“Tüm gazetecilerin Allah yardımcısı olsun”

Önceleri çok şaşırıyor “Nasıl bu hale geldik?” diye dövünüyordum...

Ülkemizin geldiği bu hazin duruma artık şaşırmıyorum. Yaşadığımız olaylar yolsuzlukları, haksızlıkları, hukuksuzlukları olağan hale getirdi.

Her sabah kalktığımızda “Bugün hangi belediyeye veya şirkete kayyum atanacak? Kimler gözaltına alınacak, kimler tutuklanacak?” diye düşünüyoruz.

★★★

Murat Ağırel’den sonra genç ve yetenekli gazeteci İsmail Arı da tutuklanarak hapse gönderildi. Arı “Hâkim dinlemedi bile, avukatların sözünü kesti. Yatarı bile olmayan suçtan beni ikinci defa cezaevine gönderiyorlar!” dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti “Gazetecilik suç değildir. Basın özgürlüğü olmadan demokrasiden ve halkın gerçekleri öğrenme hakkından söz edilemez. Tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalıdır” diye bir tepki mesajı yayınladı.

★★★

Hayatı hep yolsuzlukların peşinde koşmakla geçen ve birçok kirli olayı belgeleriyle ortaya çıkartan gazeteci Murat Ağırel’in durumunu Yeni Partili Burhanettin Bulut tek cümleyle özetledi:

“Bu düzende gerçeği yazmak suç, yazmamak suç, yazabilme ihtimali de suç!”

Daha önce yazdığı bazı haberler nedeniyle tutuklanan Murat Ağırel bu defa yazmadığı bir haber nedeniyle tutuklanıp hapse atıldı. Sanırım bu, dünyada bir ilktir.

Gazeteci yazsa da suç yazmasa da suç... Nasıl oluyor bu?

ABB Başkanı Mansur Yavaş haklı olarak “Murat Ağırel haber yapmadığı gerekçesiyle tutuklanıyor. Peki, o haberi yapsaydı ve iddialar doğrulanmasaydı ne olacaktı?” diye sordu. Haksız mı?

Aşağıya tükürsen sakal, yukarıya tükürsen bıyık hikâyesi!

★★★

Tabii ki, herkes gibi Murat Ağırel de yargılanabilir. Kimsenin ayrıcalığı olmaz. Fakat, tutuklama şart mıydı?

İktidar yanlısı bir gazeteci o haberin peşinde olsaydı tutuklanır mıydı?

Adalette böyle ikili hukuk olur mu?

Günümüzde tutuklama artık “Peşin cezaya” dönüştürülmüş durumda.

Kendisinin de “Düşman ceza hukuku” ile yargılandığını hatırlatan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ “İşte düşman ceza hukuku budur. Allah yardımcın olsun Murat Ağırel” dedi.

Tüm gazetecilerin Allah yardımcısı olsun!

★★★

Merkezi Paris’te olan “Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü”nün 2026 raporuna göre basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 163’üncüyüz.

Dünyada 162 ülkeden geri, Kuzey Kore, Rusya, Çin, İran, Afganistan, Suriye, Irak gibi 17 ülkeden iyiyiz. 180’inci, yani sonuncu sırada ilkel bir ülke olan Eritre var.

“Bugüne kadar bir sürü pislik oldu, üzeri kapatıldı!”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın, son FON VURGUNU hakkındaki sözlerini çok önemli buluyorum.

Neden?

Çünkü Ali Babacan iktidar partisi AKP’nin kurucuları arasındadır ve partiyi en iyi tanıyan siyaset adamlarından biridir.

2002 ile 2015 yılları arasında AKP’nin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Ali Babacan, şimdi muhalif bir lider kimliğiyle fon vurgununun AKP tabanında büyük bir kırılmaya yol açtığını belirterek “Bugüne kadar bir sürü pislik oldu, üzeri kapatıldı. Fakat şu anda artık kanalizasyon taştı AK Partili seçmenin dünyası yıkıldı! Zaten çok büyük bir duygusal kopuş var” diyor.

Babacan, meslektaşımız Cansu Çamlıbel’le yaptığı söyleşide:

“Bu kadar büyük bir dolandırıcılığın, bu kadar uzun bir süre siyasetten ve bürokrasiden destek almadan devam etmesi imkânsızdır” dedi.

Babacan’a göre: “Bizdeki Başkanlık sistemi bu tür olaylar için müsait bir sistem. Çünkü medya korkusu yok. Medyayı hemen susturmak mümkün. Parlamento zaten önemli bir ölçüde devre dışı bırakılmış durumda... Bu yaşananlara siyasi ahlâk krizi denir!”

GÜNÜN SÖZÜ

Bir ülke yalnız adaletle sonsuzlaşır, adaletsizlikle yıkılır!

Yazarın Diğer Yazıları