Nature dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarına göre, yaklaşık 100.000 yıl önce iki farklı moli türünün çiftleşmesiyle ortaya çıkan bu hibrit tür, biyoloji dünyasında "evrimsel bir paradoks" olarak nitelendiriliyor. Normal şartlarda eşeysiz üreyen omurgalıların, zararlı genetik mutasyonların birikmesi sonucu yaklaşık 10.000 yıl içinde nesillerinin tükenmesi beklenirken, Amazon molisi bu süreci on kat aşmış durumda.

KENDİ GENETİK TEMİZLİĞİNİ YAPIYOR 

Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nden hesaplamalı biyolog Edward Rice-Meyer liderliğindeki ekip, bu balıkların "gen dönüşümü" adı verilen bir mekanizma kullandığını tespit etti. Bu süreçte balıklar, bir kromozomdaki hasarlı DNA bölgesini, diğer kromozomdaki sağlam kopyayı kullanarak onarıyor.

Bilim insanları, bu yöntemin eşeyli üreyen canlılardaki "krosing-over" mekanizmasıyla benzer bir işlev gördüğünü ifade etti. Bu bulgu, bir omurgalı türünde genetik temizliğin bu yolla yapıldığının ispatlandığı ilk vaka olarak kayıtlara geçti.

ÖZEL BİR YÖNTEMLE ÇOĞALIYORLAR 

Amazon molileri, jinoenez adı verilen özel bir yöntemle çoğalıyor. Bu süreçte dişiler, üremeyi başlatmak için diğer moli türlerinin erkekleriyle çiftleşiyor. Ancak erkekten gelen sperm sadece yumurtayı tetikleme görevi görüyor; doğan yavrular erkekten hiçbir DNA almıyor ve annelerinin genetik kopyası olarak dünyaya geliyor.

İNSAN YÜZLERİNİ AYIRT EDEBİLİYOR 

Evrimsel biyolog Scott Travers tarafından aktarılan bir diğer araştırma ise, tropikal bir tür olan Okçu balıklarının (Toxotidae) bilişsel yeteneklerine odaklanıyor. Güney Doğu Asya ve Kuzey Avustralya’daki mangrov bataklıklarında yaşayan bu balıkların, insan yüzlerini ayırt edebildiği ve hafızasında tutabildiği belirlendi.

BİLİMSEL DENEY YAPILDI 

Yapılan laboratuvar testlerinde, akvaryum üzerine yerleştirilen ekranlar aracılığıyla balıklara farklı insan yüzleri gösterildi.

Balıklar, belirli bir insan yüzüne su püskürtmek üzere eğitildi.

Hedef yüzü doğru tespit eden balıklar ödüllendirildi.

Deney sonucunda, balıkların karmaşık insan yüzü hatlarını yüksek doğrulukla birbirinden ayırabildiği gözlemlendi.

Bu yetenek, su yüzeyindeki böcekleri su püskürterek avlamasıyla bilinen türün, görsel odaklanma ve ayırt etme becerisinin ne kadar gelişmiş olduğunu bir kez daha ortaya koydu.