Reklamsız Sözcü
DENİZ ZEYREK

ABD kimi tercih eder? “Türkiye’yi mi YPG/PYD’yi mi”

18 Aralık 2018

2011'den sonra yaşanan gelişmelere ve gelinen noktaya bakıldığında, ABD'nin Irak'ta olduğu gibi Suriye'de kalıcı olacağını söyleyebiliriz.
Başından beri gelişmeleri izleyen biri olarak şu tespiti yapabilirim:
ABD açısından Suriye'de yaşananlar, Irak'ta 2003'ten beri yaşananlardan ciddi farklılıklar taşıyordu. Örneğin:
– Saddam Hüseyin yalnız bir liderdi. 8 yıl kendisiyle savaşan İran, gidişine seyirci kaldı. Arapların desteğini bile alamadı. Devrilmesi çok kolay oldu. Rusya henüz toparlanma aşamasındaydı, Irak denklemine dahil ol(a)madı. Buna karşın hem İran, hem Rusya, Suriye denklemine girdi ve başat aktör oldu, Beşar Esad'ı yalnız bırakmadı.
– ABD, Saddam Hüseyin'i devirdikten sonra sadece Kuzey Irak'ta egemenlik kurmadı, Bağdat'ta da en önemli siyasi ve askeri güce dönüştü. Savaş öncesinde Türkiye ile bozulan ilişkiler, savaştan sonra düzeldi ve ABD, Irak'ın yeniden yapılanma sürecinde Türkiye ile de işbirliği yaptı. Buna karşın Suriye'de yalnız kalan ABD YPG/PYD dışında bölgesel güçlerle askeri işbirliği yapamadı. Türkiye gibi önemli bir müttefiki Rusya ve İran'ın yanında saf tutmakla kalmadı YPG/PYD nedeniyle ABD'ye tavır aldı.
ABD'nin Irak ve Suriye'de yaşadıklarının ortak yanları da vardı:
– İki ülkede de iç savaş çıktı.
– İki ülkede de IŞİD, El Kaide türü terör örgütleri çıktı.
– İki ülkede de Kürt gruplar ABD'nin en iyi müttefiki oldu. Suudi Arabistan, Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de ABD'nin yanında kaldı.
– Irak fiilen üçe bölündü. Suriye de üçe bölündü.
– İran, zamanla Irak'taki nüfuzunu da artırdı. Artık hem Irak'ta hem Suriye'de ciddi bir İran nüfuzu söz konusu.

Hedef 17 bin kilometrekare alan mı?

Daha önce iki ayrı harekatla Fırat Nehri'nin batısında 5 bin kilometrekare alanı kontrol altına alan Türkiye, Fırat Nehri'nin doğusunu da YPG/PYD'den arındırmak istiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından yola çıkan yerli ve yabancı medya da bugünlerde Mehmetçikten Suriye'ye yönelik büyük bir kara harekatı bekliyor.
Fırat'ın Anadolu'dan çıkıp Suriye topraklarına girdiği noktadan, Türkiye-Suriye-Irak sınırlarının kesiştiği Cizre'ye dek olan 450 kilometre boyunca devam eden sınırdan söz ediyoruz.
Bu sınırın hemen güneyinde bazı yerlerde 40 km'yi aşan derinlikte yaklaşık 17 bin kilometrekare alan ABD destekli YPG/PYD tarafından kontrol ediliyor. ABD ordusu o alanda bir çok üs bölgesi ile birlikte üç hava üssü oluşturmuş vaziyette.

ABD'nin istemediği unsurlar: ÖSO, Rusya ve İran

Kaynaklarım, Mehmetçiğin 17 bin kilometrekare alanı kapsayacak büyüklükte bir harekat planlamadığını söylüyor. O nedenle sınırlı bir harekat hedeflendiğini söyleyebiliriz. İç savaş öncesi Arap nüfusun ağırlıkta olduğu, bugün itibariyle ABD ordusuna ait üs bölgesi olmayan bir alanda “cep oluşturma” tercih edilebilir. Harekat sonunda 2 bin ile 5 bin kilometrekare bir alan kontrol altına alınabilir ve ÖSO'ya bırakılabilir.
Peki ABD ordusu, bunu kabul eder mi?
Teorik olarak IŞİD ile mücadele büyük ölçüde tamamlandığı için ABD ikna edilebilir, Trump yönetimi YPG/PYD'ye sırt çevirebilir ve o bölgede Türkiye'yle ittifak yapabilir.
ABD'nin YPG/PYD gibi ne zaman ne yapacağı belli olmayacak bir grup yerine Türkiye'yi tercih etmesi işten bile değil.
Ancak, Trump yönetimi, ÖSO unsurlarının önemli bölümünü “radikal” kabul ediyor. Türkiye'nin Suriye'de İran ve Rusya ile çalışmaya devam etmesini de kendi açısından risk olarak görüyor. Bu nedenle, Türkiye'nin bu üç unsurla ilişkisinde bir değişiklik olmadığı sürece ABD'nin Türkiye'ye bakışı da değişmeyecek gibi görünüyor.

“YPG gitsin Peşmerge gelsin” formülü mü?

Bitirmeden önce küçük ama önemli bir detaya dikkatinizi çekmek istiyorum. AK Parti'nin eski Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara 16 Aralık 2018 günü sosyal medyada şu mesajı paylaştı:
“Bugün ABD öncülüğünde yapılan ve PKK/YPG ile ABD yetkililerinin katıldığı toplantıda, Türkiye'nin yapmayı planladığı operasyonun nasıl engellenebileceği tartışılmış. Konuşulan çözümlerden birisi de PKK/YPG'nin bölgeden çekilmesi ve Iraklı Peşmergelerin bölgeye kaydırılması!”
Böyle bir gelişmeyi Türkiye kabul eder mi?
Şimdilik bir yorum yok.
Ancak böyle bir gelişmenin olması, gelecekte Irak ve Suriye sınırlarının buharlaştığı bir Kürt devletinin kapısını da aralayabilir.
Benden söylemesi.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more