Nadir görülen annesel bir DNA hattı olan Haplogroup X, hem Avrupa’da hem de Kuzey Amerika’da tespit edildi. Bugün bu grubun X2a kolu; Ojibwe, Sioux, Nuu-chah-nulth, Navajo ve Yakama dahil olmak üzere Kuzey Amerika’daki çeşitli Yerli topluluklarda bulunuyor. Avrupa ve Batı Asya’daki varlığı ise göçlerin beklenenden daha karmaşık olduğunu kanıtlar nitelikte.

Genetik tıp uzmanı Dr. Krista Kostroman, haplogrupların “binlerce yıl boyunca aktarılan aile mühürleri” gibi işlediğini belirterek, nadir görülen bu izlerin kadim göç yollarını takip etmekte güçlü ipuçları sunduğunu söylüyor. 

Yerli Amerikan nüfuslarında en yaygın annesel hatlar A, B, C ve D olurken ve çoğu Doğu Asya kökenli ayrı göç dalgalarını yansıtırken, X’in sıra dışı dağılımı özellikle dikkat çekiyor.

X2a, Kuzeydoğu ve Büyük Göller bölgesindeki topluluklarda görülürken; X1 ağırlıkla Kuzey Afrika, Yakın Doğu ve Akdeniz’de (orada bile nadir olarak) bulunuyor. 

Haplogroup X’in Sibirya ve Alaska’da çok ender görülmesi, bazı araştırmacıları daha erken bir kıyı rotası olasılığına yöneltse de en yaygın kabul gören görüş, geç Buzul Çağı’nda Kuzeydoğu Asya’dan Bering Kara Köprüsü üzerinden, diğer annesel hatlarla birlikte Kuzey Amerika’ya ulaştığı yönünde.

1990’larda tanımlandığında X’in Avrupa ve bazı Kuzey Amerika Yerli topluluklarındaki varlığı, doğrudan Atlantik geçişi gibi iddiaları gündeme getirmişti; ancak bunlar büyük ölçüde reddedildi. 

X2a’nın Avrupa ve Yakın Doğu kollarından ayrışan genetik özellikleri, tekil bir kıta aşırı göçten ziyade daha karmaşık bir tarihçeye işaret ediyor.

Diğer nadir haplogruplarla paralellikler de tabloyu güçlendirir nitelikte. Asya’da az görülen ama Amerika’da bulunan C1b ikincil göç dalgalarına ışık tutuyor; bazı Amazon topluluklarında görülen B2a, kıta içi derin çeşitlenmeyi gösteriyor ve Avrupa kökenli nadir U5 ise izole topluluklarda hatların nasıl kalabildiğine dair bir örnek sunuyor.