Şu anda toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey “Hukuk ve adalet.”

Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, bunların hepsi düzelebilir. Ancak...

Yanlış tartan adaletin terazisi düzelmezse Türkiye’de hiçbir şey düzelmez! Saplandığımız sorunlar bataklığından kurtulamayız!

Ülke olarak ne yazık ki üzücü bir durumdayız.

Demokrasiden, hukuk ve adaletten uzaklaştıkça, çağdaşlıktan da uzaklaşıyoruz.

Bu gidişi frenleyip durdurmak lâzım. Aksi halde on - onbeş yıl sonra ne hale geleceğimizi düşünmek bile istemiyorum.

Hiçbir sorun çözülmez değil. Ancak... Bunun için önce siyasi iradenin karar vermesi, ülkeye demokrasi ve hukuk düzeninin egemen olması, adaletin sağlanması gerekiyor.

★★★

Hukukta tutukluluk istisnaidir. Esas olan tutuksuz yargılamadır. Fakat artık ülkemizde tutuklama öyle olağan hale geldi ki, en basit suçlular bile hapse atılır oldu.

Tutukluluk peşin cezaya dönüştürülmüş durumda!

Gazeteciler yazmadıkları haber için bile (Murat Ağırel gibi) tutuklanır oldu.

Üzerinde masum bir eleştiriden başka ifade olmayan pankartı asarak Milli Eğitim Bakanı’nı istifaya davet ettiler diye iki üniversiteli kız öğrencinin tutuklanıp (kısa süreli de olsa) hapse atılması da hukuk adına şaşırtıcıdır.

Düzgün ve objektif bir gazeteci olan İsmail Saymaz’ın sudan bir sebeple elektronik bir kelepçe takılarak ev hapsinde tutulması AKP’nin kurucularından olan eski Meclis BaşkanıBülent Arınç’ı bile etkilemiş ve “Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor” dedirtmiştir.

★★★

Türkiye’de halen 402 cezaevi bulunuyor. Bunların toplam 304 bin 208 kişilik kapasitesi var.

Halbuki şu anda cezaevlerinde yatan tutuklu ve hükümlülerin sayısı 433 bin 520 kişi.

129 binden fazla tutuklu ve hükümlü var. Bunlar yerlerde yatıyor.

Cezaevine girip çıkanların “Hapishane artık zulüm hane oldu. İnsanlar çok sıkışık, yerlerde veya üst üste ‘balık istifi’ yatmak zorunda kalıyorlar” dediklerini duyuyoruz.

Kaynak olarak ekle

“İnsanlık dışı” sayılan bu kötü durumu düzeltmek için en az 100’den fazla yeni cezaevi daha yapılması ya da küçük suçlarda bile her sanığın tutuklanıp içeri atılmaması, yasada belirtildiği gibi tutuksuz yargılamanın esas olması lâzım.

Şu sözün de unutulmaması gerekiyor:

“Adalet terazisi düzelmezse ülkedeki hiçbir sorun çözülemez!”

Adaletin olmadığı yerde...

Prof. Dr. Ümit Kocasakal sandıktarakibine fark atarak ikinci defa İstanbul Baro Başkanı seçildikten sonra, arkadaşımız Saygı Öztürk ile yaptığı söyleşide “Son 10 yılda yargının iyileşmesi bir yana, ülkede daha da kötü bir noktaya geldiğini” belirterek şu önemli tespitlerini dile getirdi:

“Korkunç bir durumdayız. O kadar kötü ki, şu anda insanların hak ve hürriyetlerinin en büyük tehdidi yargı görünüyor. Yani siz hâkim kararı zannediyorsunuz ama başka yerlerde karar veriliyor. ‘Gereği düşünüldü’... Gereğinin nerede düşünüldüğü önemli. İşte bunların hepsiyle boğuşacağız.”

Ülkenin en üst düzey hukukçularından biri olan Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın bunları dile getirmesi çok önemlidir ve adalette mutlaka tedavi edilmesi gereken bir yaraya parmak basmaktadır.

Adaletin olmadığı yerde insanlar asla özgür ve mutlu olamaz, kesinlikle huzur içinde yaşayamazlar!

Tebessüm

Bu balık, başka balık!

Evin erkeği, pazar sabahı oturmuş, keyifle kahvesini yudumlarken bir yandan da gazetesini okuyormuş... Karısı gelmiş, yumuşak bir ses tonu ile:

“Aşkım...” demiş “Hani birkaç ay önce bir hafta sonu balığa gitmiştin ya...”

Adam “Ee, n’olmuş?” demiş. Kadın aynı ses tonu ile devam etmiş:

“İşte dün gece o balık aradı seni bir tanem, hamileymiş!”

GÜNÜN SÖZÜ

Adalet olmayan bir yerde insan düşer her derde!