Nasıl bir ülke olduk Allah aşkına?
Hemen her şey kokuştu...
Çağların gerisine doğru sürükleniyoruz.
Dürüstlük, mertlik, yiğitlik gibi ilkeler yok oldu.
Kişisel çıkarlar, yurt sevgisinin önüne geçti.
Kahramanlar hain, hainler kahraman yapıldı.
Şeyh Said gibi “Vatan hainliğinden yargılanıp idama mahkûm edilerek asılan” bir isyancı için bile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmen özür dilemesini isteyen milletvekilleri var.
Bunlar “Şeyh Said’in zulme ve haksızlığa karşı çıkan İslâm âlimi ve önder” olduğunu iddia ediyorlar.
Politikada hâlâ “millet değil ümmet” olma peşinde koşanlar ve din devleti isteyip, hilafeti özleyenler var.
Cumhuriyet ve demokrasi, bazılarına fazla geliyor.
Siyasetteki çürüme ve kokuşmuşluk diz boyu!
Kendi seçmenlerine ihanet edip rakip partilere yamanan ve kayıtlara “dönek” olarak geçen siyasetçiler pıtırak gibi artıyor.
Halkı düşünen politikacıların sayısı son derece azaldı. Hemen herkes artık kendi çıkarına bakıyor!
Yaşadığımız hazin durum sözcüklerle anlatılamaz!
★★★
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Şeyh Said’e “Vatan haini” dediği için 87 gün hapse mahkûm edilmesi gerçekten şaşılacak bir adlî olaydır.
1925 yılında İstiklâl Mahkemesi’nin “Vatana ihanet suçundan ölüm cezasına çarptırdığı” bir isyancıya “Vatan haini” demek nasıl olur da “Hatırasına hakaret” kabul edilir?
Şeyh Said için “Hain” kararını verip onu idama mahkûm eden İstiklâl Mahkemesi’dir. Adama başka ne denilebilir ki?
Hâkim, verdiği hapis cezasını daha sonra 8700 lira para cezasına çevirdi ve hükmün açıklanmasını erteledi.
Ümit Özdağ hapse girmeyecek ama burada önemli olan bu değildir. Bunun anlamıdır!
Ümit Özdağ mahkemenin kararı için “Bu ceza bana değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne verildi” diyor.
★★★
Şeyh Said, 101 yıl önce İngilizlerin büyük para desteğiyle Güneydoğu ve Doğu bölgelerinde kanlı isyanı başlatmış, çetin çatışmalarda 16 subay ve 108 er şehit olmuş, 17 subay ve 300 er de yaralanmıştı.
İnsan düşünüyor: 47 yardımcısıyla birlikte idam edilen eli kanlı bir isyancının “muteber bir anısı nasıl olur?”
Şehit olan askerlerin muteber anıları ne olacak? Mahkemenin bunu da izah etmesi gerekirdi...
Ümit Özdağ, “Durum vahimdir. Biz bu kararı hukuken Adalet Bakanlığı’na götürüp kanun yoluyla kararın bozulmasını isteyeceğiz. Sonra Yargıtay’a yollanmasını talep edeceğiz. Adalet Bakanlığı bu talebimizi kabul ederse Yargıtay durumu tekrar değerlendirecek” diyor.
Bakalım sonunda nasıl bir karar çıkacak? Bunun takipçisi olacağız!
Bir Tevfik Yener vardı...
Nitelikli, değerli bir gazeteci arkadaşımı kaybetmenin üzüntüsü içindeyim.
Bizim kuşağın ustalarından olan sevgili Tevfik Yener (88) bir süredir sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi ediliyordu. Doktorlar ölüm sebebini “Çoklu organ yetmezliği” diye açıkladılar.
Kurduğum ve Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığım 1 milyon tirajlı efsane Günaydın Gazetesi’nde uzun yıllar onunla birlikte çalışmıştık.
Plakları satış rekorları kıran ünlü ses sanatçısı Neşe Karaböcek’in eşiydi.
Eski DSP Milletvekili, gazeteci, şair ve yazar Süleyman Yağız dün “Rahmi Turan ve İlhan Banguoğlu’ndan sonraki ustam Tevfik Yener’di. Bir gazeteyi birinci sayfasından son sayfasına kadar hazırlayabilecek büyük bir ustaydı” diye mesaj yayınladı. Gerçekten öyleydi.
Tevfik Yener, bugün Beykent Beylikdüzü Ebubekir Camii’nde kılınacak ikindi namazından sonra sonsuzluğa uğurlanacak. “Allah gani gani rahmet eylesin” diyor, gözü yaşlı eşi, değerli sanatçı Neşe Karaböcek’e baş sağlığı ve Allah’tan sabır diliyorum.
GÜNÜN SÖZÜ
Dünyada güçlüklerle boğuşmak istemeyen insan hiç doğmamalı!