Sözcü Plus Giriş
MESUT PARLAK

1 NİSAN 2019

8 Şubat 2019

Değerli Okurlar, şu an da Türkiye'nin tek gündemi ülkemi yönetenlere göre, 31 Mart Yerel Seçimleri… Sanki ekonomik sıkıntı sadece kağıt üstündeymiş, insanımıza hiç değmiyormuş gibi tüm yönetenler seçimlere odaklanmış durumda. Halbuki ülkede şu an da acil olarak çözülmesi gereken sorunların başında ekonomik sıkıntı daha sonra da siyaset gelmektedir. Ekonominin giderek daralması ve vatandaşın takatinin tükenmesi göz ardı edilecek bir durum değildir. Yani vatandaşın tek derdi “GEÇİM SIKINTISI”'dır.

Sayın Cumhurbaşkanı, aday tanıtımı toplantısında 11 maddelik manifestosunu açıkladı. “Memleket işi, gönül işi” diyerek yola çıktıklarını söyledi. Ve konuşmasını bitirirken de “CE-HA-PE çöptür, çukurdur, çamurdur” diyerek zamanında  İstanbul ve Ankara'nın yerel yönetimlerini böyle devraldıklarını belirtti. Haliyle “Vatandaş Mehmet”'in aklı karıştı. “Sayın Cumhurbaşkanı, İstanbul ve Ankara'nın yerel yönetimi bu zamana kadar zaten sizin elinizde değil miydi? O zaman, manifesto diye açıkladığınız maddeleri bu sürede neden yapmadınız?” diye sordu. Kim bilir, belki de Vatandaş Mehmet yanılıyordu, manifesto hazırlandığına göre bu süreçlerde AKP muhalefetteydi!!

Ama Cumhurbaşkanımıza göre durum belli, 25 yıl boyunca 2 kentin yönetimi sonrasında ortam güllük gülistanlıkmış! Bu güllük gülistanlığa ek olarak da yapılanları yeterli görmeyip, şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak yeni projeler hazırlanıyormuş.

Sayın Cumhurbaşkanı, kent için yeni plan ve projelerimiz var diyorsunuz da, proje yapılacak yer mi kaldı kentte? Eğer yeşil alan olarak mezarlıkları kastediyorsanız onda haklısınız. Gelin görün ki, yeşil alan olarak bırakılan depremdeki toplanma alanları bile imara açılmadı mı? Sayın Cumhurbaşkanı “parsel bazlı plan değişikliklerine asla geçit  vermeyeceğiz” açıklamanızdan birkaç gün sonra, Boğaziçi geri görünümde kalan 7.3 dönümlük arazide kişiye özgü plan değişikliğini kim yaptı? ÜSKÜDAR BELEDİYESİ! Yüzde yüz Sayın  Fatih Portakal'a hak veriyorum. Onun dediği gibi aklımızla alay geçtiniz, bari yok saymayın.

Yönetenler, kabul edelim artık, hem yaşayanlar hem de şehirler tükendi. 3. Havalimanı gerekli miydi? Uzmanlara göre Atatürk Havalimanı, ek 3,5 milyar dolar gibi bir harcamayla 110 milyon yolcuya hizmet edebilecek konuma getirilebilecekken, neden 10 katı büyüklükte bir havalimanı inşa ettiniz?

Yerel yönetimler şeffaf yönetilecekmiş!! Medyada çarşaf çarşaf yazılan 850 milyon liranın  belediye bütçesinden yandaş vakıflara aktarıldığı kamuoyuna açıklandı da bizlerin mi haberi olmadı? Bu mu şeffaflık? Manifestoda diyorsunuz ya, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde olduğu gibi mi halkla yönetimi gerçekleştireceksiniz? Halk seçecek belediye başkanlarını, siz metal yorgunluğu var diyerek hiçbir açıklama yapmadan görevden alacaksınız. Keşke aday belirlerken profesyonel futbolcular gibi sağlık kontrollerinden geçirip, ileride metal yorgunluğu olacak mı baksanız?

Halkla birlikte yönetim diyorsunuz ama TÜİK Başkanı, gerçek enflasyonu açıklayınca görevden alıyorsunuz. Sosyal belediyeciliği şöyle mi anlamalıyım? Fakir kal, sosyal yardım al, OY VER!

Güzelim ormanlar, temiz denizler, imara açılan yeşil alanlar, askeri araziler, taşınılacak Atatürk Havalimanı ve sahiller (Özellikle Ataköy sahili) bitti. Peki bu yeni projeleri nereye yapacaksınız? Proje yapacak yer kaldı mı? Ulaşım ve otopark sorununun çözüleceğinden söz ediyorsunuz, güldürmeyin! Geçmişten beri otopark yapabilmek için yeni yapılardan büyük paralar alındı da ne oldu?

İmar Barışına ne demeli? Ne demek imar barışı? Ne yaptıysan helal olsun, parayı ver barışalım öyle mi?  İlk imar barışı dediğinizde Boğaz yoktu, onu da barışa kattınız.

Sayın Cumhurbaşkanı, daha önce de belirttiğim gibi danışmanlarınız sizi yanlış yönlendiriyor…  Duyduğuma göre bir konuşmanızda Başakşehir Spor Kulübü'nü kendinizin kurduğunuzu söylemişsiniz. Ama gelin görün ki Başakşehir Kulüp Başkanı Sayın Göksel Gümüşdağ, kulübün 1990 yılında Başkan Sayın Nurettin Sözen tarafından kurulduğunu söyledi. Google amcaya sordum o ne diyor diye, üzülerek söylemeliyim  ki, akraba kulüp başkanını doğruladı. Konuşma metinlerini hazırlayan danışmanlarınızın kulaklarını çekin de, birazcık yandaş olmayan medyayı da takip etsinler.

Muhalefete sesleniyorum. Lütfen sadece salı günleri grup toplantılarında değil bire bir halkla konuşup bunları anlatın. Halka karışın. Sadece  yandaş olmayan birkaç gazete ve ekran kaldığı için grup toplantılarındaki söylemlerinizi maalesef halk duyamıyor.

Çok umutluyum bu yerel seçimden; siyasette çok hayırlı büyük bir değişim  yaşanacak. Bu büyük değişimi de, seçimde MUHALEFET değil HALK başaracak. Halk, AKP'ye direkt kırmızı kart gösterecek.

SON SÖZ: “SUÇLAMAK, ANLAMAKTAN DAHA KOLAYDIR. ANLARSAN, DEĞİŞMEN GEREKİR. PEYAMİ SAFA

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more