1800'lerin sonunda Queensland eyaletinde şeker kamışı üretimi stratejik bir önem kazandı. Ancak çiftçiler, bitki köklerini kemirerek mahsulü yok eden "gri sırtlı şeker kamışı böceği" larvalarıyla baş edemez hale geldi. Queensland Şeker Deney İstasyonları Bürosu (BSES), kimyasal yöntemler yerine biyolojik kontrol yöntemini seçerek kamış kurbağalarını bölgeye getirdi.
Ağustos 1935'te Gordonvale bölgesindeki tarlalara salınan kurbağaların, böcek popülasyonunu bitirmesi bekleniyordu. Ancak kurbağalar, hedeflenen böcekleri yemek yerine bölgedeki diğer yerli türlere yöneldi. Ekolojik etkileri üzerine hiçbir ön çalışma yapılmadan doğaya salınan bu canlılar, kısa sürede kontrolden çıkarak kıtanın en büyük tehditlerinden biri oldu.
DOĞAL DÜŞMANI OLMAYAN ZEHİRLİ BİR DEV
Kamış kurbağaları, 25 santimetre uzunluğa ve 1,8 kilogram ağırlığa ulaşabilen dünyanın en büyük kurbağa türleri arasında yer alıyor. Bu canlıları tehlikeli kılan en önemli özellikleri ise "bufotoksin" adı verilen son derece güçlü bir zehir salgılamalarıdır. Yumurtalarından iribaş evrelerine kadar her aşamada zehirli olan bu tür, kendisini avlamaya çalışan yerli hayvanları saniyeler içinde öldürebiliyor.

Avustralya kıtasında bu zehre karşı bağışıklığı olan doğal bir avcı bulunmaması, istilanın hızlanmasına neden oldu. Kurbağalar sadece böceklerle değil; küçük memeliler, sürüngenler ve kuşlarla da besleniyor. Ayrıca evcil hayvan mamalarından çöplere kadar her şeyi tüketebilen fırsatçı bir beslenme yapısına sahipler.
YERLİ TÜRLER YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA
Hükümet verilerine göre, kamış kurbağaları nedeniyle 75 farklı sürüngen ve amfibi türü doğrudan tehdit altında bulunuyor. Özellikle tatlı su timsahları, monitör kertenkeleleri ve kaplan yılanları gibi yırtıcılar, bu kurbağaları avladıklarında zehirlenerek hayatlarını kaybediyor. Bazı bölgelerde tatlı su timsahı popülasyonlarının %70 oranında azaldığı kaydedildi.

İstila sadece yırtıcıları değil, besin zincirinin diğer halkalarını da etkiliyor. Kamış kurbağaları, gökkuşağı arı kuşlarının yuvalarına saldırarak yumurtalarını yiyor ve bu kuşların üreme başarılarını ciddi oranda düşürüyor. Ayrıca yerli kurbağa yavruları üzerinde de baskı kurarak ekosistemin dengesini tamamen değiştiriyorlar.
KONTROL ÇABALARI VE GELECEK SENARYOLARI
Avustralya hükümeti, 2010 yılında yaptığı resmi açıklamada, kamış kurbağalarını kıta genelinde kontrol altına alacak geniş çaplı bir yöntemin mevcut olmadığını kabul etti. Bilim insanları, bu istilacı türün yayılım alanının her yıl ortalama 40 ile 60 kilometre arasında genişlediğini tahmin ediyor. Bir dişinin tek seferde 30 bin yumurta bırakabilmesi, klasik yöntemlerle mücadelenin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.