Hukuk, demokrasi, adalet... Bunlar var mı ülkemizde?

Eskiden biraz vardı ama ya şimdi?

Hapishaneler tutuklu ve hükümlülerle dolu...

Bunların arasında çok sayıda siyasetçi ve gazeteci de var.

Hükümlüler tamam da... Haklarında bir hüküm olmadığı halde on binlerce tutuklu neden içeride, neden tutuksuz yargılanmıyorlar?

Hukukta “Tutuksuz yargılama esastır” kuralı vardır ama bu kural bizde uygulanmıyor, hapishanelerde iğne atsan yere düşecek yer kalmıyor.

403 cezaevimizin toplam kapasitesi 304 bin 956 kişi... Oysa bugün toplam 412 bin 991 kişi hapishaneleri tıklım tıklım dolduruyor.

Cezaevi nüfusu, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında sadece 52 bin civarındaydı....   

24 yılda nereden nereye geldik?

Günümüzde, özellikle siyasi davalarda, tutuklu yargılama esas haline getirildi.

Hukuk bunun neresinde?

★★★

Türkiye’de gazetecilik artık SUÇ oldu.

İktidarın hoşuna gidecek haber ve yorumlar yapan gazeteciler için hiçbir sorun yok tabii ki... Bunlar iktidara “şak şak” yaptıkları için “aferin” alıyor!

Ya vatandaşın hakkını savunan, ülkedeki çarpıklıkları, yolsuzlukları dile getiren düzgün, dürüst gazeteciler?

Onların tepesinde “Demokles’in kılıcı” sallanıyor. Her an her şey olabilir.

★★★

2022 yılında “Dezenformasyon Yasası” diye antidemokratik bir kanun çıkartılmıştı...

Lastik gibi her tarafa çekilebilen böyle muğlâk bir yasa hiçbir uygar ülkenin hukukunda bulunmuyor.

Yasayı okuyunca kâğıt üzerinde makul görünüyor ama gerçekte çıkarıldığı günden beri iktidar tarafından istenmeyen, rahatsız edici haberler yapan birçok gazetecinin başını yaktı.

Birçok meslektaşımız  “Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili, gerçeğe aykırı olduğunu bildiği bir bilgiyi alenen yayan kişi” oldukları iddiasıyla  1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılandı.

Basın camiasında “Sansür Yasası” ve “Felaket yasası” gibi isimlerle tanımlanan “Dezenformasyon Yasası” ile çok sayıda gazeteci-yazar cezaevlerini boyladı. Bir kısmına da “ev hapsi”, “adli kontrol”, “yurt dışına çıkış yasağı” gibi cezalar verildi.

Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı gibi değerli çok sayıda meslektaşımız hâlâ içeride!

★★★

Peki, sonuç ne?

Ülkemiz büyük zarar gördü.

Savaş belasının çevremizi cehennem gibi sardığı bu dönemde Türkiye olarak “iç cephemizi sağlamlaştırmak” gerekirken, hukuku hiçe sayarak “kutuplaşma yaratan” bir yönetim anlayışıyla ülkemizin bir milimetre ileriye gitmesi, halkımızın huzur ve refaha kavuşması mümkün değil!

Polislerin gölgesinde
yapılan özgürlük toplantısı

Basın meslek örgütleri ve sendikaların çağrısıyla önceki gün İstanbul Kadıköy’de yapılan protesto gösterisinde “Merdan Yanardağ, Alican Uludağ İsmail Arı yalnız değildir” pankartları taşındı, “Gazetecilik suç değildir” sloganları atıldı ve tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması istendi.

Polislerin ablukaya aldığı gazetecilere halk sevgi göstererek destek verdi. Toplantıda;

- Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma...

- Halkı kin ve düşmanlığa tahrik...

- Cumhurbaşkanına hakaret gibi suçlamaların gazetecilik faaliyetleri üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığı, bir ceza aracı haline dönüştürüldüğü belirtildi:

Polislerin gazetecileri (sanki düşmanmış gibi) çepeçevre sardığı, alanı barikatlarla ablukaya aldığı sıralarda, ülkede herkesin güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin memleketi Konya’daki bir toplantıda “Türkiye hukuk devletidir” demesi tebessüm yarattı!

Ülkemizdeki hukuk anlayışı çok farklı!

GÜNÜN SÖZÜ

Cahil toplumlar demokrasiyi 100 yılda bile öğrenemezler!