Sözcü Plus Giriş
MESUT PARLAK

Büyükelçi

22 Kasım 2018

Ülkenin içinde bulunduğu siyasi sıkıntı, yalnız halka değil, siyasilere de bulaştı. Son dönemde CHP'de yaşanan tatsız bir tartışmaya bakacak olursak sanırım bana hak vereceksiniz. Yerel seçimlere kısa bir süre kalmışken yani ortada fol yok yumurta yokken CHP Başkan Yardımcısı Sayın Öztürk Yılmaz “TÜRKÇE EZAN” konusunu açarak gündemi karıştırmakla kalmadı, pimi çekilmiş bombayı da ortaya bıraktı. Sayın Öztürk, “Türkçe ezan” konusunu bir birey olarak düşünebilirsiniz, haklı da olabilirsiniz ancak ülke, şu an da yerel seçimlere hazırlanırken bu düşüncenizin partiye ne denli zarar verebileceğini düşünemediniz mi?

Üstelik disipline verilmenizden anladığım kadarıyla bu düşüncenizi  açıklamadan partinin yetkili kurulları ve yönetimi bilgilendirmediğiniz de ortaya çıkıyor. Ne yapmak istiyordunuz? Şu an AKP'nin eline çok büyük bir koz vermiş olmadınız mı?

Bu yetmedi, disipline verildiğinizi öğrendikten sonra ekranlardan, bizlerin daha önce sizi hiç görmediği bir üslupla Sayın Kılıçdaroğlu'na hakarete varan sözler sarf ettiniz…  “Bu disiplin soruşturması yanlıştır, hukuksuzdur kınıyorum. Beni rakip olarak görüyorsun. Parti içindeki yükselişimden rahatsızsın. Tarih seni yargılayacak. Siz aşağılık bir işe imza attınız. İstifa etmiyorum ne yapıyorsan yap. Sıkıyorsa at beni buradan rezil ol kepaze ol!” Bu konuşma size hiç yakışmadı.

Sayın Yılmaz, ben size eleştirmeyin demiyorum. Zaten demem de çünkü ben de yazılarımda Sayın Genel Başkanı eleştiriyorum. Ama hiçbir zaman saygı boyutunu aşmıyorum. Hatta diyebilirim ki, eleştirilerinizin bir bölümüne, parti üyesi olarak ben de katılıyorum. Ancak, siz sadece o partinin milletvekili değilsiniz, aynı zamanda Genel Başkan Yardımcısı ve hatta bence en önemlisi bu ülkenin yetiştirdiği saygın bir büyükelçisiniz. Bizler, geçmişten günümüze Türkiye'nin dış politikalarına yön veren saygın büyükelçilerimizi ekranlarda izlerken kıyafetlerinden tutun da konuşma üsluplarına kadar hayranlıkla izleriz.

Siz bakmayın Sayın Cumhurbaşkanı'nın ‘'MONŞERLER'' demesine. O “Monşerler”'dir, Türkiye'nin dış dünyadaki saygınlığını 2000'li yıllara taşıyan. Sayın Yılmaz, siz de değerli bir büyükelçisiniz. Ve CHP'nin dış politikasında partiye katkılar yaptınız. Ama bu son çıkışınızla, partiye gönül vermiş çoğu üyeyi üzdünüz.

Siyaset, kızgınlıkla ve sinirle yapılmaz. Siyasette başarılı olmanın koşullarından biri de sakin olmaktır. Sayın Genel Başkanı eleştirecekseniz, yeri partinin yetkili kurullarıdır. Ben sizin yerinizde olsaydım, yani o talihsiz konuşmayı yapacak duruma gelmiş olsaydım, ihraç talebiyle disipline verilmeyi beklemeden istifa ederdim. Ben de bu partinin bir üyesi olarak bu konuşmalarınızı asla onaylamadım ve onaylayamam. Sayın Kılıçdaroğlu, şu anda Genel Başkanımızdır, eleştirebiliriz ancak hiç kimsenin ona hakaret etmesine de göz yummayız.

SON SÖZ: “HER BİLDİĞİNİ SÖYLEME, HER SÖYLEDİĞİNİ BİL.”  A. CLAUDIUS

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more