Deniz tabanında adeta ayrı bir göl gibi duran bu alanlara tuzlu su havuzları adı veriliyor. Yoğun tuzlu su çevresindeki normal deniz suyuyla kolayca karışmadığı için havuzun sınırları belirgin şekilde görülebiliyor. İç kısımlarda oksijen yok denecek kadar azalırken, çoğu deniz canlısının yaşayamayacağı kadar zorlu koşullar oluşuyor.

1.770 METRE DERİNLİKTE YAŞAM BULUNDU

Araştırmacılar aktif durumdaki havuzun tamamen cansız olmasını beklemek yerine burada bakteri ve arkelerden oluşan yoğun bir mikroskobik yaşam tespit etti. Bu canlılar oksijene ihtiyaç duyan sıradan deniz canlılarından farklı olarak, havuzdaki sıra dışı kimyasal koşullardan yararlanarak yaşamlarını sürdürüyor.

Havuzun altındaki tortular incelendiğinde manganez, demir, molibden ve bakır gibi metallerin olağanüstü miktarlarda biriktiği görüldü. Bazı noktalardaki metal yoğunluğunun çevredeki normal deniz tabanına göre 100 kattan fazla olduğu belirlendi. Araştırmacılar bu birikimde mikroorganizmaların önemli rol oynadığını düşünüyor.

Ekip ayrıca yaklaşık 1.400 metre derinlikte, artık içinde yoğun tuzlu su bulunmayan eski bir havuzun izlerini de inceledi. Deniz tabanındaki çöküntünün çevresinde ölü deniz canlılarının oluşturduğu dikkat çekici bir kalıntı alanı ve havuzun geçmişte aktif olduğunu gösteren mineral izleri bulundu. Üstelik burada da aktif havuzdakine benzer metal birikimleri tespit edildi.

Kaynak olarak ekle

MİLYARLARCA YIL ÖNCESİNE IŞIK TUTUYOR

Araştırmanın asıl önemi, bu havuzlarda bugün yaşayan mikroorganizmaların kullandığı enerji kaynaklarında yatıyor. Bulgular, bazı mikroorganizmaların manganez ve demirle gerçekleşen kimyasal süreçlerden enerji elde edebildiğine işaret ediyor. Bu durum, atmosferde bol miktarda oksijen bulunmadan önce Dünya’daki yaşamın nasıl ayakta kalabildiğine ilişkin önemli bir ipucu sunuyor.

Atmosferdeki oksijenin belirgin biçimde artmaya başlaması yaklaşık 2,4 ila 2,2 milyar yıl önce gerçekleşti. Araştırmacılar, bundan daha eski okyanuslarda mikroorganizmaların demir ve manganez gibi elementleri kullanarak enerji üretmiş olabileceğini değerlendiriyor. Kızıldeniz’in dibindeki oksijensiz havuzlar bu nedenle yalnızca sıra dışı bir deniz tabanı oluşumu değil, Dünya’nın ilk yaşam koşullarını anlamak için doğal bir laboratuvar olarak görülüyor.

Çalışmanın sonuçları AGU Advances dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar kesin bir sonuca varmak için daha fazla çalışma gerektiğini vurgulasa da elde edilen bulgular, oksijenin yaygınlaşmasından çok önce yaşamın metal bakımından zengin ortamlarda gelişmiş olabileceği fikrini güçlendiriyor.