Sözcü Plus Giriş
MESUT PARLAK

Danışman kimdir?

8 Mart 2021 Yazarlar

Dünyanın uygar ülkelerinde, o ülkenin yöneticileri, siyasi liderleri, holding patronları, konularında donanımlı ve liyakat sahibi danışmanlarla çalışırlar. Yani kimse kara kaşı kara gözü için işe alınmaz. Çünkü danışmanların görevi bağlı oldukları kişi ve kuruluşları başarıya ulaştırmak için projeler üretmek ve bilgilendirmektir.

Ülkemizde de hem Sayın Cumhurbaşkanı'nın, hem de siyasi liderlerin gerektiğinde konularında uzman danışmanlarla istişare edip ve bilgilendirildiklerini biliyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın da sayılarını net bilmemekle birlikte çok sayıda başdanışman ve danışmanları olduğu bilinmekte. Bu danışmanlar da kendi konularında gerektiğinde Sayın Cumhurbaşkanı'na bilgi aktarıyorlar.

Ancak bu danışmanların Sayın Cumhurbaşkanı'nı, ülkenin içinde bulunduğu koşullar hakkında yeterince bilgilendirdikleri konusunda ciddi kuşkularım var. Şayet tam bilgilendirme yapılmış olsa;

Yolsuzluk iddialarının yaygınlığı,
İşsizliğin geldiği boyutlar,
Ekonominin içinde bulunduğu durum,
Tarım sektörünün bitme noktasına geldiği,
Hukuk ve anayasal özgürlüklerin kısıtlandığı,
Çok sayıda gazetecinin cezaevinde olduğu,
İçinde bulunduğumuz uluslararası durumun vahameti gibi durumlar bu boyutlara gelmezdi.

Yönetenler gerçekleri öğrenir, bilgi sahibi olurlar, gerekenleri yaparlar ve bu sıkıntılar yaşanmazdı.

Danışmanlık görevinin ne kadar önemli olduğu, Kanuni Sultan Süleyman'ın fikirlerine çok güvendiği süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi ile aralarında geçen mektubunu anımsattı. Kanuni günün birinde Osmanlı İmparatorluğu çökmeye yüz tutar mı diye endişeye kapılır ve Yahya Efendi'ye mektup yazar. (Mektup, Topkapı Sarayı'nda sergilenmekte).

“Sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanlı'nın akıbeti nasıl olur? Bir gün olur da izmihlale uğrar mı?” der….

Yahya Efendi mektubu okur “Nemelazım be Sultanım” der.

Bu cevabı alan Sultan, Yahya Efendi'nin Beşiktaş'taki dergahına gider. Bu cevaptan bir şey anlamadığını ve açıklamasını ister.

Yahya efendi şu açıklamayı yapar;
“Sultanım! Bir devlete zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenlerde ‘nemelazım' deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, gizleseler, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin feryadı göklere çıksa da bunu taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. Devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir”

Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca sultan, söyleneni başını sallayarak tasdik eder, sonra da memleketinin böyle bir alime sahip olmasından dolayı Allah'a şükreder, bu türlü ikazlardan geri kalmaması için tembihte bulunarak oradan ayrılır.'

Görünen o ki, bize de danışmanlar konusunda dua etmekten başka çare kalmıyor.

SON SÖZ: İNSANLARI TANIŞIRKEN DEĞİL, TARTIŞIRKEN TANIRSINIZ. ÇÜNKÜ “SAKLANAN ÖFKE” KİŞİLİĞİ ORTAYA ÇIKARIR.

KONFÜÇYÜS

YAZARIN TÜM YAZILARI