“Soygunun üstü sakın örtülmesin!”

Fon vurgununun üzerinden bir buçuk ay geçti.

100 milyon liranın üzerinde haksız kazanç elde edip paraları götürenler biliniyor ama açıklanmıyor.

İşte yanlış olan bu!

Vurguncular bir sır gibi gizli tutulunca toplumdaki söylentiler büyüyor, kuşkular artıyor, iktidar puan kaybetmeye devam ediyor.

AKP’liler arasında bile öfkenin, homurtuların arttığını duyuyoruz.

Özgür Özel, SÖZCÜ TV’deki bir programda “Fon vurgununa karışan 60 kadar milletvekili veya yakınlarının olduğu söyleniyor” demişti. Fakat...

Daha sonra bu rakam, iktidar kanadından gelen kulis bilgileriyle büyüdü. Meğerse 60’dan çok daha fazlaymış!

★★★

AKP eski milletvekili Şamil Tayyar bazı valilerin fon skandalına bulaştıklarının tespit edildiğini, bu nedenle “Valiler Kararnamesi”nin kapsamının genişletildiğini açıkladı.

Tayyar’dan sonra, iktidara yakın bir gazeteci olarak bilinen Erdal Kılınç da fonlarla bağlantılı milletvekili, yargı mensubu ve mülki amirlerle ilgili olarak iddia edilen rakamları açıkladı.

Erdal Kılınç, “Toplam milletvekili sayısının 150’ye ulaştığı öne sürülüyor. İddialara göre yargı camiasından da aralarında Yargıtay’da görev yapan bazı isimlerle bazı savcıların da bulunduğu 180 yargı mensubunun adı fon skandalıyla ilişkilendiriliyor. 30 vali ve kaymakamın da fonlarla bağlantılı olduğu ileri sürülüyor” dedi.

★★★

Listenin hâlâ neden açıklanmadığı anlaşılıyor.

Bahsi geçenlerin tamamı iktidara yakın kişiler.

Nasıl açıklasınlar bunu?

“Ucu kime dokunursa dokunsun” sözleri havada kaldı.

Kamuoyunda, olayın üstünün zamana yayarak kapatılmak istendiği şeklinde yorumlar yapılıyor. Fakat...

AKP’nin eski Ekonomi Bakanı, şimdiki DEVA Partisi lideri Ali Babacan “Sakın haa! Üstünün örterseniz daha da kötüye gider” diye iktidarı ciddi olarak uyardı.

★★★

Ali Babacan, skandalın üstünü örtme eğilimi devam ettiği takdirde...

- Piyasalardaki kötüleşmenin durmayacağını...

- Türkiye’nin sermaye piyasalarına kimsenin gelmeyeceğini...

- Yatırımcıların kaçma eğilimine gireceğini...

- Bu nedenle vurguncu listesinin acilen açıklanması gerektiğini belirterek “Dolandırıcıya, çalana, hak ettiği cezayı vermezseniz piyasalarda her zaman hırsızlığın önünü açmış olursunuz” dedi.

Ali Babacan, ekonomiyi ve borsayı iyi bilen bir siyasetçidir. “Söylediklerine kulak vermek lâzım!” diye düşünüyorum.

Öcalan, İmralı’da inşa edilen villasına taşındı!

DEM Parti’nin “İmralı Heyeti Üyesi” Mithat Sancar, Abdullah Öcalan’ın, İmralı Adası’nda kendisi için hazırlanan yeni yere geçtiğini, çalışmalarını oradan sürdüreceğini açıkladı.

Sancar, bu adımın çözüm sürecinin hızlanması açısında önemli olduğunu söyledi.

“Bebek Katili” diye anılan teröristbaşı Öcalan artık İmralı Cezaevi’nde değil, İmralı’daki iki katlı, tam teşekküllü villada yaşayacak. Kendisine bir de “Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu Üyesi” statüsü verildi. Aslında gerçek olan onun “Hükümlü” statüsüdür.

Daha önce “Villa” sözüne itiraz edilmiş “Öcalan için villa değil, iki katlı konut yapılıyor” denilmişti.

Villa nedir? Konut nedir?

Yeşil, geniş bir bahçe içinde inşa edilen, konfor ve özel yaşam alanı olan “kişiye özel” bağımsız konut tipine “Villa” denir. Neden itiraz ediyorlar ki? Bunu bilmiyorlar mı?

Öcalan’ın villasının 250 metrekare kapalı alanı, 500 metrekare bahçesi, televizyonu, rahat yaşam konforu olduğu belirtiliyor. Daha ne olsun?

Ve bu villa, onun terörle bölüp parçalamaya çalıştığı bu asil milletin vergileriyle yapıldı.

Vaktiyle “Terörle bir yere varılmaz” deniliyordu. Öcalan’a yapılan bu güzel villadan ve verilen statüden sonra ne diyecekler acaba?

GÜNÜN SÖZÜ

Sabahat’ın sahibi çıkar, kabahatin sahibi çıkmaz!

Yazarın Diğer Yazıları