvede.

★★★

Zirvede olanlara özgü kelimeleri seçerek konuşuyor: “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başındayız” diyor.

“Türkiye’nin geleceğini.

Bölgenin kaderini.

Bu yasa etkileyecek.

Demokratik hukuk gelişecek. Ekonomik olanaklar büyüyecek” sözleriyle umut yeşertiyor.

★★★

Bu sözler aslında anlayana, zirvenin diğer 2 lideri Tayyip Erdoğan ile İbrahim Kalın’a yapılmış çok ağır hakaret. 25 yıldır iktidardasınız Türkiye’de “demokratik hukuku geliştiremediniz, ekonomik olanakları herkes için büyütemediniz” diyerek onları aşağılamış oluyor.

★★★

Varsın aşağılasın!

Yeter ki terör bitsin.

İç cephe güçlensin.

Ancak unutturulmak istenen bir gerçek var: İç cephe zaten kurulmuş güç bulmuştu. Son seçimler yapılmış, sandıklar açılmış sonuç ortaya çıkmıştı. Büyük kentlerde (14 büyükşehirde) Türk vatandaşlar ile Kürt vatandaşlar seçim sandığında tek partide birleşmiş eller kenetlenmiş, kol kola girilmişti.

★★★

Bölünme olmadan, özerk bölgelere, otonom yönetimlere sapmadan, iki ayrı anadili yarışa sokmadan; Türkiye Cumhuriyeti şemsiyesi altında toplanarak; “kişilik sahibi, bağımsız birey, özerk insan, hukuk önünde ve her alanda eşit olabilmenin” aydınlık yolunu Türkler ile Kürtler tabanda birleşerek zaten bulmuştu. Bunun adına da “Kent İttifakı” denilmişti.

PKK, o gün bitmişti.

★★★

Bizler (Erdoğan-Bahçeli-Öcalan) gerçek demokrasiden söz edeceksek; halkın tabanda birleşmiş olmasına saygı duyalım. Bırakalım vatandaşlar partilerini özgürce seçsin; Kişilik sahibi, bağımsız birey, özerk insan olma yolunda demokrasiyi yükselterek birlikte yürüsünler. Böylelikle Türkiye’nin bütünlüğüne biz de katkı vermiş oluruz diyebilirlerdi.

Diyemediler.

Adalet hançer yedi.

Demokrasi katledildi.

Seçilmişi hapse tıktılar.

★★★

Ben fikrimi yazayım:

Türk vatandaşlar ile Kürt vatandaşların seçim sandığında muhalefet partisinde birleşmesi şu anlama gelir: Türkler, “Biz Tayyip Erdoğan’ın kulu değiliz, biz özgür vatandaşlarız” demiş oldular. Kürtler de; “Biz de Abdullah Öcalan’ın kulları değiliz, biz özgür vatandaşlarız” diye karşılık verdiler. Türkler ile Kürtler, bir olup, iktidarı değiştime kararı almış oldular.

★★★

“Abdullah Öcalan’dan demokrat yaratma ve Terörsüz Türkiye ihtiyacı” halkın kent ittifakında muhalefet partisinde buluşması ve iktidarı değiştirme kararlılığını bozmak için doğdu.

O şimdi!

Devletin zirvesinde!

Selahattin Demirtaş.

Hapiste!

Görmezden... Bilmezden... Duymazdan...

Açıklama yapılmadı. Halk aydınlanmadı. Görmezden, bilmezden, duymazdan geliniyor. Tekrar yazıyorum. Dava, Fransa’da “Tahkim Mahkemesinde” açıldı. Karar; “Irak merkezi hükümetinin (Bağdat) onayı olmadan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (Barzani) petrolünü Ceyhan Limanı üzerinden ihraç ederek boru hattı anlaşmasını ihlal ettiniz. Tazminat ödeyeceksiniz” diye çıktı. Bu kararı bizim Enerji Bakanlığı, Paris İstinaf Mahkemesi’ne “lehimize bozsun” diye götürdü. İstinaf mahkemesinden de aynı karar çıktı. Türkiye, Irak Devleti’ne 1 milyar 470 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edildi. Bu para halktan toplanan vergilerden ödenecekse adil olmaz. O yıllarda Başbakan olan Tayyip Erdoğan, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve ilgili yüksek bürokratlar kimlerse onların mal varlığından ödenmesi gerekir. Ayrıca Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz da elindeki belgelere dayanarak; “yine Bağdat Hükümeti’nin haberi olmadan Irak petrolünün Ceyhan Limanı üzerinden taşınması sırasında Bölgesel Kürt Yönetimi’nden alınan 494 milyon 186 bin doların AKP Hükümeti’nin Jersey Adası’nda kurduğu Turkish Energy Company adlı şirkete transfer edildikten sonra bu miktarın 264 bin 909 bin dolarının BOTAŞ’a aktarıldığını kalan 229 milyon 276 bin dolarının ise buharlaştığını” Meclis’te açıkladı. “Bunun adı soygundur”dedi. Bir savcı çıksa bu görmezden, bilmezden, duymazdan gelinen soygunun iddianamesini yazsa! Mahkeme kurulsa!
İlk celsede bitse!

Yazarın Diğer Yazıları