Sözcü Plus Giriş

Avrupa yeniden gündemimizde: Türkiye’nin ekseni tekrar Batı’ya mı kayıyor?

Avrupa ile Türkiye ilişkileri yeniden sokaktaki insanın da gündemine girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan AB ile ilişkileri yeniden güçlendirme çağrısı yaparken uzmanlar 'Türkiye uzun vadede Avrupa Birliği'ne girer mi?', 'Erdoğan açıklamaları ile neyi hedefliyor?', 'AB Türkiye'ye yaptırım kararı alır mı?' gibi soruları sozcu.com.tr okurları için yanıtladı.

Yaşar ÖZER
Güncellenme: 02:48, 01/12/2020
Avrupa yeniden gündemimizde: Türkiye’nin ekseni tekrar Batı’ya mı kayıyor?

Avrupa Birliği, Türkiye’nin değişmez gündem maddelerinden biri. Zaman zaman konu gündemimizden çıksa ve ilişkiler yay gibi gerilse de AB’ye üye olmak yıllardır ‘stratejik’ hedefimiz olarak ortada duruyor.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 21 Kasım Cumartesi günü partisinin 7. Olağan İl Kongrelerinde canlı bağlantı üzerinden yaptığı açıklamada Türkiye’nin geleceğini Avrupa’da gördüğünü söylemesi ses getirdi. Bilhassa son yıllarda ilişkiler neredeyse kopma noktasına gelirken Erdoğan, “Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa'da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz. Dostlarımızla ve müttefiklerimizle daha güçlü iş birliği halinde olmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı aynı zamanda hiçbir ülke ile diplomasi ve diyalog ile çözülemeyecek sorun olmadığını da söyledi.

9 Mart 2020 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel'e gerçekleştirdiği günübirlik çalışma ziyareti temasları kapsamında, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile bir araya geldi. Görüşmede Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da hazır bulundu. Fotoğraf: Depo Photos

Bu açıklamayı takip eden günlerde Avrupa Parlamentosu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetleriyle birlikte, 46 yıldır kapalı tutulan Maraş kentinin kısmen açılması kararını kınadı, “tek taraflı ve yasa dışı”  olarak nitelendirilen kararlar nedeniyle, 10-11 Aralık'ta toplanacak AB Konseyi'ni Türkiye'ye yaptırım uygulamaya çağırdı. AP'nin bağlayıcı olmayan ‘tavsiye niteliğindeki' kararında, “Türkiye'nin yasa dışı eylemlerine karşı harekete geçilmesi ve sert yaptırım uygulanması” istendi. Bu gelişmeler ışığında Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerini alanında uzman isimler sozcu.com.tr için yanıtladı.

1- ERDOĞAN'IN AÇIKLAMASI TÜRK DIŞ POLİTİKASININ SEYRİ İÇİN NE İFADE EDİYOR?

Emekli Paris Büyükelçisi Uluç Özülker, bu açıklamanın Avrupa ülkelerine üstü kapalı bir şekilde “çok ileri gitmeyin” mesajı verdiğini söylüyor. “Benim gördüğüm kadarıyla Cumhurbaşkanımızın bu açıklamasının, karşı taraf açısından inandırıcı olması biraz güç” diyen Özülker, Avrupa'nın hedefinde çok net bir şekilde AKP iktidarının olduğunu belirtiyor. Özülker, “Hedefleri kesinlikle Türkiye değil, hedefleri iktidardır” ifadesini kullanıyor ve şöyle diyor: “Tam tabiriyle söylüyorum, bu işi ‘Tayyip Erdoğan düşmanlığı' adı altında Türkiye'ye zarar verebilecek bir noktaya taşırlarsa Türkiye'nin onların istediği tavizleri verebilmesi mümkün değildir.”

ORAN: BÖLGEDE DENGEYİ SAĞLAMA PRENSİBİ

Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz Prof. Dr. Baskın Oran Cumhurbaşkanı’nın açıklamasını Türk dış politikasından ziyade kendi AKP iktidarı dönemine has dış politika hamleleri olarak yorumluyor. Oran, “Türk dış politikası açısından bunun hiçbir anlamı ve etkisi yok. Çünkü bu Erdoğan'ın dış politikasıdır. Türk dış politikası dediğimiz şey, 1923'ten ama esas olarak 1299'dan beri süren, hatta Bizans'a kadar uzanan bir politikadır. Türk dış politikası, Osmanlı dış politikasına çok benzer. Osmanlı dış politikası da Bizans'ın dış politikasına aynı şekilde benzer. Nedir bu? Bölgede dengeyi sağlamak ve hiçbir büyük devletin burada tek başına hâkim olmaması, Türkiye'nin kendi sınırları dışında macera aramaması, bu sayede rahat etmesi prensibine dayanır. Dolayısıyla Erdoğan'ın yaptıkları tamamen Erdoğan'ın iktidarda olduğu dönemle ilgili şeylerdir. Erdoğan'ın dış politikasıdır.”

Türkiye'nin sadece 1923'ten beri değil, 1718'deki Lale Devri'nden beri ‘Batıya yürüyen' bir ülke olduğunu kaydeden Oran, “Lale Devri, Batı’ya ilk kalıcı büyükelçilerin atandığı ve Batı’ya devlet tarafından ilk defa öğrenci gönderildiği dönemdir. Onun için Türkiye 1718'den beri kendini Batılı görüyor. Bunun sebebi de şudur: Osmanlı savaşları kaybetmeye başladığında ‘bu Batı benden üstün, onunla baş edebilmek için onun düzenini örnek almalıyım’ demiştir” diyor.

26 Mart 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ile çalışma yemeğinde Euxinograd Sarayı’nda bir araya geldi. Fotoğraf: Depo Photos

‘Erdoğan bu açıklama ile iki merkeze hitap etti'

Baskın Oran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ‘Avrupa açıklaması' ile iki merkeze hitap ettiği görüşünde. Oran açıklamayı “Erdoğan’ın mecburen iki merkeze muhtaç olduğunu gösteren müracaatlar” olarak değerlendiriyor. Oran’ın bu husustaki görüşleri şöyle:

  • Birincisi muhalefete yöneliktir. Muhalefete yaptığı müracaatı reform söylemidir.
  • İkincisi Avrupa Birliği'ne yöneliktir. AB'ye yaptığı müracaatı da ‘Avrupalıyız' söylemidir.

“Erdoğan'ın “ekonomi hukuk ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlatıyoruz” diye ilan etmesi, baştan beri başımızı döndüren zikzakların en sonuncusudur” diyen Oran, şöyle devam ediyor: “Erdoğan'ın bu iniş çıkışlarının Türk dış politikası açısından hiçbir anlamı yok. Çünkü bunlar kendi içinde tamamen tutarsız ve Erdoğan'ın iktidarda kalabilmek için sergilediği anlık çabalardır.”

'MUHALEFETTEN SERT TEPKİ'
Erdoğan'ın yüzünü Avrupa Birliği'ne dönen bu açıklamaları muhalefet cephesinde büyük bir tepki ile karşılandı. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Şu ana kadar Avrupa Birliği üzerinden ‘heyt' diye bağıran gazetecimsi arkadaşlar ne yapacak çok merak ediyorum. Asıl izlememiz gereken onlar, aptala döndü insanlar.” yanıtını verirken Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da Erdoğan'ın açıklamasına kayıtsız kalmayarak, 'Ekonomiyi batırdıklarını anlamaya başlayınca, Avrupa Birliği'nden söz etmeye başladılar. Pabuç pahalı tabii” demişti.
İlginizi ÇekebilirCumhurbaşkanı Erdoğan'dan dikkat çeken ABD ve AB mesajı...Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan dikkat çeken ABD ve AB mesajı...

 

2- YENİ BİR ‘EKSEN KAYMASI' MI YAŞIYORUZ?

Uluç Özülker, ‘eksen kayması' yorumlarıyla ilgili Fransa eski cumhurbaşkanlarından Charles de Gaulle'ün zamanında yazmış olduğu bir makaleye atıf yapıyor: “Son derece milliyetçi bir lider olan, Amerika ve İngiltere'yi sevmeyen Charles de Gaulle, zamanında net bir şekilde Türkiye'nin Avrupa'nın güvencesi olduğunu söylemişti. Fransa eski Cumhurbaşkanı Chirac ve Almanya eski Şansölyesi Schröder de ‘Türkiyesiz Avrupa düşünülemez' görüşündeydi.”

Türkiye'nin Avrupa için her zaman önemli bir ülke olduğunu kaydeden Özülker, “Ekonomik açıdan da gelişmiş bir Türkiye'nin hem pazar olarak hem de ekonomik partner olarak Avrupa için çok büyük önemi vardır. Ancak Türkiye'nin büyüklüğü aynı zamanda onun handikaplarından biridir” diyor. Eksen meselesini Avrupa'nın eski sömürgeci alışkanlıkları üzerinden değerlendiren Özülker, Türkiye'nin kendi bağımsızlığını düşündüğü noktada Avrupa ile her zaman çelişebileceğini belirtiyor. Avrupa'nın biat eden bir Türkiye istediğini söyleyen Özülker, “Biat eden Türkiye konusu da bugünkü koşullarda herhalde mümkün değildir” ifadesini kullanıyor.

“Mevcut koşullarda Batı ile diyalog da kuramıyoruz” diyen Özülker, “Azerbaycan meselesinde Azerbaycan haklıdır. Herkes bunu söylüyor. Makron'un da aynı şeyi söylediği yerde hep beraber ayağa kalkıp ‘Türkiye Azerbaycan'a nasıl yardım eder?' diye konuşmaya başlıyorlar” diyor. Özülker'in konuyla ilgili görüşlerini dinlediğimizde emekli büyükelçinin 30 yılı aşkın tecrübesi ışığında, ne Türkiye'nin Avrupa'dan ne de Avrupa'nın Türkiye'den vazgeçmek istemeyeceği sonucuna varıyoruz.

Brüksel’de Gümrük Birliği Anlaşması’nı imzalayan Başbakan Tansu Çiller, 1994’te Ankara’da Esenboğa Havalimanı’nda büyük ve coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanmıştı. Çiller’e yazılan pankartlarda ”Hoşgeldin Avrupa Fatihi” gibi sloganlar yer aldı. Fotoğraf: Depo Photos

Uluç Özülker: ‘Türkiyesiz Avrupa düşünülemez'

Türkiye'nin hiçbir zaman Yunanistan kadar kolay bir şekilde AB'ye girmesinin mümkün olmadığını belirten Özülker, Yunanistan’ın 6 yıl gibi kısa bir sürede hazırlık aşamasını geçip AB üyesi olduğunu belirtiyor. 1975’te başvurusunu yapan Yunanistan 1981’de Avrupa Birliği üyesi olmuştu. Özülker’e göre Türkiye hiçbir zaman Yunanistan gibi AB’ye teslim olmadı. Her şeyden önce tarihimiz ve kültürümüz AB’ye biat etmemize engeldi. “Türkiye AB ile masaya oturduğunda değişik boyutlarda itirazları olan bir ülkedir” diyen Özülker, o itirazları 4 maddede açıklıyor:

  • Müslümanlık, Avrupa açısından bir handikaptır. Tarihiniz peşinizi bırakmaz. Bir Avrupa ülkesi olsak bile geçmişte Hıristiyan dünyasıyla mücadeleye girmiş bir ülkeyiz. Bunu unutmazlar.
  • Ortadoğu ile hudut olmak onların menfaatine değildir. Bugünkü şartlar Amerika, Rusya ve bölgenin en büyük sınırdaşı olarak Türkiye'nin dışında burada kimsenin söz hakkı olmadığını gösteriyor. Ortadoğu'nun Türkiye'nin başında ne kadar büyük bir dert olduğunun farkındalar.
  • Üçüncü faktör ekonomiktir. Paris'teyken Sarkozy'ye sormuştum. Kendisi bana “Fransız vatandaşlarının yüzde 61'i, Türkiye ekonomik açıdan bizi yıkar diye düşünüyor” demişti. Türkiye büyük bir ülke. “Müslüman bir ülke” diye direkt söylemezler ama ekonomik açıdan “bizi perişan eder” diye düşünüyorlar.
  • Dördüncü faktör de dünyanın adım adım ilerlediği yeni dünya düzeni. Artık Batı’nın refah toplumları gerileme sürecine girmiştir. Türkiye bugün oluşmakta olan çok merkezli dünyada merkezlerden biridir. Bir yandan ekonomik, siyasi ve dış politikamızda pek çok hatalar yapıyoruz ama ona rağmen Türkiye gelişiyor ve güçleniyor. Hem zayıf ve zaaflarla dolu bir Türkiye var hem de dünya konjonktüründe Türkiyesiz bir orta doğu düşünülmesi mümkün değil.

2004 yılında Avrupa Birliği Genişleme Zirvesi’nin yapılacağı Kopenhag’da Başbakan Abdullah Gül ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi ile görüşmüştü.  Fotoğraf: Depo Photos

‘EKSEN HİÇBİR ZAMAN KAYMADI’

‘Yeni bir eksen kayması mı yaşıyoruz?' sorusuna yanıt veren Baskın Oran, Ahmet Davutoğlu'nun dışişleri bakanı olduğu dönemde benimsenen politikaya dikkat çekiyor ve Türkiye'nin ekseninin hiçbir zaman kaymadığını belirtiyor: “Geçmişte Oxford'daki bir konferansa katılmıştım. Ortadoğu konusunda Davutoğlu'nun ‘Stratejik Derinlik'ten kaynaklanan planları vardı. Konferansta ‘Artık Batı’ya değil Ortadoğu'ya yüzümüzü dönecek ve Ortadoğu'yu ‘yumuşak güç' ile, yani kültürümüzle yeniden bizim yapacağız' görüşü tartışılıyordu. Orada ‘hayır' demiştim. Çünkü Türk dış politikası Ortadoğulu saymaz kendini. Doğrudan doğruya Batılı sayar. O yüzden bu geçici bir hevesten ibarettir. ”

Türkiye'nin 1718'den beri Batı’ya doğru kesintisiz yürüdüğü kanısında olduğunu kaydeden Oran, şöyle devam ediyor: “Avrupa da görüyor bunu. O yüzden bu istisnai bir ara dönemdir onlar için. O yüzden karşıt açıklamaları fazla ciddiye almaz ve bozulmazlar. Yoksa şimdiye kadar on defa yol vermişlerdi. Müzakereleri durdurdular. Şimdi de Aralık ayında yapılacak olan AB zirvesini bekliyoruz.”

İlginizi ÇekebilirAB zirvesinde Macron ve Merkel'den Türkiye açıklamasıAB zirvesinde Macron ve Merkel'den Türkiye açıklaması

3- AB ZİRVESİNDEN TÜRKİYE İÇİN NE KARAR ÇIKACAK?

Baskın Oran: Türkiye konusunda kesin karar verebilmiş değiller

“Avrupa diplomasisi önce ikna etmeye çalışır. Bu yüzlerce yıl içinde olgunlaşmış bir gelenektir. Bağırıp çağıran liderlerin veya kurumların ise kaybettiği için bunu yaptığını bilir” diyen Oran'ın AB'nin Türkiye'ye yönelik yaklaşımı için görüşleri şöyle: “Örneğin liderlerin birbiri ardına yaptıkları açıklamalar birer uyarıdır. Merkel'in Aralık ayında yapılacağını söylediği AB zirvesi de bir uyarıdır. Efendice söylüyorlar, kaş kaldırıyorlar. Ancak bizim geleneğimizde böyle bir olgunluk olmadığı için, mevcut gelenek içinde yetişen ve bu gelenekten de kötü hareket eden Erdoğan, bağırıp çağırmaktan başka bir şey yapmıyor. Avrupa Birliği yönetimi de ‘gitmesi muhakkak olan, bir ara dönem olan Erdoğan yönetimiyle açık kavga etmeden ben bu işi nasıl kotarabilirim' diye düşünüyor. Bu konuda da kesin karar verebilmiş değiller. Hata yapmak istemiyorlar. AB'nin Aralık'taki toplantıda ne karar alacağını bilemem ama mealen söyleyebilirim: Türkiye'ye bu işin çok ciddi olduğu izlenimini verecek bir karar alacaklar. Bu iş ciddidir. ‘İktidarda kalmak için bize küfretmekle bu işi götüremezsin artık' diyecekler.”

Uluç Özülker: ‘AB Konseyi çok büyük bir yaptırımı göze alamaz'

32 yıl boyunca Türkiye-Avrupa ilişkilerine katkıda bulunmuş olan Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, 3 Aralık'ta yayınlanması beklenen AB Türkiye Raporu ve 10-11 Aralık'ta toplanacak olan AB Konseyi'ne dikkat çekiyor. AB Türkiye Raporu'nun bambaşka bir etki yaratacağını belirten Özülker, “Konseyde alınacak kararı görmek lazım. O zaman Türkiye konusunda daha net bir şeyler söylemek mümkün olabilir ama mevcut koşullarda gidişat çok hayırlı değil” diyor.

Özülker'e göre Avrupa ve Amerika, Türkiye'yi jeostratejik açıdan kaybetmek istemeyecek. Özülker, AB Konseyi'nin ciddi risk oluşturacağını düşündükleri için yaptırım konusunda çok ileri girmeyeceklerini düşünüyor. “Kesinlikle Türkiye'yi topyekûn bir yaptırım altına sokabileceklerine inanmıyorum” diyen Özülker, “Nereye kadar gidebileceklerini bekleyip görmek lazım ama gidişatımız parlak değildir” ifadesini kullanıyor.

 ‘MESAJ BÜYÜK ÖLÇÜDE ALMANYA'YA VERİLİYOR'

Yıllardır Avrupa üzerine çalışan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayhan Kaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasını ve Türkiye-AB ilişkilerini dış politika ve iç politika açısından değerlendirdi.

Ayhan Kaya, mesajın büyük ölçüde Almanya'ya verildiğini düşünüyor: “Cumhurbaşkanının ardından Dışişleri Bakanımız da benzer bir açıklama yapmıştır. İbrahim Kalın'dan da bu yönde açıklamalar geldiğini hatırlayalım. Birbiri ardına gelen bu açıklamalar gösteriyor ki, AB Liderlerinin 10 Aralık tarihindeki zirvesine yaklaşırken; Türkiye, Fransa tarafından gündeme getirilen müzakerelerin askıya alınması konusundaki önerisi karşısında bir manevrada bulunuyor. Türkiye'nin yerinin AB olduğu şeklindeki mesaj, büyük ölçüde Almanya'ya veriliyor diye düşünüyorum.”

Almanya'nın Türkiye ile ikili ilişkilerini büyük ölçüde büyük ölçüde mülteciler konusuna indirgediğini kaydeden Kaya, Türkiye'nin en azından mülteciler konusunda Türkiye ile iyi ilişkileri sürdürmek isteyen Almanya'ya etki etmek isteyebileceği görüşünde.

Profesör Ayhan Kaya

Ayhan Kaya, Türkiye'nin gerekçelerini şöyle özetliyor:

  • Türkiye uluslararası toplumda giderek yalnızlaştığını görebiliyor.
  • Rusya ile bu şekilde devam edilemeyeceği biliniyor.
  • Değişen uluslararası politik ve ticari dengeler içinde AB ile daha yakın ilişkiler geliştirmesi beklenen Biden yönetimi ile iyi ilişkiler geliştirilmesi gerekiyor.
  • Dolayısıyla reel politika açısından AB-ABD çizgisinde yer alması gerektiği düşünülüyor olmalı.

İç politika açısından

Ayhan Kaya, Türkiye tarafından son dönemde yapılan açıklamaları iç politika açısından yeni bir perspektife net bir şekilde ihtiyaç duyulmasına bağlıyor. Bu ihtiyacın ortaya çıkmasının gerekçeleri ise şöyle:

  • Pandemi koşulları da eklendiğinde derinleşen ekonomik kriz, toplumsal ve siyasal kutuplaşma
  • Ülkeye giriş yapan yabancı sermayenin neredeyse dibe vurması
  • Artan reel enflasyon, artan işsizlik ve benzeri olumsuzluklar

Ayhan Kaya, mevcut siyasal aktörlerin 2001 yılında iktidara geldiğinde Ecevit yönetimindeki koalisyon hükümetinin AB perspektifini devraldığını düşünüyor. Kaya, AKP iktidarının, bu perspektifin yarattığı siyasal, toplumsal, iktisadi ve hatta psikolojik katma değerden uzun süre faydalandığı görüşünde.

Ayhan Kaya'ya göre; iktidar geçmişteki tecrübesini ‘kendi dağarcığında ve repertuvarında bulunduran siyasal elit' benzeri bir hava yaratmayı hedefliyor olabilir. Kaya sözlerini şöyle noktalıyor: “Ülke içindeki ve dışındaki koşulların çok değiştiğini düşünürsek pragmatik nedenlerle yeniden kullanıma sunulmaya çalışılan AB perspektifinin içerdeki gerilimi azaltmaya yetmeyebileceği görülmektedir.”

İlginizi Çekebilirİngiliz Sunday Times'tan Erdoğan yorumu: Amacı Biden'dıİngiliz Sunday Times'tan Erdoğan yorumu: Amacı Biden'dı
Yayınlanma Tarihi:13:30,