Yeni savaşımıza hoş geldin diyerek...

Sevgili okurlarım, bir süredir hemen yakınlarımızda süregelen bir savaşla yatıp kalkıyoruz. Sonuç henüz belli değil ama bazı gerçekleri artık görür gibi olduk.

İran, Trump’un iddia ettiği gibi öyle kolay yutulacak bir lokma değilmiş. Adına Trump denilen şu şahıs ısrarla söylüyordu, amaç İran’daki şeriatçı mollalar rejimini bir an önce devirmekti. Peki, rejim devrildikten sonra iş başına kim, kimler gelecekti?

ABD bunun da hesabını yapmıştı herhalde... İçeriden birileri...

Ancak İran halkının bu çağrıya (şimdilik) uymadığı ortaya çıktı. Trump’ın hesaplarına göre ABD vurdukça vuracak, hem korkan ve hem de çaresiz kalan İran halkı bu molla rejimini ister istemez devirecekti.

Ancak beklenen henüz olmadı.

Üstelik işin başka boyutları da ortaya çıktı.

İran onların zannettiği kadar hafife alınacak bir ülke değildi.

İran bütün gücüyle direniyor, çevresindeki Arap ülkelerinin petrol ve doğalgaz sistemlerini vurdukça vuruyor.

★★★

Biz hep eski savaşlara alışmışız... Eskiden piyade gücü, topçular, zırhlı birlikler vardı. Hava gücü bugün olduğu kadar önemli değildi.

Şimdi ise durum farklı!

Binlerce füze ve roket gökyüzünde uçuşuyor, bir yerlere düşüp patlıyor. Düşünün, bazılarının hedefe ulaşıp patlaması 9 dakikayı buluyor.

Bu son savaşın bir numaralı aktörü ise hiç kuşkunuz olmasın İsrail. ABD’nin fedaisi...

Ama sevelim veya sevmeyelim, beğenelim veya beğenmeyelim elinde korkunç bir istihbarat gücü var. Bu güce ABD bile sahip değil. Nitekim son suikastler sürecinde İran’ın en yüksek düzeydeki yöneticileriyle birlikte dini lideri Hamaney’i bile birkaç dakika içerisinde yok ettiler.

İtiraf edelim, dünya üzerinde böyle bir istihbarat gücüne sahip ikinci bir ülke yok.

Aslında gerek nüfus ve gerekse yüz ölçümü açısından bakıldığında avuç içi kadar bir ülke ama dünyaya yön veriyor...

Bunun da iki nedeni var. İlki İsrail ABD’nin kucağına oturmuş durumda.
İkincisi ise elinde muhteşem bir teknoloji var.

ABD adına vurdukça vuruyor ama itiraf edelim, dokunduğu her yerden her seferinde ses getiriyor.

★★★

Evet, şimdiki büyük savaşlarda top tüfek falan artık pek kullanılmıyor. Örneğin halen devam etmekte olan son savaşta piyade birlikleri falan hiç kullanılmadı.

Piyadenin vurucu gücü

şu anda deniz güçlerine, hava güçlerine devredilmiş durumda. Savaş gemilerine, füzelere ve uçaklara...

Aslında ‘eski savaşlar’ olsa bir tarafın piyade gücü, topları ve tanklarıyla birlikte karşı tarafın arazisine dalıp oraları ele geçirirdi.

Şimdi ise başınızda patlayacak füzelerin nereden ve ne zaman geleceğini bilmek söz konusu değil.

★★★

Trump isimli ruh hastası ise bu kargaşa ortamında konuşup duruyor.

Sözleri çelişkilerle dolu.

Bir gün “Bu operasyon uzun sürebilir, dört hafta öngörüyoruz” diyor ama hemen ardından çabuk biteceğini söylüyor.

Bir açıklamasında İran’daki rejimi devireceklerinden söz ederken hemen ardından “Biz diplomatik görüşmelere açığız” diyor.

Bu adam adeta bir kumar masasına oturmuş, “Büyük oynayan büyük kazanır, küçük oynayan elenir ama büyük dalga henüz gelmedi” diyor!

Kafası karışık...

Sonucu İran halkının bundan sonraki tavrına bağlamış durumda... Çünkü attığı yanlış adımlarla bir bataklığa saplandı, ne yapacağını bilmiyor.

Koskoca ‘dünya devi’ ABD’yi işte bu kafa yönetiyor!

İştah açıcı ve sıradan iftar sofraları

Sevgili okurlarım her Ramazan ayında olduğu gibi bu yıl da aynı tablolar karşımıza çıkıyor. Listenin en başında her zaman olduğu gibi iftar sofraları var.

Belediyeler ya da başka kamu kurumları tarafından düzenlenen iftar sofralarında her akşam bütün Türkiye’de (sayısını bilmiyoruz ama) yüz binlerce insanımız orucunu açıyor. Bunların çoğu ekonomik durumu iyi olmayan ve evinde sıcak yemek yiyemeyen fakir fukara kesimi.

O iftarlarda menü yüzde 90 belli:

Bir çorba, kuru fasulye (veya nohut), pilav, bazen bir tatlı.

★★★

Bir de üst düzey kadroların düzenlediği iftar davetleri var. Hemen belirteyim, her akşam yüzlerce kişinin katıldığı o zengin iftarların parasını devlet öder.

Örneğin Recep Tayyip’in, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un ya da Bakan Bey’lerin veya Diyanet yetkililerinin düzenlediği iftarlarda onların cebinden para çıkmaz.

Fatura devlete aittir!..

Yüzlerce kişi gelip o görkemli sofralarda karnını beleşten doyurur.

Meclis Başkanı Numan Bey’in önceki akşam Meclis’te milletimizin vekillerine verdiği iftar gerçekten muhteşem...

Keşkek yatağında dana antrikot, karamelize soğanlı avakado, favalı enginar, içli köfte, sebzeli çıtır börek, çeşitli salatalar, tatlılar ve şerbetler...

Ne yani, koskoca Meclis Başkanı onlara da herhalde kuru fasulye pilav ikram edecek değildi ya! Belediye sofrası mı bu!

Yazarın Diğer Yazıları