“Ağacın kurdu içinde olur” derler ya...
AKP ağacının da kurtları içinden çıktı!
Bu kurtlar, iktidar partisinin gövdesini kemiriyor.
AKP’li Şamil Tayyar’ın “Vurgun mahallinde bizim çocuklar var!” demesi samimi bir itiraftır!
AKP’nin 25 yıllık tarihinde en zor günleri yaşadığı görülüyor.
450 bin küçük yatırımcının dolandırıldığı FON krizine karşı parti içinden de eleştiri sesleri yükseliyor.
Bir türlü düzelmeyen ekonominin yıprattığı iktidarı bu defa FON VURGUNU daha sert sarstı.
Parti içinde, eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlunun fona yatırdıkları yüz milyonlarca liranın “Kaynağı ne?” diye soranlar artıyor.
“Yüzyılın soygunu” diye nitelendirilen bu büyük vurgunun AKP iktidarını derinden etkilediği anlaşılıyor.
★★★
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kimileri yolunu şaşırdı, kimileri nefsinin esiri oldu, kimilerini şeytan aldattı. Bize yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşırız” dedi ama bu “Ekonomik ve politik depremin” kolay kolay atlatılamayacağı belli.
Vurgun çok büyük! 800 milyar dolar!
Soyulan yatırımcıların sayısı 450 bin kişi... Batan fondan etkilenenlerin toplam sayısı ise bunun birkaç katı...
“Ekonomik trajedi” bu... Başrolde bürokratlar ve bir kısım AKP’liler var!
Tabii ki, sorumluların yakasına yapışılacak. Halk bunu bekliyor. Fakat giden paralar geri gelecek mi? Bu zayıf ihtimal! Belki bir kısmı kurtarılabilecek. Kayıp çok büyük!
★★★
AKP’li eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “hesaplaşma ve soruşturmanın” sonuna kadar götürülmesi yolundaki mesajını hatırlatarak:
“Eğer bunlar yapılmazsa seçimler kaybedilir!” şeklindeki sözleri gerçekçi bir yaklaşımdır.
Arınç, AKP yönetimini “Milletin sillesi güçlüdür. Öyle bir sille vurur ki, kendimizi başka bir yerde buluruz!” diye uyarıyor.
Bülent Arınç bu uyarılarında yalnız değil... AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram da, fon krizinde bakan yardımcılarının ve genel başkan yardımcılarının bulunduğunu belirterek:
“Bunlardan temizlenmek lâzım. Bir sürü isim geçiyor. İşin içinde siyasi ve bürokratik bir yapı var. Temizlik yaptık yaptık... Yapmazsak bu millet bizi temizler bu sefer!” diye uyarıyor.
Bunlar sadece iki örnek. Gerçekten tüm sorumlular yargılanıp milleti ikna edici bir temizlik yapılmazsa Arınç ve Bayram’ın öngörüleri gerçekleşir: “Milletin sillesi güçlüdür”, “Millet onları temizler!”
Türkiye’de emeklilik insanlara ceza gibi!
Emeklilik nedir?
Çalışma ile geçen hayatın sonbaharında dinlenmek, huzur içinde yaşamak değil midir?
Evet, tüm uygar dünyada bu böyledir. Peki ülkemizde öyle mi?
Türkiye’de emeklilik yoksul olmak, açlık sınırının altında yaşamak demektir! Kapı kapı dolaşıp ek bir iş aramak, bulamayınca da boyun büküp çocuklarına sığınmak demektir emeklilik!
Ülkemizde emekliler uzun süredir ayakta... Hak arıyorlar ama kapılar yüzlerine kapanıyor!
“Para için değil, onurumuz için” diye bir pankart taşıyan emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun intiharı unutulmadı.
Milyonlarca emeklinin acıklı yaşamı nedense beyefendileri hiç rahatsız etmiyor.
Emekli sadaka istemiyor. Hayatı boyunca devlete ödediği sigorta primlerinin karşılığını, yani kendi parasını istiyor.
Seçimlere yaklaşık 1yıl 5 ay kaldı. Zaman hızla akıyor.
Bazı emekli okurlarımdan mesajlar geliyor “Uğradığımız haksızlığın hesabını sandıkta sormak boynumuzun borcu oldu” diyorlar.
Bu mesajlar bana Nazım Hikmet’in şu sözlerini hatırlatıyor:
“Kabahat senin demeye dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim!”
GÜNÜN SÖZÜ
Kendi bahçende dal değilsen başka bahçede ağaç olamazsın!