Orta Doğu'da patlak veren savaş ve İran'ın Basra Körfezi'ni fiilen ablukaya alması, küresel petrol piyasasını eşi benzeri görülmemiş bir acil durum planına itti. Hürmüz Boğazı'nı kullanamayan Suudi Arabistan, petrolü 1200 kilometrelik devasa bir çöl boru hattıyla Kızıldeniz'deki Yanbu limanına pompalayarak dünyayı ekonomik bir çöküşten kurtarmaya çalışıyor. Liman açıklarında toplanan devasa süper tanker (VLCC) filosu ise küresel pazarın şu anki tek can damarı.
Kuveyt ve Irak gibi komşu ülkeler depolama alanları tükendiği için petrol kuyularını kapatmaya başlarken, Kızıldeniz'de kurulan bu yeni "deniz köprüsünün" detayları ve barındırdığı devasa riskler şunlar:
30 SÜPER TANKER BEKLEMEDE
Financial Times ve Bloomberg verileri krizin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Normal şartlarda Yanbu limanına ayda sadece iki dev tanker yanaşırken, şu anda yaklaşık 50 milyon varil petrol yükleme kapasitesine sahip en az 30 VLCC (Çok Büyük Ham Petrol Tankeri) liman açıklarında toplanmış durumda. Sadece 48 saat içinde 25 dev geminin bölgeye yönelmesi, tahliye operasyonunun aciliyetini kanıtlıyor.
7 MİLYON VARİL ÇÖL ÜZERİNDEN BATIYA AKTARILACAK
Saudi Aramco CEO'su Amin Nasser'in doğruladığı üzere; Suudi Arabistan, Doğu-Batı boru hattını tam kapasiteyle çalıştırarak günde 7 milyon varil ham petrolü çöller üzerinden batıya aktarıyor. Ancak bu çözümün acımasız fiziksel sınırları var:
Yükleme Darboğazı: Boru hattı 7 milyon varil taşısa da, Yanbu terminallerinin gemilere yükleme kapasitesi günde sadece 4 ila 4,5 milyon varil. Bu durum, süper tankerlerin açık denizde uzun kuyruklar oluşturmasına neden oluyor.
Rafine Ürün Krizi: Boru hattı sadece ham petrol taşıyabiliyor. Orta Doğu'da işlenen dizel ve jet yakıtı gibi hayati rafine ürünler Avrupa gibi pazarlara ulaşamıyor. Günde 10 milyon varil petrol hala çıkış yolu bulamadan Körfez'de sıkışmış durumda.
HEDEF ŞAŞIRTAN TEHLİKE: KIZILDENİZ GERÇEKTEN GÜVENLİ Mİ?
Hürmüz'den kaçan gemiler, bu kez Kızıldeniz'de farklı bir ateş çemberinin içine giriyor. Asya'ya gitmek için Bab el-Mandeb Boğazı'nı geçmek zorunda olan tankerler, Husi saldırılarının ve İran füzelerinin menzilinde seyrederken "büyük bir risk" almaya devam ediyor. Nitekim BAE'deki Fujairah limanının bile dron saldırılarına hedef olması, savaşın uzantılarından kaçmanın neredeyse imkansız olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, piyasadaki bu tıkanıklık ve esnek olmayan petrol talebi yüzünden varil fiyatının 200 dolara ulaşmasının artık "çılgınlık olmadığını" vurguluyor.
ABD Başkanı Donald Trump, krizin ekonomik boyutundan ziyade stratejik boyutuna odaklanmış durumda. Yüksek fiyatların ABD gibi büyük üreticilere kâr getirdiğini belirten Trump, önceliğin benzin fiyatlarından bağımsız olarak İran'ı durdurmak olduğunun altını çiziyor.
Uluslararası Enerji Ajansı'nın piyasaya 400 milyon varil stratejik rezerv sürmesi analistler tarafından sadece bir "zaman kazanma" taktiği olarak görülüyor. Gerçek çözüm ise yegane anahtar olan Hürmüz Boğazı'nın açılmasından geçiyor.