“Terör, uyuşturucu, alkol bağımlılığı, sapkın akımlar, suç çeteleri ve kaybettiğimiz her gencin vebali hepimizin üzerindedir.” (Cumhurbaşkanı Erdoğan – 8 Ekim 2024)

Sevgili okurlar. Dün başka bir konuyu araştırırken arşivde Sayın Cumhurbaşkanı’nın yukarıdaki sözlerini gördüm.

Yaklaşık 6 ay önce söylenen ve bugün de geçerliğini muhafaza eden sözler ilgimi çekti, üzerinde uzun uzun düşündüm.

“Ülkedeki olumsuzlukların vebali neden hepimizin olsun? Ülkeyi biz mi yönetiyoruz?” dedim kendi kendime...

- Eğer suç çeteleri gemi azıya almışsa...

- Gençler gençleri öldürüyorsa...

- Kadınlar sokakta, evde, işyerinde, çarşıda katlediliyorsa...

-  Bebeklerin canına kıyılıyorsa...     

- Kadın polis vurulup öldürülüyorsa...

- Cinayetler her geçen gün daha da korkunçlaşan bir vahşet haline dönüşüyorsa...

- Uyuşturucu çeteleri her yanı sarmışsa...

- İnsanlar cinayet makinesine dönüştüyse...

- Ülkede gerilim ve kutuplaşma ürkütücü boyutlara vardıysa...

- Ekonomik durum berbatsa...

- Türkiye toplumsal bir çürüme içindeyse...

- Yetişmiş doktorlarımız ve yetenekli gençlerimiz başka ülkelere kaçıyorsa...

- Asgari ücretliler, emekliler açlık sınırında yaşıyorsa...

- Milli Eğitim başta olmak üzere hemen her alanda çöküş devam ediyorsa...

- Neden suç hepimizin olsun?

- Ülkeyi biz mi yönetiyoruz?

- İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılırken millete mi soruldu?

- Türkiye’yi geriye götüren kararları biz mi alıyoruz?

- Ekonomide ve siyasette hedefler tutmadıysa, enflasyon hayatı karartıyorsa sorumlusu vatandaşlar mı?

★★★

AKP iktidarının 24 yılın sonunda Türkiye’yi getirdiği nokta üzücüdür!

Bu acı durumun sorumlusu vatandaş olarak bizler olamayız. Sorumlu ülkeyi yöneten iktidardır!

Meclis’ten bugüne kadar halk yararına, vatandaşları rahatlatacak tek bir yasa çıktığını görmedik.

Hep halkın yaşamını ağırlaştıran yasalar kabul edildi.

Muhalefet partilerinin millet lehine hazırladığı bütün yasa teklifleri Meclis’te AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Tüm bunlara rağmen iktidar kendini hatasız görüyor!

Şu atasözü ülkemizdeki durumu gayet güzel özetliyor:

“Kabahat gelin olmuş, kimse almamış!”

Okurlardan iki mektup...

Halka ağır cezalar yazılırken, eski ve yeni tüm milletvekillerinin trafik cezalarının dışında tutulmalarını eleştiren yazım ile “Polislerin gölgesinde yapılan özgürlük toplantısı” başlıklı yazım nedeniyle okurlarımdan çok sayıda mesaj geldi. Bunlardan en kısa olan ikisini seçerek sizlerle paylaşmak istedim:

- “Bugünkü yazınıza bir ekleme yapmak istiyorum. Polislerin ablukasında gazetecilerin toplantısı olduğu sırada Amerika’da 8 milyon kişi yürüyordu ve kamu düzeni filan da bozulmuyordu. Türkiye’de ise 300-500 kişi bile kamu düzenini bozabilir endişesiyle yüzlerce polis tarafından engelleniyor. Nasıl bir şey bu kamu düzeni?” (Gülçin F.)

- ‘Bir millet bu kadar mı ezilir?’ başlıklı yazınız gerçekten çok güzel. Eski ve yeni tüm milletvekillerinin trafik cezalarından muaf tutulacağı rezaletini İçişleri Bakanı’nın imzaladığı gün çok şaşırdım. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi en büyük dileğimdir. Meclis’in halk nezdinde saygınlığı daha fazla yitirilmemelidir” (Akber Aktün)

Tebessüm

Nasıl bakışlar onlar?

Medeniyetten uzak bir adam, metroda karşısında oturan genç kızı âdeta gözleriyle soymuş, aç bakışlarla seyretmiş...

Kız rahatsız olmuş, kızmış ama kendini tutup bozuntuya vermemiş. Tam ineceği istasyona yaklaşıldığı zaman ayağa kalkarak herkesin duyabileceği bir şekilde:

“Beni giydirmeniz mümkün mü” demiş adama “Bu durakta inmem gerekiyor da!”

GÜNÜN SÖZÜ

Eğer hasmını gerçekten ısırmayacaksan dişlerini gösterme!