Bireysel başvuru 23 Eylül 2012 tarihinde hukuk sistemimize girdi. 14 yılda Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) 756 bin 726 bireysel başvuru yapıldı. Bunların 648 bin 410’u sonuçlandırıldı. Bu sayılar bireysel başvurunun ne ölçüde geniş bir uygulama alanına ulaştığını gösteriyor. Her başvuru, anayasada güvence altına alınan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasını ileri süren insanın adalet arayışını ifade ediyor. Anayasa Mahkemesi kararlarına mahkemelerin, idarenin uymadığı olaylara da tanık oluyoruz. Bu durum, Anayasa Mahkemesi’nin de gücünü azaltıyor. “TOPLUMUN VİCDANIDIR” Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, “Bir insan uzun ömürlü olmak isterse adaletli olsun. Bu durum, devletlerde de aynıdır. Adaletli olmak ömrü uzatır” dedi. Hakim ve savcılara şu öneride bulundu: “Yüce Allah’ımız bize adaleti, insafı emrediyor. Anayasa ve kanunlarımız da adaleti emrediyor. Adalet, her şeyi olması gereken yere koymak, hak edene hakkını teslim etmektir. İnsan ruhunun omurgası, devletin ise harcıdır. En yüce ideal hep adalet olmuştur. Adaletin zayıfladığı bir yerde devletten, toplumsal huzurdan bahsedilemez. Çünkü güven, refah ve iç barışın temeli adalettir. Adalet, aynı zamanda toplumun vicdanıdır. O vicdan zedelendiğinde, toplumsal bağlar da çözülür. “HALK, ADİL OLANI SEVER” Hakim ve savcılar olarak hepimiz her daim, her konuda adil davranmak zorundayız. İnsanlar arasında hükmederken adaletle hükmetmek zorundayız. Her daim hak üzere olup, hakkı ayakta tutan kimseler olmak zorundayız. Hangi inanç veya milliyetten olursa olsun adalet karşısında tüm insanlar eşittir. Bu nedenle nefsimizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmamalıyız. Ayrıca şunu da unutmayalım ki Hak da halk da adil olanları sever. Onları korur ve şereflerini yükseltir. Hakim ve savcıların cübbelerinin düğme ve cebi yoktur. Hepimiz her daim bunun ne anlama geldiğinin idraki içinde hareket etmek zorundayız.” Başkan Kadir Özkaya, hakim ve savcılara önerisini sıraladıktan sonra şiiri ekledi: Çıkamayacağın bir dağı bakıp seyran eyleme, Yapamayacağın bir gönlü yıkıp viran eyleme, Hakem sensin, hüküm senin, Allah nasip etmiş, Yanlış karar ile ziyan eyleme. KOPMAZ BİR BAĞ Kendine özgü anayasal denetim yolu olan bireysel başvuru, anayasa yargısından bağımsız veya ona eklenmiş sıradan bir hak arama yolu olarak değerlendirilemez. Bireysel başvurunun işlevi yalnızca başvurucunun uğradığı ihlalin saptanması ve giderilmesiyle de sınırlı değil. Mahkemenin bireysel başvuru kapsamında verdiği kararlar; yasama, yürütme ve yargı organlarının temel haklara ilişkin yaklaşımına da etki ediyor, bu anlayışın Türk hukuk düzeninde yerleşmesine katkıda bulunuyor. Bireysel başvuruyu yalnızca bireysel nitelikte bir hak arama yolu değil, aynı zamanda hukuk devletinin güçlendirilmesine ve anayasanın toplumsal hayatta etkili hale gelmesine hizmet eden önemli bir anayasal kurum olarak görmek gerekir. Bireysel başvuru ile anayasa yargısı arasında kopmaz bir bağdan söz edilebilir. Saygı Öztürk - Kadir Özkaya PİLOT KARARLAR Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurular, tekil hak ihlallerinin arkasında daha genel ve yapısal sorunların bulunduğunu gösteriyor. Bu durum her bir başvurudaki ihlalin sonuçlarının giderilmesinin ötesine geçerek, ihlali doğuran kaynağa bakmaya, pilot karar usulünün gelişmesi de bu arayışın önemli sonuçlarından biri olarak ortaya çıktı. Örneğin sınır dışı işlemlerine ilişkin Y.T. kararında mahkeme, aynı nitelikte çok sayıda başvurunun kaynağında yapısal bir sorun bulunduğunu saptadı ve pilot karar usulünü uyguladı. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin N.K. kararında da benzer biçimde, çok sayıdaki bireysel başvuruyu doğuran sorunun giderilebilmesi için etkili bir başvuru yolunun oluşturulması gerektiğine işaret edildi. Yasama organı da söz konusu ihlal kararlarının gerekçelerini gözeterek yasal düzenlemelerle sorunların çözümünü gerçekleştirdi. OLAĞAN KANUN YOLU DEĞİL Bireysel başvuru, hukuk sistemimizde yeri bazen yanlış anlaşılıyor. Bireysel başvuru, olağan kanun yolu değil. Anayasa, bireysel başvuruda olağan kanun yollarının tüketilmesini şart koşmuş; ayrıca kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceğini hükme bağlamış. Anayasamız, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay’ın görev ve yetkilerini ayrı ayrı düzenlemiş. Yüksek mahkemeler arasında hiyerarşik bir ilişki veya üstünlük sıralaması öngörmemiş. “Bireysel başvurunun başarısı yalnızca Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlarla ölçülemez.” Özkaya’ya göre “Bireysel başvurunun etkili bir hak arama yolu olarak varlığını sürdürebilmesi, ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmesine ve benzer ihlallerin ortaya çıkmasını önlemeye bağlıdır. Bireysel başvuru mekanizmasının başarısı, bütün kamu makamlarının ve özellikle yargı mercilerinin ortak sorumluluğunu gerektiriyor” görüşünde. Hukukun yolu da insanı hakka ve adalete ulaştırabildiği ölçüde anlamlıdır. Saygı Öztürk bugün Diyarbakır Kitap Fuarı’nda Doğan Kitap standında okurlarıyla buluşacak.