Sevgili okurlarım Ankara’da üç gün boyunca sıkıyönetim uygulaması izledik. Anlı şanlı NATO’nun toplantılarında neler izledik... Ve nice olaylara tanık olduk, yüzümüz kızardı. Neresinden başlamalı!... Çünkü hadise Trump-Recep Tayyip gösterisiyle başladı ve öyle bitti. Adam konuşuyordu. “Erdoğan çok büyük adam. O benim dostum. Benim bir dediğimi iki etmez. Çok başarılı bir lider. Ne isterse vereceğim!” Trump gibi komut heriflerin ağzından böyle sözler duyarsanız şuna kesin olarak inanmalısınız. Sizden öyle şeyler isteyecektir ki hem elinizi alacak hem de kolunuzu vermeyecektir. Adamın özel uçağı inebilsin diye koskoca bir havalimanı yaptık. Ona hoş görünmek için yollarımıza kilometrelerce asfalt döşedik. Ziyafetler düzenledik, hediyeler verdik. Çirkin manzaralar görünmesin diye bütün yol kenarlarına panolar dizdik. Peki ama bu NATO toplantısı için biz acaba kaç para harcadık? Bu sorunun yanıtını Türkiye’yi yönetenlerden hiçbir zaman alamayacağız. Her şey yine gizli kalacak. Gelen liderlere özel yapım tabancalar hediye edildi. Ama işin bizim açımızdan ayıp tarafı, çoğu o tabancaları memleketlerine götürmedi... Çünkü ülkelerinin yasaları buna elvermiyordu. Bu Türkiye’de bir Dışişleri Bakanlığı var. Oradaki bürokratlar demek ki bu protokol konusunu araştırmamıştı. Yani tabancalar konuklarımız tarafından reddedildi. ★★★ Bizim satılık yandaş medya, Tayyipgillerin medyası kaç gündür çığlıklar atıyor... “Erdoğan yine kazandı, Trump’ı kendisine hayran bıraktı!” Bu haberleri izledikçe midelerimiz bulandı. Yağcılık ve yalakalık yine en üst düzeyde sergileniyor, yalanlar birbiri ardına atılıyordu. Şimdi burada bu konuda yazdıklarımın somut örneğini vereyim. İzlemiş olmanızı dilerim! NATO toplantısı sona ermişti. Şimdi Recep Tayyip basın toplantısı yapacaktı. Salon Türk ve yabancı basınla tıklım tıklım doluydu. Recep Tayyip geçti kürsüye ve konuşmaya başladı. Salonda yer verilen gazeteci tayfasını biri veya ikisi hariç kimse bilmiyor ve tanımıyordu. Bizim gibi gazetecilere bu basın toplantısına da katılma izni verilmemişti. Her zaman olduğu gibi bize yasak, kendi tayfalarına açıktı! O konuştuğu sırada salonda birdenbire bir alkış koptu. Önemli bir şey mi, söylemişti? Hayır... Sonra konuşmayı okudu ve sonlandırdı. Bu kez bütün salon, yanında getirdiği bakanlar, üst düzey bürokratlarla birlikte gazeteci bozuntuları da ayağa kalkıp kendisini uzun uzun alkışladılar. Kendisine sorulan sorular zaten komikti ama biz yine utandık. Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir şahıs bu durumlara düşmemeliydi. ★★★ NATO heyetleri nedeniyle Recep Tayyip’in Saray’da verdiği ziyafet ise gerçekten muhteşemdi. Adını hiç duymadığımız yemekler ve tatlılar... Tam liste dün bizim gazetede vardı, akıl almaz bir şeydi. Şimdi tam burada insanın aklına bir soru geliyor. Önemli bir soru bu! Bu ziyafette sofralarda acaba alkollü içkiler var mıydı? Öyle ya, NATO üyesi olan memleketler arasında sadece Türkiye Müslüman! Ötesi Hristiyan. Şarap, votka, rakı vesaire ne buldularsa içerler. Oysa tövbe estağfurullah, bizim Saray’a onların boş şişesi, kadehi, kokusu, damlası bile giremez. Peki o ziyafet gecesinde neler oldu!.. Acaba bazı devlet ve hükümet başkanları, Recep Tayyip’e dönüp “Şerefinize sayın cumhurbaşkanı” diyerek kadeh kaldırdılar mı! Kaldırdılarsa Recep Bey ne yaptı, o da içmese bile kaldırdı mı? Bu durumda günaha girmiş olmadı mı? ★★★ Günlerden beri konuşuyoruz... Bilinç altımızda hep aynı konular uçuşuyor... F bilmem ne jetleri ne olacak, ABD bunları bize verecek mi, verirse kaça verecek, öteki uçakların motorunu acaba bize satar mı falan filan... Biz daldık bu savaş konularına, milyar dolarlardan söz ediyoruz da, bizim Recep Tayyip sokaktaki vatandaşın ekonomisini zaten unuttu gitti! NATO toplantısında karşımıza çıkan en önemli tablo şuydu... Trump’la Recep Tayyip’in ilişkileri! Siz boş verin öteki konuları, uçakları, helikopterleri, S-400 füzelerini falan... İkisinin arası inşallah hep böyle iyi olsun da günün birinde malı biz de götürelim!