Emma Morano’nun beslenme rutini inanılmaz derecede basitti. Neredeyse bir asır boyunca her gün 3 yumurta yedi. Bu yumurtaların ikisini çiğ, birini ise haşlanmış veya omlet olarak tüketiyordu.

Bu sıra dışı alışkanlık, I. Dünya Savaşı'ndan sonra, henüz 20'li yaşlarındayken anemi (kansızlık) teşhisi almasıyla başladı. 

Yumurtalar, onun halsizlikle mücadelesindeki en büyük silahı oldu. Emma, yumurtaların kendisine ihtiyaç duyduğu tüm enerjiyi sağladığını söylüyordu. Diyetindeki tek lüksü ise üzüm, adaçayı ve yerel otlardan kendi hazırladığı özel bir bitkisel likördü. Yaşı ilerledikçe bu sayıyı günde iki yumurtaya düşürdü.

Meyve ve sebzeye yer yok 

Emma’yı yaklaşık 30 yıl boyunca takip eden doktoru Dr. Carlo Bava, hastasının sağlıklı yaşamın temel kuralı sayılan meyve ve sebzeleri neredeyse hiç tüketmediğini şaşkınlıkla anlatıyordu. Buna rağmen Emma, hayatı boyunca hiçbir karmaşık ilaca veya tıbbi müdahaleye ihtiyaç duymadı.

Uzun ömür uzmanları genellikle kaliteli evlilikleri ve sosyal ilişkileri öne çıkarsa da, Emma Morano bu konuda da ezberleri bozdu. Hayatının büyük bir kısmını bir partneri olmadan, yalnız geçirdi.

20 yaşında yaptığı tek evliliği büyük bir mutsuzluk ve şiddetle doluydu. Gerçekten sevdiği adamın ölümünün ardından, zorla evlendirildiği bu adama daha fazla katlanmak istemedi. 1938 yılında, tek çocuğunun da erken yaştaki vefatının ardından radikal bir karar aldı: Evliliğini bitirdi ve bir daha asla evlenmedi.

Emma, artık kimseye boyun eğmeyeceğini kendine net bir şekilde kanıtlamıştı. Bir ilişkiyle birlikte gelen duygusal stresten, kavgalardan ve hayal kırıklıklarından uzak kalmanın, ömrünü uzatan asıl gizli güç olduğuna tüm kalbiyle inanıyordu.

Kaynak olarak ekle