“Uçacağız” diyorduk yere çakıldık!

Yoklar ülkesi olduk sanki!

Hukuk yok, adalet yok, can güvenliği yok, mal güvenliği yok...

Bu yoklar arasına “kaynak yokluğu” da katıldı.

Ne olacak halimiz?

İktidar, açlık sınırındaki milyonlarca emekli için “Kaynak yok” dedi, maaşlara yeterli zam yapmadı.

Diyelim ki, gerçekten kaynak yok!

Peki, o zaman ihale şirketlerinin 70 milyar liralık borcunun bir kalemde silinmesini nasıl izah edeceğiz?

Şirketlere “şapur-şupur”, millete gelince “Yarabbi şükür!”

Adalet bunun neresinde?

★★★

En düşük emekli maaşının 20 bin lira yapıldığı yasaya eklenen bir madde ile, kamudan ihale alan şirketlerin 70 milyar liralık borcunun silinmesi, aklın ve vicdanın kabul edeceği bir durum değil...

İnsanlarla alay mı ediyorlar, nedir?

Hem “Kaynak yok” diyorlar, hem de şirketlere böyle bonkörce kıyak yapıyorlar!

O kıyağı biraz da millete yapsalar ne iyi olacak!

Vatandaşı ancak seçimden seçime düşünüyorlar...

Seçim yaklaşınca para musluklarını açacaklar, asgari ücretliye ve emekliye (her defasında olduğu gibi) bazı ayarlamalar yapıp seçimi kazanacaklar. Hesapları bu!

Ancak, bu defa işler öyle gitmeyecek gibi... Çünkü insanlar uyandı... Artık gerçekleri görebiliyorlar!

Evdeki hesap çarşıya uymayacak!

★★★

Bu iktidarın 24’üncü yılındayız... Yıllar akıp gitti fakat ülkenin bütün sorunları hâlâ ortada duruyor. Hatta daha kötüye gidiyor.

Türkiye az üretiyor. Çiftçi emeğinin, ürününün karşılığını alamıyor.

Üretim az olunca dünyanın 126 ülkesinden tarım ürünü satın almak zorunda kalıyoruz. Bizim çiftçimiz kan ağlarken, yabancı çiftçiler kazanıyor.

Geçenlerde siyasetçinin biri “Bu millet şükretmesini bilmiyor” demişti utanmazca...

Neye şükredecek millet? Ağır enflasyona mı, fahiş fiyatlara mı, yokluğa-yoksulluğa mı? Neye şükredecek ki?

★★★

Siyasette bu kadar büyük kavgalar, adaletsizlikler olurken, siyasi gerilim ürkütücü şekilde tırmanırken, bu ülkenin huzura ve refaha kavuşması mümkün olur mu?

Böyle yönetimlerde krizler devam eder, ekonomi en başta, sanayi, teknoloji gibi hayatî sektörler ya yerinde sayar, ya da geriye gider!

Toplumsal çöküş önlenemez!

Peki, nedir bunun çaresi?

★★★

Bugünkü sisteme 2018 yılında geçmiştik...

“Türkiye bu sistemle kanatlanıp uçacak” diyorlardı. Aradan 8 yıl geçti... Uçacağımıza “yere çakıldık!”

Ülkeyi son 8 yılda bu hazin hale getiren şimdiki yönetim sisteminden vazgeçip “parlamenter sisteme” dönmek tek çare... Fakat, bunun için referanduma gidip Anayasa’daki o maddeyi değiştirmek gerekiyor. Bu da o kadar zor ki, insanların gelecek için umutlarını azaltıyor!

Tebessüm

“Vay köftehor vay!”

Ekonomiyi yönetenler “Enflasyon düşecek, fiyat artışları duracak” diye umut vermeye devam ediyor ama bugüne kadar yapılan vaatlerin hiçbiri gerçekleşmedi.

Nasreddin Hoca’nın hikâyesi gibi...

Hoca’nın önemli miktarda borcu varmış ama bir türlü ödeyemiyormuş.

Alacaklı kişi, sabah-akşam gelip parasını istiyor “Borç insanın namusudur, paramı ver!” diyormuş.

Yine bir gün adam parasını isterken Hoca onu susturmuş:

“Tamam, tamam... Paranı vereceğim.”

“Nasıl vereceksin?”

Hoca anlatmış:

“Bak dostum, bahar geliyor. Yolların kenarına böğürtlen ağaçları dikeceğim. Bilirsin, böğürtlen dalları dikenlidir. Yoldan geçen koyun sürüleri bu dikenli dallara sürtününce yünleri dikenlere takılacak...”

“Eee... Sonra?”

“Sonra ben de bu yünleri toplayıp pazarda satarak sana olan borcumu mutlaka ödeyeceğim!”

Alacaklı adam başlamış gülmeye... Onun kıkır kıkır güldüğünü gören Hoca:

“Seni köftehor seni” demiş “Peşin parayı görünce nasıl da gülmeye başladın?”

GÜNÜN SÖZÜ

İnsanın en kolay kandırabileceği kişi kendisidir!

Yazarın Diğer Yazıları