Büyük İskender’in Mezopotamya’da kurduğu ve antik dünyanın en büyük gizemlerinden biri olarak kabul edilen "Dicle’deki İskenderiye" (Alexandria on the Tigris), yaklaşık 1700 yıllık bir arayışın ardından Irak’ın güneyindeki çöl toprakları altında keşfedildi.
Tarihsel kayıtlarda sıkça adı geçen ancak zamanla izi silinen bu devasa liman kenti, Konstanz Üniversitesi’nden arkeolog Stefan Hauser liderliğindeki uluslararası bir ekip tarafından doğrulanarak arkeoloji dünyasında büyük bir heyecan yarattı.
Mısır’daki İskenderiye’nin doğu kardeşi olarak nitelendirilen şehir, Hindistan’dan Orta Asya’ya kadar uzanan ticaret yollarının kalbi olarak MÖ 324 yılında doğrudan İskender tarafından kuruldu.
ON YIL BOYUNCA ARAŞTIRDILAR
Yaklaşık on yıl süren çalışmalar boyunca araştırmacılar; dron fotoğrafları, sezyum manyetometreleri ve kapsamlı yüzey araştırmalarıyla Jebel Khayyaber bölgesindeki 6,5 kilometrekarelik alanın haritasını çıkardı.
Ortaya çıkan veriler, birbirini kesen geniş caddeler, devasa konut blokları ve liman yapılarıyla o dönem için "sıra dışı büyüklükte" ve planlı bir metropolisin varlığını kanıtladı. Uzmanlar, şehrin özellikle Mezopotamya’yı Hint Okyanusu’na bağlayan kritik bir ticaret kapısı işlevi gördüğünü ve beş yüzyıl boyunca bölgesel gücünü koruduğunu belirtiyor.
ŞEHİR TERK EDİLMİŞTİ
Keşfin en dikkat çekici yönlerinden biri, kentin kumlar altında neredeyse hiç bozulmadan günümüze ulaşmış olmasıdır. Tarihsel süreçte Dicle Nehri’nin yatağının değişmesi ve kıyı hattının güneye çekilmesiyle denizle bağlantısı kesilen şehir, ekonomik önemini yitirerek terk edilmişti.
Arkeologlar, bölgenin sonraki yüzyıllarda büyük yerleşimlere ev sahipliği yapmaması sayesinde antik bir kentsel yapıyı bozulmamış halde inceleme fırsatı bulduklarını vurguluyor.
Gelecek yıllarda yapılacak kapsamlı kazıların, hem Büyük İskender’in şehirleşme vizyonuna hem de antik çağdaki küresel ticaret ağlarına dair ezber bozan yeni bilgileri gün yüzüne çıkarması bekleniyor