Çerçeve Yasa tasarısı TBMM’nde uzlaşıyla geçti. Zılgıtlar çekildi, bir partiye mensup milletvekilleri zafer işareti yaptı. AKP milletvekili, Abdullah Öcalan’a dua etti! Bir yıl öncesine kadar bir araya gelmeyen, birbirine selam bile vermeyen DEM ve MHP’li milletvekilleri birbirini kutladı, tokalaştı, bazıları ise öpüştü. 1 Ekim’e kadar tatile çıktılar. Bu yasa çıkarılırken şehit ailelerinin, gazilerin duyarlılıklarının dikkate alınacağı söylense de bunlar sadece sözde kaldı.
Halen Suriye’de, Irak’ın kuzeyinde bulunan bölücü örgütün kamplarında bulunan teröristlerin de, aftan yararlanabilmeleri için silahlarını teslim etmeleri isteniyor. Teröristlerin, kod adı kullandığı ve hangi eyleme katıldıkları tam olarak bilinmiyor. En azılı teröristler bile “Eyleme katılmadıklarını” söyleyip daha düşük ceza alabilir.
ÖCALAN ŞUNU İSTEMİŞTİ
Öcalan, Türkiye’ye getirildikten sonra ifadesi alındıktan bir süre sonra dönemin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcısı Cevdet Volkan’a 22 Mart 1999’da mektup yazdı, “Ek ifade vermek istiyorum” dedi. 3 Nisan 1999’da İmralı’ya giden Başsavcı Cevdet Volkan ile Savcı Talat Şalk’a, devlete yardımcı olmak istediğini belirten Öcalan, ifadesinde isteğini şöyle ortaya koymuştu:
“Amacım, ülkemizi ve devletimizi daha da güçlendirmek ve yardımcı olmaktır. Kişisel hiçbir beklentim yoktur. İmkanlar tanındığında gerekli bilgiyi verip, örgütü yasal çizgiye çekmeye hazırım. Bu konuda devletimizin üzerine düşeni yapması gerekir. Devletin üzerine düşen, iç barışı sağlayabilmek için gerekli olan yasal düzenlemeler yapmaktır. Bunların başında af yasası, dağda ve cezaevinde olanlar için onların topluma karışmalarını sağlayacak bir af yasası gelir. Ben bu konuda üzerime düşen her türlü katkıda bulunmaya hazırım.”
PKK’LILAR ASKERE ALINACAK MI?
Yasamıza göre nüfus kaydına göre her erkeğin 20 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününden başlayan 41 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününde biten süreye “Askerlik çağı” deniliyor. PKK’nın özellikle lider kadrosunun yaşı 70’i geçti. Çoğunluk ise 40 yaşın altında. Yani askerlik çağı içinde.
Çerçeve Yasa’da, PKK’lıların askere alınıp alınmayacağı konusunda hiçbir düzenleme yok. PKK’lı cezasını çektikten sonra askere alınıyordu. Ancak, bu kez cezaevine girmek yok. Yani bir düzenleme bulunmuyor.Yalnız askerlik değil, yurda dönecek teröristlerin sağlık, sosyal güvenlik, eğitim ve istihdam haklarının nasıl düzenleneceği belirsiz. Türkiye’ye dönen ve yasa kapsamında soruşturması veya kovuşturması ertelenen bir kişinin askerlik yükümlülüğünün devam edip etmeyeceği konusunda çerçeve yasada özel bir hüküm bulunmuyor.
“HER TÜRK ASKER DOĞAR”
Emekli Albay V. Murat Tulga ile PKK’lıların askerlik yapıp yapmayacağını konuşurken şunları söyledi:
“Askerlikte tören öncesi yürüyüş eğitimi önemlidir. Adımları senkronize olmuş ve kalıp gibi yürüyen birlikler disiplinin esasıdır. Bu senkronizasyonu sağlamak içinde kıt’a komutanı ‘yürüyüş kararı’ saydırır. Bunu için kıtalarda yaygın karar vezinleri vardır. Örneğin ‘Her Türk Asker doğar’ veya ‘Türk, Övün, Çalış, Güven’ gibi... Şimdi bu kuzucuklar için yeni bir sorun yaratılmaması için değiştirirlerse şaşarım. Ne denilecek? ‘Her Türkiyeli Asker Doğar’ diye bağırsınlar değil mi? Bence bunu böyle değiştirmek lazım. Diğerine artık dilim varmıyor...
Bunlara silah atışı yaptırmayın ha. Bunlar keleş çocukları... Devletin parasını falan da boşuna harcamayın. Bunların vakti zamanında hangi hedeflere karşı atış yaptıklarını da, bu atışların ne acı sonuçlar doğurduğunu da asla unutmayalım. Ecdadın zamanında kurduğu ‘Hamidiye Alayları’ konusu da aklımızda dursun! Önerilerde bulunuyoruz.
O yüzden terhisten sonra bunların sosyal güvenlik sorunları da olacakmış. Yazık! Bu da sorun değil, dağda geçirdikleri süreyi sayıp bunları EYT’den erken emekli ederiz, bir de belediyelerde sayaç okuma görevi verip işe yerleştirdik mi tamam. Nasıl çözüm ama?
Ya böyle dostlar, yeni bir sorunumuz oldu mu şimdi? Ne yapalım, bu terörist kuzucuklar askerlik yapsınlar mı yapmasınlar mı?”
EY TÜRK İSTİKBALİNİN EVLADI
Murat Tulga, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Nutuk’unu ne olur, bugünlerde asla önümüzden noksan etmeyelim” diyor. “Ey Türk Gençliği...” diye başlıyor ve şöyle bitiriyor:
“ İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur...”
Silah bırakmakla iş bitmiyor. Vatanına, milletine bağlı gençlerden esirgenen bazı düzenlemelerin PKK’lılar için yapılacağına da tanık olacağız...