Ailao Dağları'nın yamaçlarına basamaklar halinde işlenen teraslar, yalnızca pirinç üretimi için değil, aynı zamanda doğal su döngüsünü koruyan karmaşık bir ekosistem oluşturuyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bölge, yüzyıllardır modern barajlara ihtiyaç duymadan çalışan su yönetim sistemiyle dikkat çekiyor.

YÜZLERCE KİLOMETRELİK KANAL AĞIYLA BESLENİYOR

Hani halkı, dağların zirvesindeki ormanlardan gelen yağmur sularını kayalık geçitler ve doğal kaynaklar yardımıyla teraslara ulaştıran karmaşık bir sistem geliştirdi. Dört ana kanal ve 392 yan kanaldan oluşan sulama ağının toplam uzunluğu yaklaşık 445 kilometreye ulaşıyor. Böylece rezervuar kullanılmadan teraslardaki su seviyesi yıl boyunca korunabiliyor.

Bölge genelinde ormanlar, köyler, teraslar ve nehirlerden oluşan dört katmanlı yapı birlikte çalışıyor. Terasların bulunduğu alanlarda manda, ördek, balık ve yılan balığı yetiştiriciliği de yapılıyor. Bu yöntem sayesinde tarım ve hayvancılık birbirini destekleyen bütünleşik bir sistem oluşturuyor.

82 KÖYDE YAŞAYAN TOPLULUKLAR GELENEĞİ SÜRDÜRÜYOR

Yünnan'ın Honghe bölgesinde bulunan 82 köyde yaşayan Hani toplulukları, nesiller boyunca aktarılan geleneksel yöntemleri kullanmaya devam ediyor. Bazı bölgelerde dağların zirvesinden vadi tabanına kadar uzanan teras sayısı 3 bini aşarken, sistem yaklaşık 1300 yıldır kesintisiz biçimde işletiliyor.

Kaynak olarak ekle

2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan Honghe Hani Pirinç Terasları, insan ile doğa arasındaki uyumun en önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Uzmanlar, iklim değişikliği ve kırsal nüfusun azalmasının bu eşsiz sistem için gelecekte önemli zorluklar oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.