Şu halimize bakın! En önemli, hayatî konularda bile ilgisiz, umursamaz ve ciddiyetsiziz! Türkiye Cumhuriyeti’ni temelinden etkilemesi muhtemel bir yasa tasarısını bile yüzlerce milletvekili görmeden imzaladı... PKK’lı teröristlere af getirecek yasa bu... Boş borç senedine gözü kapalı imza atmak gibi bir şey... Fakat bizim siyasette her türlü lâkayt davranış artık normal kabul ediliyor. “Af” demeden “Af” çıkartmayı amaçlayan “Çerçeve Yasa” Meclis Komisyonu’nda ciddi tartışmalara sebep oldu. AKP’liler “Bu bir af yasası değildir!” diye iddia ettiler. Peki, af değilse ne yasası bu? “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” imiş... Böyle uzun, fiyakalı bir isim bulmuşlar! Bunlar milleti geri zekâlı zannediyor herhalde! Kimi aldattıklarını sanıyorlar? Bence sadece kendilerini aldatıyorlar! Sonuç olarak bu yasa tasarısı, bal gibi AF YASASI. Lâf kalabalığıyla gizlemeye, saklamaya hiç gerek yok! Türkiye’yi yıllarca kana bulayan katiller sürüsü, hiçbir suç işlememiş gibi, ellerini- kollarını sallayarak aramızda dolaşacaklar. ★★★ İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Komisyon’da sürece katkısı olanlara teşekkür eden Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel’e: “İmralı’daki terör hükümlüsü Abdullah Öcalan’a, hazırladığı reçetesi ve yöntemi açısından teşekkürü eksik bıraktınız!” diye seslendi. Kamuoyu hey şeyi biliyor. Bu yasa tasarısının mimarlarından biri İmralı Mahkûmu Abdullah Öcalan’dır! ★★★ AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala, çözüm tasarısına toplumsal desteğin çok yüksek olduğunu iddia ederken, Ankara’da, bu sözlerle taban tabana zıt sahneler yaşanıyordu. Yoksulluk içinde yaşayan şehit aileleri ve terör gazileri bir ayı aşkın süredir Güvenpark’ta eylem yapıyor “Bu vatan için evladımızı, kolumuzu, gözümüzü, bacağımızı verdik. Hakkımızı almadan buradan gitmeyiz. Bizi kimse korkutamaz!” diyebağırıyordu. Teröristlere af hazırlığı yapanların, terör kurbanlarının seslerini duymaması hazindir! ★★★ Şehit Aileleri ve Gazileri Derneği Başkanı Erdem Çerçioğlu, Meclis’teki milletvekillerine ait lüks otomobilleri kastederek: “Kapının önünde Mercedesler, Audiler dizilmiş. 35 kişi de içeride oturmuş, 20 yaşında bu vatan ve bu bayrak için canını, bacağını kaybedenlere 3 kuruşu tartışıyor. Bizim ağzımıza bir parmak bal çalıp, şerefsiz canileri serbest bırakacaklar. Bir gün gelip dertlerimizi sormadılar. Biz bir emirle koşa koşa ölüme giden insanlarız. Bizi korkutamazlar!” dedi. Daha ne desin? Bu sözler, anlayana SAZ, anlamayana davul zurna AZ. Sağlıkta dünyanın en iyi hizmeti Türkiye’de imiş! Sağlık sorunları nedeniyle bana gönderilen şikâyet mesajlarının haddi hesabı yok... Devlet hastanelerinde beş ay, altı ay sonrasına randevu verilen hastalar ağlamaklı: “O zamana kadar yaşayacak mıyız bakalım?” diyorlar. Hal böyleyken, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Rize’ye yaptığı bir ziyaret sırasında olağanüstü pembe bir tablo çizerek: “Türkiye’de, sağlık konusunda dünyanın en iyi hizmetlerinden birini sunuyoruz. Her gün yaklaşık 3 milyon vatandaşa sağlık hizmeti veriliyor. Solunum cihazları ve kalp-akciğer makineleri gibi tıbbi cihazları üretiyoruz. Ultrason, ilaç, aşı ve ileri tedavi yöntemlerinde de tamamen yerli üretim hedefimiz var” dedi. İyi güzel de her şey böyle mükemmelse bu milletin neden ağlayıp duruyor? Randevu sisteminde neden, vatandaşların şikâyetlerine konu olan sıkıntılar var? Kemal Memişoğlu bir de halkın sesini dinlese, ne kadar iyi olur! GÜNÜN SÖZÜ “Ben aldanmam” demek, kendi kendini aldatmaktır!