Araştırmacılar, mağara tabakasından alınan örnekleri mikroskobik düzeyde inceleyerek farklı dönemlere ait yatak kalıntılarını analiz etti. Çalışma, insanların yalnızca uyumak için bitki örtüsünü kullanmadığını; aynı zamanda yataklarını temizlediğini, yenilediğini ve yaşam alanlarını düzenli tuttuğunu ortaya koydu.

KÜL TABAKASININ ÜZERİNE ÇİMENDEN YATAK YAPTILAR

Araştırmaya göre mağara sakinleri, yataklarını çoğunlukla Panicoideae grubuna ait otlardan oluşturdu. Dikkat çeken en önemli bulgulardan biri ise bu yatakların büyük bölümünün kül tabakalarının üzerine inşa edilmiş olması oldu. Bilim insanları, külün zemini daha kuru ve sıcak tuttuğunu, ayrıca böcekleri uzaklaştırmaya yardımcı olmuş olabileceğini değerlendiriyor.

İncelemelerde bazı yatak katmanlarının defalarca yenilendiği, üzerlerine yeni bitkiler serildiği, zamanla ezildiği ve kontrollü şekilde yakıldığı belirlendi. Araştırmacılar, bu uygulamanın mağarada binlerce yıl boyunca sürdürülen düzenli bir yaşam alışkanlığı olduğunu düşünüyor. Ayrıca mağarada daha önce benzeri görülmeyen üç farklı yatak yapısı tespit edilirken, toplamda altı farklı yatak tipi tanımlandı.

YAŞAM ALANLARINI SANILANDAN DAHA DÜZENLİ KULLANDILAR

Araştırma, yaklaşık 200 bin ila 43 bin yıl öncesine ait katmanları kapsıyor. Eski dönemlere ait yataklarda yoğun yanık izleri ve sık kullanım belirtileri görülürken, 60 bin ila 43 bin yıl öncesine tarihlenen daha genç katmanlarda daha az yanma ve daha hafif kullanım izleri tespit edildi. Bu durumun, mağaranın bazı dönemlerde daha kısa süreli veya daha küçük gruplar tarafından kullanılmış olabileceğine işaret ettiği belirtiliyor.

Kaynak olarak ekle

Araştırmacılar, Border Cave'deki bulguların tarım ve kalıcı yerleşimlerden çok önce yaşayan insanların yaşam alanlarını planlı biçimde düzenlediğini gösteren en güçlü kanıtlardan biri olduğunu vurguluyor. Çalışma, Journal of Archaeological Science dergisinde yayımlandı ve Güney Afrika'daki University of the Witwatersrand araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi.